Hızlı tren gelir mi ola



Hızlı tren gelir mi ola :Türkiye’nin neden geri kaldığını anlamak için, aslında sadece demiryollarına bakmak bile ciddi bir fikir verebilir. Demiryolu çağına geç kalmış bir Türkiye, bunun bedelini 20. yüzyılın başında ağır bir şekilde ödemiştir. Şimdi hızlı tren, hatta yüksek hız trenler çağıdır.

Hafta sonu “Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi”nin temel atma töreni için TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman Bey’in davetlisi olarak Afyon’daydık. Törende yeniden demiryolcularla karşılaşıp, bir bölgemizin daha hızlı trene kavuşma heyecanını onlarla paylaşma fırsatı buldum. Daha dün denecek kadar yakın zamanda, hızlı tren çalışmaları yapmanın ne kadar zor olduğunu Demiryolları eski Genel Müdürü olarak size anlatabilir miyim bilemiyorum.

Kara trenin sonu

Demiryolcuların “rehabilitasyon projesi” adı altında başlattıkları, Ankara-İstanbul hattını iyileştirme çalışmalarını, hızlı tren projesine dönüştürmek, yaklaşık iki yılımı almıştı. Önce zamanın DPT bürokrasisi içinden, arkasından tükenmez bir “kin ve gayret”le hazine bürokrasisi içinden engelleme çabaları geldi. Basından yandaş buldular. Proje için bulduğumuz önemli bir kısmı ilk 13 yılı ödemesiz, 37 yıl vadeli, zamanın şartlarına göre çok ucuz krediyi engellemek için ne gayretler gösterildi ne mücadeleler verildi anlatamam.

Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin, Ankara-Eskişehir kısmının ihalesini yapıp, kredi anlaşmalarını imzaladıktan sonra, devreye yapımı üstlenici konsorsiyum girmişti, buna rağmen projeyi engellemek isteyenler asla durmadılar. Projenin imza ve tanıtım toplantısında bir gazeteci, “daha önce de hızlı tren projeleri yapıldığını” söyleyip, “Ayaş Tüneli”ne milyonlarca dolar para gömüldüğünü” hatırlatıp, “neden yeni bir projeyi başlattığımızı” sormuştu.

Cevabı kısaydı; ‘biz tanıdığımız bir zeminde ekonomik ve teknik rasyonaliteye uygun bir güzergahta mümkün bir proje yaptık. Amacımız Ankara’yı İstanbul’a hızlı trenle bağlarken, aynı zamanda Türk insanına hızlı treni göstermek, bunu yapmanın mümkün olduğunu kanıtlamaktır. Türkler, bir şeyi görüp onun mümkün olduğuna inanınca, ayağa kalkarlar. Yarın Erzurum, Sivas, Bursa, Afyon, İzmir hızlı tren istiyoruz diye ayağa kalkacaktır’ türünden bir açıklama yapmıştım.

Ulaşımda dönüşüm

Her neyse, bütün bunlar geride kaldı. “Devlette, hizmette süreklilik esastır” düsturuyla hareket eden TCDD’nin değerli Genel Müdürü Süleyman Karaman Bey, projeyi genişletip ikinci aşamasını da tamamlamak üzeredir. Yetiştirilebilirse önümüzdeki 29 Ekim’de Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi’nin bütünü tamamlanmış ve hizmete açılmış olacaktır.

Bugün Türkiye sadece demiryollarını değil bütün ulaştırma politikalarını yenilemek gibi büyük bir işe girişmiş bulunmaktadır. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, ulaştırma sisteminin birbirini tamamlayacak bir şekilde, aynı zamanda birbiriyle rekabet edebilecek teknik rasyonaliteyi ve altyapıyı oluşturarak, ulaştırma ekonomisinin imkanına sunacak çalışmalar içerisindedir. Sayın Bakan, sadece hızlı trenle değil, bölünmüş yollarla kara yollarında taşımacılığı etkin hale getirmenin yanı sıra Türk Hava Yolları’nı ülke içinde olduğu kadar, uluslararası düzeyde de bir marka haline dönüştürecek politikaları uygulamaya koymuştur.

Bütün bu gelişmelerin arkasında iki önemli husus bulunmaktadır. Bunlardan ilki siyasal istikrar, ikincisi ise bu istikrarın kalkınma için gerekli olan, ulaştırma altyapısının oluşturulmasında kararlılık gösteren bir siyaset anlayışıdır. Başbakan Erdoğan’ın, cumhuriyet tarihinde, ulaştırma altyapısına en yüksek düzeyde yatırım payı ayıran bir hükümetin başbakanı olmasının, ulaştırma sisteminde yaşanan dönüşümün temelini oluşturduğunu söylemeye gerek var mıdır?

Kaynak : www.bugun.com.tr

Reklamlar