Türk işi metro : İZBAN



Türk işi metro : İZBAN :Evet, İzban’ın metro olmadığını biliyoruz. Fakat Buca’lılar olarak gerçeğini bulamayacağımızı bildiğimizden ona razıyız ve o nedenle metro diyoruz.
Aslında düşünce güzel; şehir içindeki demiryolu hatlarını metro standartlarına yükselterek yeni vagonlarla şehir içi taşımacılığı yapmak. O nedenledir ki, diğer metrolar gibi yapılmasını uzun süre beklemedik biz. Kısa sürede kavuştuk metromuza.
Efendim, gelelim sadede. Sabah işe gitmek üzere besleme hattı otobüsüyle geldik Şirinyer İstasyonuna. Bizi bir levha karşılıyor: “dikkat ıslak zemin düşebilirsiniz”. Tam üç kıştır her yağmurda bu levhaları görüyoruz. Daha kaç kış göreceğiz bilmiyoruz. Mimarisi güzel ve kullanışlı olarak dizayn edilmiş istasyonlarımız maalesef yağmura dayanıklı değil. Şimdiye kadar kullandığım bütün İzban istasyonları istisnasız her yağmurda akıyor.
Diyelim düşmeden trene bineceğiniz alt kata indiniz, bu sefer duracak yer sorununuz var. Zira istasyon yolcu kapasitesine göre dar. Nitekim güvenlik görevlisi sık sık ikaz ediyor:
-Koridoru boş bırakalım, ortada yer var lütfen ilerleyelim!
Uyarıya uydunuz, bekleyecek bir yer de buldunuz ve tren de geldi. Fakat binmek ne mümkün. Tren dolu gelmiş, binecek yer yok. Başlıyor bir itiş-kakış. Vagona kafasını sokabilmiş güvenlikçiden bu sefer trendekilere yapılan tanıdık ama hiç de metroya yakışmayacak bir başka anons:
-İlerleyelim beyler, arka taraf boş!
Trende nefes alacak yer de kalmayınca hoparlörden bir başka anons duyuluyor:
-Bir sonraki tren beş dakika sonra gelecektir. Lütfen kapıları zorlamayalım!
Her sabah çektiği eziyetten sonra vatandaş, anlaşılan kendisi binmeden kapıların kapanmasına izin vermiyor. Bu nedenle de tren hareket edemiyor.
Sonunda vatandaş pes ediyor ve tren geç de olsa hareket ediyor. Tabi ki bekleyenlerin yarısını geride bırakarak. Bu arada yeni gelen vatandaşlarla tekrar duracak yer sıkıntısı baş gösteriyor ve aynı film tekrar oynanıyor.
Trene bindik diyelim. Bu sefer bizi üç tane duyuru karşılıyor:
-Yeni gelecek trenlerle sefer sıklığını 5 dakikaya indirmeyi hedefliyoruz!
-Hilal İstasyonumuz açıldı. Artık Konak 9 dakika!
-Halkapınar İstasyonundaki yaya yolunu genişlettik.
Tam anlamıyla itiraf bu. Meali:
-Yolcu sayısını tahmin edemedik, ona göre tren setleri alamadık. Gelecek inşallah ve o zaman istasyonda duracak yer bulabileceksiniz!
-İzban’ı kullanarak metro ile aktarma yapacak yolcuların Konak’a gidişlerinin otobüsle gidecekleri süreden daha fazla olduğu anlaşılınca hatta yeni bir istasyon zaruri hale geldi ve belki dünyada ilk defa metro hattında araya yeni istasyon koyduk. Kervan yolda düzülür yani.
-Halkapınar’da aktarma yapacak yolcu sayısını hesaplayamadığımızdan dar yaptığımız aktarma yaya yolunu genişlettik.
Bu arada, günde binlerce vatandaşın bindiği trenlerin camlarındaki kirden görebilirseniz, denizi seyretmeniz de mümkün tabi ki.
Kısacası, çağdaşlığın mini etek ve Atatürk Fotoğrafı ile temsil edildiği İzmir’de, medeni ülkelerde çağdaş bir ulaşım aracı olarak bilinen metromuz bu durumda.
Şaşırtıcı olan, “başkalarının ekmeğine yağ sürmeyelim” saiki ile, yaşanan bütün olumsuzluklara karşı gösterilen “Bizimkilerin Sessizliği”.
Evet, seçimler yaklaşıyor. Rakiplerinin İzmir’i ötekileştirme çabaları ve bol miktarda çalınacak “Onuncu Yıl Marşı” yönetenlere tekrar seçimleri kazandırmaya yetecek mi bilmiyorum ama İzmir’in ileriyi göremeyen, ufku dar ve beceriksiz kişiler tarafından yönetildiği bir gerçek.

Kaynak : blog.milliyet.com.tr

Reklamlar