Tramvay ve metroyu icat edenlere teşekkürler



Tramvayı icat edene teşekkür ediyorum. Aynı zamanda metroyu da. Her iki ulaşım aracına da raylı sistem denmesi tatsız bir resmî adlandırmadır bana kalırsa. Çünkü tramvay kelimesi dilimize Fransızcadan geçmiş olsa da benzer bir Türkçe kelimeden daha Türkçe geliyor bana. Sanıyorum tramvay kelimesindeki şiir yükü beni bu yargıya götürüyor. Bir de kelimenin sesindeki havadarlık beni tramvay kelimesine meftun ediyor. Benim için İstanbul demek tramvay demektir desem sanıyorum abartmış olmam.

Metro demek de İstanbul demektir benim için. Metro kelimesi de Fransızcadan gelme. Metro kelimesinde hafif bir kamburluk var sanki ama bu kambursu havanın içinde bir artistik ruh yaşıyor. Belki kambur ve kambursu kelimeleri hoş durmadı metro için ama meramı daha güzel ifade etmek açısından şöyle diyebiliriz; eğilimli bir duruşu var metronun. Eğilimli yani eğimli. Servi ağaçları gibi. Sıraserviler derkenki oluşan hava gibi bir hava. Ama bu havanın içinde alabildiğine artistik bir yaşama sevinci mevcut.

Tramvay ya da metroya her binişimde duyarım bu müstesna havayı. Gelip beni sarar sarmalar. Bu yüzden ben her tramvaya ya da metroya bindiğimde bir ulaşım aracına değil de bir şiirin içine girmiş gibi sanırım kendimi. Kış ortasında bile olsa baharda duyulan sevinci duyarım içimde. Nedensiz bir mavilik içinde bembeyaz çiçeklerle. Hesapsız bir güven duygusu verir. Artistik bir havada masmavi bir gökyüzü gibi geçer zaman. Kırlangıçlar uçar sevincin bulutlarında. Güzel yaşanmış bir aşk gibi.

Şimdi tam da İkinci Yeni şairlerinden, Türk şiirinin N vitamini (Roger Garaudy’nin Picasso için kullandığı bu nitelemeyi Cemal Süreya Nazım Hikmet için kullanıyor) Cemal Süreya’nın çok sevdiğim Üvercinka şiirini hatırlama zamanı. Bu ünlü şiiri bilen bilir. Ben burada sadece şu dizesiyle iktifa edeceğim; “Lâleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız”. Evet, ayrıca bir not daha; üvercinka kelimesi sözlüklerde yok; dilbilimci Doğan Aksan’a göre Cemal Süreya bu kelimeyi güvercin ve curnata kelimelerinden çağrışım yoluyla icat etmiştir. İyi etmiştir.

Metroya binmek için metro durağına her gittiğimde duraklarda bir güvercin curnatası havası gözlemlerim. Durakta metronun gelmesini bekleyen kalabalıktaki her insanda güncel hayatın hayhuyundan sıyrılmış bir romantik hava görürüm. Sanki orası bir ulaşım aracını bekleme durağı değil de güzel bir türkünün ikinci kıtasına geçilmiş gibi bir türkü havası yeri. Türkülerdeki gibi ince bir hüzün hâkimdir insanlarda. Aynı zamanda hareketli bir türkünün nakaratları gibi bir hava.

Türkü demişken bazı metro duraklarında güzel türkü söyleyen -tanımlamam hoş görülsün- ‘seyyar sanatçı’lar var. Almış sazını eline vuruyor sazın böğrüne böğrüne. İlk zamanlar tuhaf hatta ‘karanlık’ karşıladığım bu insanlara artık haksızlık ettiğimi düşünüyorum. Çünkü gerçekten onlar orada olmasa sanki oranın havasında bir şeyler eksik kalacak. Güzel de söylüyor bazıları. Hele toplumun bildiği güzel bir türkü olursa insanları daha çok etkiliyor.

Her metro durağına gidişimde durup o enstrümantal türküleri dinliyorum. Hatta bazen türkü dinlerken, gelen metroya da bilerek binmiyorum. Söylüyor madem böyle güzel bir türkü ben dinleyim de bari boşa gitmesin diyorum içimden. Böyle düşündüğüm zamanlarda bazen, sanki altın çamura düşmüş de herkes görmeden üzerine basıp geçiyor duygusuna kapılıyorum. Bazen de türküyü dinledikten sonra bende oluşan tarifsiz hüzünden dolayı duraktan tekrar dışarı çıkıp bir sigara içip geri durağa iniyorum.

Tramvayda böyle ritüellerim yok. Tramvay duraklarının açık alanda olmasından kaynaklanıyor galiba bu. Metro için söylediğim kamburumsu sözümü de azıcık tashih etmeliyim bu noktada. Metro, bir diğer adında ifade edildiği gibi, yeraltı taşıtı olduğundan durakların bazıları yerin altındadır. Yerin altında oluşu metro kelimesine bu duruşu sağlıyor olabilir. Ama tramvayda bu yok; tramvay oldukça özgür ve iyi niyetli.

Tramvay olsun metro olsun her ikisinde de artistik bir hava var. Aynen bir metnin şiir olmasını sağlayan hava gibi. Şiirden o havayı çıkardığınız zaman şiir, şiir olmaktan çıkar metin olur. Teknik olarak mısra olsa bile şiir olmaz. Diskur meselesi yani. Bu arada son dönem şiirimizde (Türk şiirinde) tramvay ve metro kelimesi sık ama yerinde ve güzel kullanılıyor. Buna da dikkat çekmiş olalım.

Tramvay ve metroyu icat edene tekrar teşekkür ediyorum.

Kaynak : www.milligazete.com.tr

Reklamlar