Türkiyenin uluslararası demiryolu koridorlarında yer alması ve CREAM Projesi

Türkiyenin uluslararası demiryolu koridorlarında yer alması ve CREAM Projesi
Türkiye stratejik ve jeopolitik konumunu transit taşımacılık alanında henüz tam olarak ‘paraya’ tahvil edemedi.
Bunun sağlanması ve Türkiye’nin bir koridorlar kesişimi olarak ‘para kazanması’ için çok sayıda bileşenin bir araya getirilmesi gerekiyor. Bunların arasında iç faktörler olduğu gibi uluslararası faktörler ve dengeler de yer alıyor. Örneğin, Avrupa Birliği büyük umutlarla başlatıp pek de başarı sağlayamadığı TRACECA Projesi’nde Türkiye’yi kapsam dışında bırakmıştı. Sadece Türkiye’yi değil İran ve Rusya’yı da. Sonuçta hayatın gerçekleriyle karşılaşan Avrupa Birliği Türkiye’yi de kıyısından projeye dahil etmeye çalışsa da proje birçok sebepten başarısız kalmaya devam etti.
Ulaştırma koridorları üzerinde ülkelerin karşılıklı mutabakat sağlamasıyla başarı şansını artırmak gerekiyor. Dolayısıyla tabii olarak uluslararası ulaştırma koridorları doğrudan uluslararası ilişkilerin ilgi sahasına giriyor. Öte yandan, demiryolları açısından bakıldığında durum iki sebepten daha önemli hale geliyor. Zira demiryollarının yük taşıma pazarından aldığı pay özellikle ülkemizde düşük ve ‘yeşil’ taşımacılık en başta demiryolları ile mümkün.
Avrupa’da TRACECA’nın başarısızlığından olsa gerek alternatif projeler de gündeme geliyor. Bunlardan bir tanesi CREAM Projesi. Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen bir araştırma projesi olan CREAM bir başka AB projesi olan TREND’e dayanıyor. Türkiye tarafında projenin lider ortağı Devlet Demiryolları oldu. Ekol, Balnak gibi şirketler de projeye destek veriyor.
Türkiye’yi de kapsayan akılcı bir koridor güzergahı sunan CREAM’i İstanbul Üniversitesi’nden Sibel Bayar Çağlak ve Güler Alkan’ın bir makalesi ve projenin nihai raporunun ışığında inceleyelim.
Asya-Avrupa ulaşım koridorları ve CREAM
TCDD’nin de dahil olduğu CREAM (Customer-driven Rail-freight services on a European mefa-corridor based on Advanced business and operating Models) Projesi’nin bir parçası olarak ileriki yıllarda Türkiye’nin hem kendi yüklerini Avrupa’ya taşıması hem de demiryolu transit taşımacılığını geliştirmesi mümkün. 2007 yılında TREND (Towards new Rail freight quality and concepts in the European Network in respect to market Demand) Projesi’nin bir kolu olarak faaliyetine başlayan CREAM Projesi’nin başlıca iki hedefi olduğu söylenebilir:
1. Proje güzergahının başlangıç noktasından bitiş noktasına kadar demiryollarını özellikle teknolojik olarak bir ve en iyi seviyeye getirmek ve bürokrasiyi (dolayısıyla ekonomik işlem maliyetlerini) olabildiğince azaltmak;
2. Türkiye üzerinden geçen Avrupa-Asya bağlantılarının güçlendirilmesi.
Türkiye; bulunduğu konum itibarıyla esasında birçok ulaştırma koridoru projesinin içinde yer alıyor. Avrupa-Orta Asya ve Ortadoğu arasında doğal bir köprü konumu ile taşımacılık yönünden büyük bir potansiyele sahibiz; üç kıtanın geçiş yollarında olan coğrafi konumumuz sebebiyle Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusu’na; Süveyş Kanalı ile Arap Yarımadası ve Hint Okyanusu’na; Türk boğazlarının Karadeniz ve Akdeniz bağlantılarıyla Avrupa ve Uzakdoğu’ya uzanan bir ulaşım ağının odak noktasındayız. Bu köşede önce de tartışıldığı gibi, Asya kıtasının ticarî öneminin artmasıyla Avrupa-Asya arasındaki ulaşım koridorları, özellikle demiryolu koridorları, kritik bir rol oynayacak. Bu durumda da Türkiye’nin bu gelişmelerin içinde yer alması da kaçınılmaz olacak.
Stratejik bir konumda yer alan Türkiye; Trans Avrupa, Pan Avrupa ulaşım şebekeleri, doğu-batı koridoru ve kuzey-güney koridorunu içeren çok sayıda muhtemel ulaştırma koridorunun merkezinde. Ancak alternatifsiz değil. İşte CREAM gibi projeler de bunun için önemli.
Proje, Avrupa Birliği Komisyonu’nun 6. Çerçeve Programı kapsamında maliyeti karşılanan TREND Projesi’ne uygun olarak hazırlandı ve bir Alman firması tarafından raporlandı. Avrupa Birliği 6. Çerçeve Programı bünyesinde Avrupa Birliği üye ülkelerin demiryolu bağlantılarının teknolojik ve yasal olarak uyumlandırılması amacıyla ortaya çıkan bir proje olan TREND (Towards new Rail freight quality and conceptsin the European Network in respect to market Demand) Projesi 2005 yılında başlatıldı. Proje 7 koridordan oluşuyor.
Proje, altyapı yöneticileri, demiryolu girişimcileri, intermodal operatörleri ve müşteriler gibi projeden yararlanacak tarafların belirlediği onlarca teknolojik ve operasyonel faaliyeti içeriyor. Bu projede Türkiye, Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Yunanistan, İtalya, İspanya, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Sırbistan Karadağ bulunuyor.
Proje kapsamında ilk başta iki koridor teklif edilmişti: Almanya-İspanya Koridoru ve (Hollanda)-Almanya-Tür-kiye Koridoru. Avrupa’dan Türkiye’yi transit geçerek Ortadoğu ülkelerine demiryolu taşımacılığına yönelik olarak müşteri ve paydaşlardan yoğun ilgi ve talep gelince bu ikisinden kazanan Almanya-Türkiye koridoru oldu.
Projenin Türkiye açısından iki ana faydası var. İlki Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin demiryolları ile entegrasyonunun sağlanması ve uyumun yerine getirilmesi. İkincisi ise Türkiye’nin demiryolu taşımacılığında aldığı payın artırılması, doğu-batı güzergahının merkezi haline gelme isteğidir.
İkincisini başarmak için; Devlet Demiryolları ve Türkiye’nin ısrarcı olması gerekiyor. Bu bağlamda ilk olarak Avrupa Birliği’nin Avrupa-Asya bağlantısında Türkiye’nin ana güzergah olabileceğine dair ikna edilmesi anahtar rol oynayacak.
Bu durumda AB hem finansal olarak yatırımlara destek verecek hem de yük potansiyelini bu güzergaha aktaracaktır. AB bu iki kıta arası geçişlerde rekabetçi bir yol avantajına sıcak bakabilir.

Kaynak : www.zaman.com.tr

Reklamlar

Benzer demiryolu haberleri

İlk yorum yapan olun

Yorumlar

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.