Schneider Electric | Demiryollarında hayata geçirilecek çok proje var



Demiryollarında hayata geçirilecek çok proje var :Schneider Electric, aldığı satınalmalarla raylı sistemler sektöründe de iddiasını artırarak sürdürüyor. Schneider Electric Ulaşım Satış Müdürü Can Ceylan; “Pazar çok büyük, demiryollarında hayata geçirilecek çok proje var. Kaba bir tahminle 200-250 tane yeni trafo merkezinin yapılmasını bekliyoruz” diyor.

Yakın zamanda raylı sistemlerde hizmet vermeye başlamasına rağmen dünyanın önemli markalarıyla yaptığı işbirliğiyle bünyesine aktardığı teknik donanım ve tecrübeyi Türkiye’deki projelerinde hizmetine sunan Schneider Electric, son olarak Ankara Metro projesi M3 ve M2 Hatlarındaki çalışmasıyla adından söz ettirdi. Schneider Electric Ulaşım Satış Müdürü Can Ceylan ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide Ceylan, hizmet verdikleri İzmir ve Ankara projelerinin detaylarının yanı sıra raylı sistemlerin ülkemizdeki gelecek vizyonuna ve firmalarının bu vizyonda üstleneceği rolüne dair bilgiler verdi. Son yıllarda yapılan ve 2023’e dek planlanan projelerle sektörün çok hareketli bir yapıya büründüğünü söyleyen Ceylan, 2023 vizyonuna sadık kalındığı taktirde dünyada ses getirecek çapta projelerin hayata geçirileceği yoğun ve başarılı bir geleceğin bizleri beklediğini söyledi.

Schneider Electric’in raylı sistemler özelinde dünyada ve Türkiye’deki yapılanmasından kısaca bahsedebilir miyiz?

2010 yılında Areva Firmasını Schneider Electric tarafından satın alınması sonucu Schneider Electric raylı sistem pazarında önemli bir oyuncu haline geldi. Ekipmanlar arasında direkt raylı sistem projelerine has üretilen ekipmanlar da var. Bu satın alma sürecinden sonra İzmir Metrosu’nda yer aldık. Şu an da Ankara Metrosu’nu yapıyoruz.

Bu projelere ne tür hizmetler sunuyorsunuz?

Bu metro projelerinde biz komple trafo merkezleri yapıyoruz ve aynı zamanda scada sistemlerini yapıyoruz. 2011 yılında scada alanında Schneider Electric bir satın alma daha yaptı ve Telvent firması Schneider Electric’in çatısı altına girdi. Böylelikle raylı sistemlerde komple çözüm sunabilecek donanıma geldik. Ankara Metrosu’nda ilk Sincan-Batıkent hattıyla başladık, sonrasında Ümitköy-Kızılay hattı dahil oldu. Dolayısıyla iki metro hattını şu anda bitirmiş olduk. M 4 ve M 5 hatlarındaysa çalışmalarımız sürdürüyoruz.

Tramvay projelerine bakacak olursak; yine Telvent’in bize yaptığı katma değerler var. Tren öncelik sistemi dediğimiz tramvay sinyalizasyon sistemini de bünyemize katmış olduk. Schneider Electric Türkiye olarak biz burada bir çözüm merkezi oluşturduk ve buradan civar ülkelere de raylı sistemler alanında hizmet sunmaya başladık. Kuzey Afrika ülkeleri ile çalışıyoruz. Cezayir’de halen devam eden bir projemiz var. Azerbaycan’daki projelere ekibimizle birlikte hizmet vermeye çalışıyoruz. Tabii bu çalışmalar İspanya ile ortak yürütülüyor. Telvent’in merkezi İspanya olduğu için bilginin Türkiye’ye aktarılma süreci söz konusu. Bu süreçte 1-1,5 yıl içerisinde tamamlanacaktır.

Raylı sistemlere sunduğunuz ürünler ve bu ürünlerin firmalara getirdiği artılardan bahseder misiniz?

Özellikle metro ve tramvay projelerinde kullanılan DC sistemler yani doğru akım şatlama sistemlerini Türkiye’de bir tek Schneider üretiyor ve Türkiye’den civar ülkelere gönderiyor. Aynı zamanda trafo fabrikası da Areva ile birlikte bünyemize geçtiğinden beri trafo imalatımız da Gebze’deki fabrikamızda yapılıyor. Orta gerilim hücrelerimiz de Manisa’daki fabrikamızda üretiliyor. Ürünlerimizin neredeyse tamamında Türk mühendislerinin imzası var. Bu noktada Türk ekonomisine önemli katkı sağladığımızı düşünüyoruz. Söz konusu departmanların Ar-Ge merkezleri de bünyemizde bulunuyor. Dizayn ekibi de dahil olmak üzere yaklaşık 80 kişilik bir Ar-Ge ekibimiz var.

Merkez, raylı sistemler özelinde Schneider Türkiye’yi nerede konumlandırıyor? İleride yeni ülkeler bağlanacak mı, yeni yatırımlar olacak mı?

Elimizde bu kadar imkan ve kaynak olmasından dolayı önemli bir noktadayız. Bilgi sağlamak için de zaman zaman bize başvuruyorlar. Bizim Türk müteahhitleri de civar ülkelerde çok aktif olmaları sebebiyle bunların satışı ve projenin tamamlanması noktasında da Türkiye’nin önemli bir rolü oluyor. Hem bizim, hem de civar ülkelerdeki pazarımızın hareketliliği önemli bir nokta. Schneider’ın merkezi bizi hem çözüm merkezi, hem de hizmet sağlayıcı bir ülke olarak görüyorlar.

Türkiye’de raylı sistemler alanında hayata geçirilen büyük projeler var, aynı şekilde 2023’e konulmuş yüksek hedefler mevcut. Sektörde faaliyet gösteren firmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Temelde bizim avantajımız şu; diğer pazarlarla kıyaslandığında raylı sistemlerde oturmuş bir düzen olduğu söylenebilir. Yatırımlar genelde devlet desteğiyle yapılıyor, bu da büyük avantaj. Uluslar arası şirketlerin dikkatini çekebilmek için finansal tarafının güven verici olması gerekiyor. Türkiye bu anlamda da yabancı yatırımcıları çekiyor. Avrupa Yatırım Bankası, Asya Kalkınma Bankası ya da Orta Doğu’daki yatırımcılar finansmanını Türkiye’ye açmış durumdalar. Bu bakımdan raylı sistem pazarının daha önceki yıllarda olduğu gibi önümüzdeki süreçte de günlük krizlerden ya da politik durumlardan diğer pazarlar gibi etkilenmeyeceğini düşünüyoruz. Bir projenin oluşması, ihale noktasına gelmesi üç sene alır, bir o kadar sürede de proje gerçekleşir. Dolayısıyla günlük sarsıntılardan etkilenmeyecek bir yapıya sahiptir.

TCDD’nin yürüttüğü projelere ne tür hizmetler veriyorsunuz?

Schneider Electric olarak TCDD’nin yürüttüğü projelerde trafolarımızla yer almak istiyoruz. Taahhüt noktasında fazla katma değer sağlayacağımızı düşünmüyoruz. Zaten TCDD projeleri, yerli mühendislikle çözülmüş ve yerli müteahhitlerle ilerleyen bir sisteme sahip. Biz burada en optimum ürünlerle bu projeleri destekleyecek konumda bulunmak istiyoruz. Trafolar bu işin kalbidir. Trafo fabrikalarımız ciddi deneyime sahip. TCDD’nin ihtiyaç duyduğu güçte trafoların imalatını yapabilen üç firmadan biriyiz. Pazar çok büyük, demiryollarında hayata geçirilecek o kadar çok proje var ki bu üç fabrika anca yetişir. Önümüzde çok büyük projeler var. Kaba bir tahminle 200-250 tane yeni trafo merkezinin yapılmasını bekliyoruz. 2023 kalkınma planına sadık kalındığı noktada önümüzü görmekte sıkını çekmeyiz.

En son hangi projeyi hayata geçirdiniz?

Yeni bitirdiğimiz en önemli projelerden biri; Ankara Metrosu’dur. Bu projede bir rekor kırıldığını düşünüyorum. Sözleşmenin imzalanmasına müteakip 7 ayda yaklaşık 14 tane yolcu istasyonunun ve trenlerin beslemesini sağlayan CER merkezlerinin teslimatını yaptık ve scada sistemlerini devreye aldık. Bu başarılması zor bir süreydi. Deneme sürüşleri başladı, başbakan ve ulaştırma bakanının katılımıyla test sürüşlerini başlattık.

Şu an üzerinde çalıştığınız bir proje var mı?

Anahat raylı sistemler için sunabileceğimiz hizmetler tren trafik kontrol sistemiyle sınırlı. Bu şu demek; elinizde farklı firmaların yaptığı raylı sistem altyapıları vardır, tren trafiğini tek bir merkezden yönetmek istersiniz, dolayısıyla alt tarafta çalışan sistemlerin markasından bağımsız olarak biz tren trafik optimizasyon sistemini sunuyoruz. Bu da Telvent’in sisteminde olan bir know-how. Bunun dışında demiryollarında sinyalizasyon noktasında yokuz.

Global bir şirketin Türkiye ayağısınız, aynı zamanda yabancı şirketlerle iş ortaklıklarınız bulunuyor. Dünyayı gözlemlediğinizde Türkiye’deki raylı sistemlerde otomasyon kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin bu anlamda çoğu ülkenin önüne geçtiğini düşünüyorum. Enerji noktasında çok fazla yenilik yok, sonuçta elektriğin bir yerden bir yere taşınması söz konusu. Verimliliği artırmak adına optimizasyon çalışmaları yapıyoruz. Bunları da genelde yazılımlarımız üzerinden gerçekleştiriyoruz. Enerji beslemesi yanında yolcu istasyonlarının yönetimini de aynı scadanın içinde bulunduruyoruz. Tünel havalandırmasından trenin çektiği yüke kadar hepsini aynı sistemde görüp gereken senaryoları uygulama imkanımız oluyor. Anahat Raylı sistemlere genel anlamda bakılırsa; Avrupa’da ortak sinyalizasyon sisteminin amaçlandığı ETCS adında bir sistem mevcut var. Türkiye’de yeni yapılan her projede ETCS regülasyonunun uygulandığını ve dolayısı ile Avrupa ile yapılacak tren seferlerinde ortak bir sistem üzerinden hareket edileceğini görüyoruz.

Raylı Sistemlerde belli standartların kullanılması nasıl faydalar sağlıyor?

Öncelikle yolcu taşımacılığının güvenliğini artıyor. Özellikle hızlı tren projelerinde yüksek öneme sahip. Hızlı trenlerin işletmesi ve bakımı uçaktan işletmeciliğinden çok da farklı değil. İkisi de yüksek hızlara ulaştığı için ciddi riskler taşıyor. İhtiyaç duyulan yüksek korumayı sağlamak adına Türk idareleri de dünyada en son teknoloji adına ne kullanılıyorsa onları kullanmaya özen gösteriyor.

Yapılmak istenen yatırımlara bakarsak; raylı sistem bir ülkenin ekonomisine en büyük katma değeri sağlayacak sistemlerden biridir. Ama bunu doğru değerlendirmek gerekiyor. Hızlı tren projeleri doğru ve iyi bir yatırım ama bundan evvel yük taşımacılığının da belli bir noktaya çekilmesi gerekiyor. Yatırım maliyeti olarak hızlı tren kadar büyük bütçeli değil, dolayısıyla daha da hızlandırılabilir. Biz de bu projelerin hızlandırılmasını bekliyoruz. 2023’e kadar hedeflenen 8 bin kilometrelik hattın elektrifikasyonun yapılması gerekecek. Bunun için de ihalelerin bir an evvel sonuçlandırılmasını bekliyoruz.

2014’e yeni girdik. Yeni yılda raylı sistemler alanındaki projeleriniz nelerdir? Öncesinde nasıl bir 2013 yılı geçirdiğinize bakalım.

Birimimizin adı ulaşım çözümleri. Ulaşım sektörünün içerisinde raylı sistemlerin yanında havalimanı projeleri var. Bu noktada Türkiye epey yatırım yaptı ve yapmaya devam edecek. Biz havalimanlarında Areva’nın mirasını kullanıyoruz diyebilirim. Türkiye’nin yaklaşık yüzde 70 havalimanı altyapısında bizim ürünlerimiz bulunmakta. Yeni yapılan havalimanlarının da içinde bulunmayı sürdürmek istiyoruz. Karayollarında; tünel otomasyonları, akıllı otoban çözümleri ve şehir içi trafik çözümlerimiz var. Liman çözümlerimiz var. Komple bir liman işletmesinin günlük işletme ihtiyaçlarını giderecek yazılımlarımızla hizmet veriyoruz. Bir gemi limana yanaşmadan önce gerekli hazırlıkların lojistik anlamda yapılması, hızlı bir şekilde limandan ayrılmasını sağlayacak yazılımları sunuyoruz. Bu alanda Telvent’in know-how’ını kullanıyoruz.

Reklamlar