Boynuzlu Haliç Metro Köprüsü’nün mimarı Modyo TV’de



Boynuzlu Haliç Metro Köprüsü’nün mimarı Modyo TV’de :Tarihi yarımadanın silüetini bozan metro köprüsünün reklamı İstanbul’u dolaşıyor.

Eyfel kulesinin yapımına karşı çıkan Guy de Maupassant adlı yazar, kule bittikten sonra neredeyse her gün kulede görülür. Bunun nedeni sorulduğunda şu yanıtı verir: Lanet olası bu yapının görülmediği tek yer burası.

İstanbulluların birçoğu da Haliç Metro Köprüsü için bunu düşünüyordur herhalde.

Zira tarihi yarımadanın siluetini bozacağı itirazlarına aldırılmadan siluetin göğsüne hançer gibi sapladılar bu çirkin yapıyı. Biz İstanbullular, Guy de Maupassant kadar şanslı değiliz. Yapının üzerinde olsak bile Büyükşehir Belediyesi çirkinliği metro ve metrobüslerdeki reklam videolarıyla gözümüze sokuyor. Belediye, yolcuları için büyük zahmetler edip köprünün mimarı Hakan Kıran ile röportaj yaptırmış.

İstanbulluların köprüyü görürken çektiği acıya mimarın videosu tüy dikmiş.

MODYO TV’DE KÖPRÜ REKLAMI

Ekranda Mimar Hakan Kıran köprünün yapılma amacını anlatıyor. “İyi ki metroda sesli yayın yok” diye şükredip altyazı ile verilen konuşmayı okuyoruz. Sıra eleştirilere geliyor. Mimar Kıran’a göre, normalde Bizans’tan Osmanlı’ya kadar Haliç üzerinde onlarca köprü yapılmalıymış. Ne var ki zemin balçık ve su hareketli olduğu için tarihte bunu yapacak mimar çıkmamış. Kıran, 21. yüzyıl teknolojisini devreye sokarak bu duruma bir çözüm bulduklarını ve köprü ayaklarını, demir kazıklarla oluşturulan bir zeminin üzerine diktiklerini anlatıyor. Reklam filminde siluet perdeleme tartışmalarına da gönderme yapan Kıran “Sinan öldü, bugün 21. yüzyıldayız ve aynı şeyleri yapmak zorunda değiliz. Amacımız da oraya bir 21. yüzyıl eseri bırakmaktı” diyor.

CENGİZ BEKTAŞ: BUGÜNLER DE GEÇER!

Metrobüs ve metrolarda izletilen Modyo TV’de, Mimar Kıran’ın köprüyü savunan görüşlerine yer verilirken, eleştirilerin yer bulmaması dikkat çekiyor. Konuyla ilgili görüştüğümüz Mimar Cengiz Bektaş ise şu değerlendirmeleri yaptı: Son yıllarda hepimizin bildiği gibi “ben yaptım oldu” düşüncesiyle yapılanlar çoğaldı. Süleymaniye önünde boynuzlu direklerle bir köprü yapmak ancak kendini bilmeyenlerin yapacağı, kendini Sinan’ın torunları sayanların hiç mi hiç yapmayacakları bir şey. Gerçek uzmanlar, birinci sınıf uzmanlarla çalışırlar. Oysa yapılan köprünün nitelikleri bunun böyle olmadığını gösteriyor. Bu da yaptıranların uzman sayılabilecek denli bilgili kişiler olmadıklarını gösterir. Ne denir, “Bugünler de geçer yahu!”

NE OLMUŞTU?

İstanbul’u UNESCO Miras Listesi’nden çıkarılma tehlikesine sokan Haliç Metro Köprüsü inşaatına 2 Ocak 2009 tarihinde başlandı. 15 Şubat 2011’de hizmete açıldı. Şişhane ile Haliç arasında, M2 metro hattının geçişini sağlayan köprü, gemi geçişleri sırasında açılıp kapanabilme özelliğine sahip. İhalesinden yapımına kadar büyük tartışmalara rağmen inşa edilen köprünün geçmişinden kısa notlar:

  • Köprü, Topbaş’ın, 2004’te bir söyleşisinde “Bir metro geçiş köprüsü projesi yapıyoruz. Bu sanırım İstanbul’un yeni sembollerinden biri olacak” demesiyle gündeme geldi.
  • UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan Tarihi Yarımadayla ilgili bu proje UNESCO’ya bildirilmedi.
  • UNESCO 2009’da, köprünün Süleymaniye’nin silüetine zarar vereceğini raporladı. Düz bir köprü önerdi. Aksi halde tarihi yarımadanın “Tehlike Altındaki Dünya Mirası” listesine alınabileceğini rapora ekledi.
  • Bunun üzerine Belediye, 2010 –2011 yılları arasından inşaatı durdurdu. 82 metre düşünülen kuleler 65 metreye, çelik kabloların en uzak bağlantısı da 47 metreye indirildi. Altın kaplama düşünülen direklerin rengi gri olarak değiştirildi.
  • Topbaş’ın tasarladığı söylenen, mimarlığını Hakan Kıran’ın yaptığı köprü bütün itirazlar görmezden gelinerek ufak değişikliklerle 2011’de hizmete açıldı.

Kaynak : www.evrensel.net

Ücretsiz haber bülteni

Hergün e-postanıza gelsin!



İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.