Hikmet Hoca’nın Trenlerle Dolu Dünyası

ES TV’nin ilgiyle izlenen programı Köşe Bucak Hikâyeler, kadın doğum ve tüp bebek konularında ülkemizin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Hikmet Hassa’nın trenlerle dolu hayal dünyasına konuk oldu. Prof. Dr. Hassa’nın ‘eğlence ve dinlenme’ diye tarif ettiği maket hobisi görenleri adeta büyülüyor.


Millet olarak en önemli eksikliğimiz belki de hobimizin olmaması. Boş vakitleri geçireceğimiz, becerilerimizi geliştireceğimiz, hayal dünyamızı yansıtacağımız bir uğraşımız yok. Böyle bir merakımız yok. Kimimizin de vakti yok. İşimiz hayatımız oluyor. Hayatımız da işimiz… Hep iş, hep iş… elbette sıkıcı bir durum. Hem iş verimini düşüren hem de hayat kalitemizi azaltan bir durum. Hobi eksikliği çok önemli bir eksiklik. Vakit yokluğu bahane olabilir mi? Hikmet Hoca’yı ve yaptıklarını görünce cevabımız çok net bir ‘hayır’ oluyor. Tevfik Eriş, Köşe Bucak Hikâyeler’de Hikmet Hassa’nın konuğu oluyor. Hoca’nın elektronik ustası Çetin Darıcı ile birlikte uzun süredir titizlikle hazırladıkları maket hakkında bilgi alıyor. “Kara Trenden Hızlı Trene” adı verilen bölüm Hikmet Hassa’nın arşivinden etkileyici görüntülerle başlıyor.

Maket üzerinde anlatmaya başlayan Prof. Dr. Hassa, “İstanbul’a giderken bir yer var, orayı çok severim. Hala çok severim. Dağların arasında Bilecik’ten sonra olan bir bölge vardır. Dağlar ve hemen bitiminde nehir akar… Tren yolu da onun yanındadır. Burası o hayalin buraya yansımış şeklidir. Hızlı trenler ve eski trenler için tüneller var” diyor. Hoca, kimi zaman hayalini kimi zaman gördüğü, etkilendiği manzaraları maketine eklemiş.

Maket çalışması her ne kadar trenler üzerine kurulu olsa da sadece çeşit çeşit tren yok. Göller, iskeleler, teleferik, oto parklar… Odunpazarı Evleri, TÜLOMSAŞ, eski ve yeni tren gar binaları, köy evlerini andıran küçük evler, koyunlar, kuzular… Detaylara önem veren Hoca, evlerin önüne kışın yakılacak odunları koymayı da ihmal etmemiş.

“Tabiatı severim” diyen Hikmet Hoca, zaman zaman kentle ve genel konularla ilgili fikirlerini de paylaşıyor. Hoca “Eskişehir’de bulunmak bana göre bir ayrıcalık. Eskişehir’in adı değişmez ama bir ad konacak olsa Yenişehir olmalı. Fevkalade modern, imkânları iyi… Daha güzel olabilir mi, olabilir daha güzel olacak. Anadolu’da bu kadar güzel olan şehirler çok fazla değil” diyor.

Maketin ışıklandırması da ayrı bir güzellik katmış. Tıpkı Eskişehir geceleri gibi ışıl ışıl ve rengârenk bir görüntüsü var. Hoca’nın büyüleyici maketinde özel bölümler de var. Onlardan biri müze bölümü… Buharlı, dizel, elektrikli trenler ve eski vagonların yer aldığı müze… Burada 1979 yılında oğlu için aldığı tren de sergileniyor.

Hoca, maketin bir noktasında buharlı treni ve hızlı treni yan yana görünce “Eskiyi bilmeyen yeninin kıymetini anlayamaz. İnsanlar, uluslar tarihlerini bilmezlerse bulundukları yerde duramazlar. Tarih çok önemlidir. Her Ankara’ya gidişimde Polatlı yakınındaki ‘dur’ diyen asker anıtı var ya… O anıttan çok etkilerinim. Nasıl etkilenirim? Düşman oraya kadar gelmiş. Bu tarihi bileceğiz ki genç nesillere bunu anlatacağız ki bulunduğumuz yerin kıymetini ve korunmasını yapabilelim” diye konuşuyor.

ES TV’ye hayal dünyasında kurduğu maketini detaylı bir şekilde anlatan Hikmet Hassa, zaman zaman da anılara dalıyor. Bir tren gösteriyor… Boğaziçi Treni… Hemen ardından “Çok yolculuk yaptım” diye ekliyor. O tren maketini İstanbul’da bulmuş… Sözleri ve duygularıyla şanslı olduğunu hissettiriyor… Eskişehir’de şu an kullandığımız tramvay da makette yer almış. Hoca, Berlin’de tesadüfen görmüş ve hemen almış. Hoca, gittiği ülkelerde bu tür eşyaları satan yerlere mutlaka uğradığını ifade ediyor.

Program yine Hoca’ya ait görüntülerle sona eriyor. Program bittiğinde “Bir hobi edinmenin vakti geldi” diye düşünüyorum… Siz ne dersiniz? İyi olmaz mı?

Kaynak : www.anadolugazetesi.com



İlk yorum yapan olun

Yorumlar