İki kıta arasına demiryolu yapmak ne demektir

İki kıta arasına demiryolu yapmak ne demektir :Türkiye’nin, demiryolu çağına geç girmesinin bedeli ağır olmuştur. Aslında demiryolu bir ulaşım sistemi olarak endüstri devriminin altyapısıdır. Dolayısıyla demiryolu çağına geç girmek, sanayi devrimine uzak kalmak demektir. Zaten öyle olmuştur. Türkiye sanayi devrimine çok uzak kalmıştır ve çok uzun süre bunun sorunlarını yaşamıştır.
Bu tespite şunu da ilave etmek gerekir: Türkiye bu gecikmeyi yaşamamış olsaydı büyük toprak kayıplarının önüne geçilebilir, imparatorluğun önemli bir kısmı korunabilirdi.
Yol ve devlet
Sultan Abdülhamit Han Türk siyasi tarihinin tarih bilinci hem uluslararası ilişkileri kavrama ve yönetme hem de çağı yani zamanın ruhunu anlama bakımından müstesna bir hükümdardır.
Onun Hicaz Demiryolu Projesi’nin, bir anlamda bugünkü Ortadoğu coğrafyasının önemli bir kısmını, yeni çağın imkanlarıyla Anadolu’ya entegre etme projesi olduğunu söyleyebiliriz. Eğer demiryolları yatırımları, daha önce yapılsa ve ülke bu tecrübeye sahip olsaydı, Hicaz Demiryolu Projesi’ne daha evvel başlanıp, bitirilebilseydi, bugünkü Suriye, Arabistan, topraklarının sömürgeciler tarafından ele geçirilmesi önlenmiş olabilirdi. Batı bütünüyle bunun farkındadır ve zaten proje de geç kalındığı için buna izin verilmemiştir.
İlk Marmaray geçiş projesinin de Abdülhamit Han döneminde yapılmış olması, Batı’nın nasıl bir stratejik akılla karşı karşıya olduğunu gösterecek bir olaydır. Abdülhamit Han’ın talihsizliği, Batı’nın sanayileşmede mesafe aldığı bir dönemde, neredeyse yüzyıllık bir gecikmeyle bu meselenin altından kalkmaya çalışmak zorunda kalmış olmasıyla ilgilidir.
“Zamanın Ruhu” diye bahsedilen hadise, bundan başkası değildir. Sanayi, zamanın ruhudur ve imparatorluk bu zamanda, eski bir çağın, “tarımsal çağın” ruhundan çıkamamıştır.
İmparatorluktaki Batıcı aydınlar ve bürokratlar, sanayi çağının ruhunu yabancı, Batı’nın bohem hayatını, yaşama tarzını, balolarını, şiirini, tiyatrosunu, kılık kıyafetlerini idealize etmişler ve onların peşindedirler. Değişimi kavrayamayan geri bir zihniyet dünyası.
Türkiye, bütün bunlara rağmen imparatorluk döneminde yaklaşık 16 bin kilometre demiryolu yapmıştır. Gecikmiş bu yatırımlar imparatorluğun derdine deva olmamış fakat ayrılıp, bağımsızlığını ilan eden ülkelerin daha sonraki modernleşme çabalarına katkı yapmıştır. Mesela Yunan demiryollarının ana hatları halen Türkler döneminden kalmadır. Bu durum diğer birçok Balkan ve Ortadoğu ülkesi içinde geçerlidir.
Küresel ağ
Demek ki zamanında Türkiye’yi entegre edip, ekonomik ve toplumsal bütünlüğe katkı yapabilecek demiryolu ağı ülkenin dağılmasıyla gecikmeden dolayı yeni kurulan devletler için imkan haline gelmiştir hatta onları entegre etmiştir denilebilir.
İmparatorluktan cumhuriyete kalan demiryolu uzunluğu 4 bin kilometre kadardır. Cumhuriyetin kurmay kadrosu, imparatorlukta yaşadıkları problemlerden dolayı demiryolunun öneminin bilincindedirler. Fert başına düşen milli geliri 50 dolar civarında olan, kapalı bir köylü ekonomisinde imkansızlıklara rağmen 3 bin 700 kilometre kadar demiryolu inşa etmeyi başarmışlardır.
Türkiye’nin özellikle demiryolunu ihmal etmesinin, bu vizyonu kaybetmesinin, ekonomik kalkınma sorununda, az gelişmişlik meselesinin uzamasında olumsuz bir etkisi olmuştur.
Bugün Türkiye Marmaray’ı yaparken, iki kıta arasına ray döşerken aynı zamanda yeni bir çağa hazırlandığını ortaya koymaktadır. Marmaray’la, yeni hızlı tren projeleriyle Türkiye demiryollarıyla, küresel sürecin, küresel ağın altyapısını inşa etmektedir.
Bu tarihi adımların atılmasına tanklık etmek, bu sevinci duymak güzel bir duygu.

Kaynak : http://www.bugun.com.tr

Armin

sohbet

İlk yorum yapan olun

Yorumlar