Türk-Ulaşım-Sen : AMAÇ TCDD’NİN ÇAĞDAŞLAŞMASI MI? , ÖZELLEŞTİRİLMESİ Mİ?



TCDD’nin yeniden yapılanması ile alakalı 2011 yılı içinde Genel Merkezimizin ev sahipliğinde 2, bir kez de BTS Genel Merkezinde toplantı düzenlenmiş İşkolumuzda örgütlü dernek ve sendikalar bu toplantıya davet edilmiştir. Bu toplantılar ortak hareket edilmesi yönünde kararlar alınması açısından anlamlı ve yararlı olmuştur. Ne yazık ki toplantıların hiçbirine Ulaştırma Memur-Sen katılmamıştır.

Sonuçlarını sizlerinde bilgisine sunduğumuz bu toplantılarda;

Yeniden yapılanma adı altında çıkarılacak olan Demiryolu Kanununu kurumun tasfiyesi olarak görüldüğü, gelişen sürecin kaygıyla izlendiği,

Demiryollarının tasfiyesi dışında Ulaştırma Bakanlığı’nın bağlı diğer kuruluşlarda da yeniden yapılanmanın hız alacağı,

TCDD’nin yerleşik yapısı, yönetim anlayışı ve kurum kültüründe yapılacak değişikliklerle oldu-bittiye getirilerek bunun telafisi güç sonuçlar doğuracağı, endişesi ortaya konulmuştu.

Kaygılarımızda ve endişelerimizde ne yazı ki, haklı çıktık. Siyasi iktidar TBMM’yi by-pass ederek 1 Kasım 2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Ulaştırma Bakanlığının adını Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı olarak değiştirirken Bakanlığın teşkilat yapısında da yeni düzenlemelere gitmiştir.

Ulaştırma Bakanlığı’nın sadece adı değil yapısı da 655 sayılı KHK ile değiştirilirken bu KHK ile aynı zamanda TCDD’yi tasfiye sürecinin altyapısı hazırlanıyordu.

Kamuoyuna bu KHK’nin amacı “Demiryolu ulaştırması faaliyetlerinin, ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye kötü etkisi en az ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin diğer ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak” olarak sunulsa da

Esas amaç, TCDD’nin demiryolu taşımacılığındaki tekel durumunun kaldırılması ile serbestleşmenin, kâr dürtüsüyle hareket edecek özelleştirmenin önünün açılmasıydı.

Evet değerli arkadaşlar bu KHK ile oluşturulan Demiryolu Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün görevleri arasında sayılan “Demiryolu altyapı işletmecisi ve demiryolu tren işletmecileri ile demiryolu taşımacılığı alanında organizatör, acente, komisyoncu, gar veya istasyon işletmecisi ve benzeri faaliyette bulunanların hizmet esasları, mali yeterlik ve mesleki saygınlık şartlarını belirlemek, bunları yetkilendirmek ve denetlemek.” hükmü ile 155 yıllık Kurumun parçalara ayrılmasının ve demiryolu işletmeciliğini tamamlayan her türlü iş ve hizmetin 3. Şahıslarca yapılabilmesi önündeki yasal engeller kaldırılmıştır.

Özellikle yeni Genel Müdürlüğün görevleri arasında yer alan 8. Maddenin (d) fıkrasında bulunan “Demiryolu altyapı İşletmecileri” kavramı ile demiryollarında birden fazla altyapı işletmecisinin de bulunabileceği, yani altyapının da gerektiğinde özelleştirilebileceği açık bir hüküm olarak yer almıştır.

Bu haliyle 655 sayılı KHK demiryolu sisteminin piyasalaştırılması ve TCDD’nin tasfiyesi anlamına gelmektedir.

Artık kar etmediği gerekçesi ile hatların kapatılması ve trenlerin seferden kaldırılması, TCDD arazilerinin yağmalanması, Bağlı Ortaklıklar ve Fabrikalar ile destek birimlerin önündeki bütün yasal engeller kaldırılmıştır,

Dünya Bankasının finansmanıyla Booz-Allen&Hamilton Şirketi’nin 1995 yılında hazırladığı “TCDD’nin Rehabilitasyonu, Yeniden Yapılandırılması ve Finansman Raporu” başlıklı raporda;

“TCDD’nin ağırlıklı olarak yük taşımacılığı yapması, yolcu taşımacılığında ise, prestij trenlerinin kullanılması”

2002 yılında CANAC firmasınca yayınlanan raporda ise “kar getirmeyen hatların kapatılması, bu hatlardaki istasyon ve diğer demiryolu binalarının bir daha işletmeye açılmaması için satılması yada yıkılması, birkaç prestij treni dışında yolcu taşımacılığından vazgeçilmesi, taşımacılığın kaldırıldığı yerlerdeki arazi ve binaların elden çıkartılması, prestij trenlerinin de özelleştirilmesi, istihdamın daraltılması asli faaliyetin dışında kalan faaliyetlerden vazgeçilmesi, limanların, fabrikaların özelleştirilmesi” öngörülmüştü,

Son yapılan uygulamalara baktığımızda raporlarda belirtilen istemler siyasi iradenin bu yöndeki kararlılığı ile hayata geçirilmiştir.

Önümüzdeki dönemde hızı daha da artacak özelleştirme ve tasfiye uygulamaları ile mücadele edebilmek için sendikaların ve derneklerin kuracağı bir platform yeterli olmaz. Bunun yanı sıra çalışanların bu mücadelenin bizzat içinde yer alarak destek vermesi zaruridir. Bu kişisel beklentilerimizden ve emellerimizden çok daha önemlidir. Çünkü ortada bir kurum kalmazsa ne tayin olacak yer, nede atanacak unvan kalacaktır.

Sonuç itibari ile bugüne kadar uygulanan Yeniden Yapılanma çalışmalarının temelini az personel ile çok iş yaptırma, esnek ve kuralsız çalışma isteği oluşturmuştur. Yani amaçlanan istenen sürede, istenen yerde ve istenen ücrete personel istidamıdır.

Personel eksikliğinden dolayı son 6-7 sene içerisinde yaklaşık 20′ ye yakın demiryolcu arkadaşımız hayatlarını veya bedensel uzuvlarını kaybetmişlerdir.

Bütün çalışanları özelleştirme ve tasfiye uygulamalarına karşı duruşumuza destek vermeye çağırıyoruz. Bizimle olmaya çağırıyoruz. Çünkü başka TCDD, TÜVASAŞ, TÜLOMSAŞ ve TÜDEMSAŞ yok. Dolayısıyla bunlar olmazsa bizlerde yok’uz.

Önümüzdeki günlerde sendikaların yöneticileri yoğun biçimde alanlara inerek üye kaydetme çalışmalarına girecektir. Umarız bu çalışmalar sonucunda sendikasız çalışan kalmaz.

Arkadaşlar sizlere gelen sendikacılara lütfen TCDD’nin yeniden yapılanması ile Bağlı Ortaklıklarla alakalı bu güne kadar yaptıkları çalışmalar nelerdir, İş ve ücret güvencesi hakkındaki düşünceleri ve bu yöndeki çalışmalarını, Sendikadan ve sendikacılıktan beklentilerinin, amaçlarının, güçlerinin ve mevcudiyetlerinin nerelere ve kimlere dayandığını ne olduğunu lütfen sorun.

Kaynak : www.turkulasimsen.org

Reklamlar



İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.