İZBAN’ın Makinist Kadınlarıdan Şaşırtan Açıklama



Türkiye’nin en uzun hattında çalışan İZBAN’ın kadın makinistleri: Bizim için en büyük sorun tuvalet. Alsancak’tan Aliağa’ya ve tekrar oradan Aliağa’ya molasız bir yol yapıyoruz. Bu süre içinde hiç su içmiyoruz. Çünkü su içersek tuvalete gidemeyiz…

İZBAN’da greve giden kadın makinistler çalışma koşullarını anlattı. Demiryol-İş Sendikası’yla, İZBAN A.Ş. arasında süren görüşmelerden sonuç çıkmaması üzerine, 342 işçinin tamamının katılımıyla başlatılan grev, 13 günü geride bıraktı. Sabahları işe gider gibi sendikanın Alsancak Garı içinde bulunan temsilciliğine gelen işçiler, talepleri karşılanana kadar grevi sürdürmekte kararlı.

Geçen süre içinde seferler yalnızca yolcu yoğunluğunun olduğu 06.00-11.00 ile 16.00- 22.00 saatlerinde, Çiğli ile Adnan Menderes Havalimanı arasında yapılmaya başlandı. 24 dakikada bir yapılan sınırlı seferler sürdürülürken Demiryol-İş Sendikası, konulan ek seferlerin grevi kırdığı iddiasıyla Karşıyaka 1. İş Mahkemesi’ne başvurdu.

  1. gününe giren İZBAN grevine katılan kadın makinistlerden Hatice Can, Aslı Kızak ve Gamze Koyun, hangi koşullarda çalıştıklarını ve neden grevde olduklarını Gazete Duvar’a anlattı. 6 kadın makinistin çalıştığı işletmede yaşadıkları zorlukları anlatan kadınlar, “Bizim için en büyük sorun tuvalet. Alsancak’tan Aliağa’ya ve tekrar oradan Aliağa’ya molasız bir yol yapıyoruz. Bu süre içinde hiç su içmiyoruz. Çünkü su içersek tuvalete gidemeyiz” diyor.

‘AAA KADIN MAKİNİST!’

İZBAN’da 8 yıldır makinist olarak görev yapan Hatice Can, toplumdaki ön yargılar nedeniyle kadın makinist olmanın zorluklarından söz ederek, “Zamana karşı çalışan birbirine bağlı bir sistemde siz bir kadın çalışan değil, zincirin parçasısınız. Kadın olmakla alakalı duygusal ve fiziksel özellikleriniz işinizin sorumluluğuyla ikinci planda kalıyor” diyor.

“Büyüyünce ne olacaksın? Sanırım bu soruya cevap vermemiş olanımız yoktur. Özellikle de erkek gibi araba kullanıp kadın gibi park etmek söyleminin yaygın olduğu toplumumuzda bir kadının cevabı makinist olmak istiyorum olmayacaktır. Bu önyargılarla başladığınız mesleğiniz kadın olmakla birlikte daha da zorlaşıyor. Arabanız yolda kalsa tamirci çağırır veya yardım istersiniz fakat makinistseniz böyle lüksleriniz yok. Üstelik yolda kalan sadece siz değilsiniz. İşe, eve, okula gitmeye çalışan yolcuların beklemeye tahammülleri yok!”

“Görevinizi diğer meslektaşlarınız gibi yerine getirmeye çalışırken; sizi gören bir yolcunun ‘Aa kadın makinist’ demesiyle farklı hissediyorsunuz. Evet, kadın makinistler… 140 erkek makinist arkadaşıyla aynı yolda, aynı görevi yerine getirmeye çalışan sadece 6 kadın makinist. Bekar, evli, çocuklu…’’

Zamanla yarışan ve hata kabul etmeyen bir görevleri olduğunun bilincinde olduklarını ifade eden Can, şöyle devam ediyor:

“Anahtarı taktığımız andan itibaren kadın olmaya ara verip, yolcularımıza odaklanırız. Görevi teslim ettiğimiz anda başlayan molalarda kaybettiğiniz her dakika yolcular geç kaldığı için size sitem ederken aslında sizin ihtiyaç zamanınızdır. Sipariş ettiğiniz yemek geç geldiyse yemeğinizi daha hızlı yer veya yiyemezsiniz. Bu küçük molaların son dakikaları lavabo ihtiyacına ayrılır, malum yol uzun. Mesainizi tamamladığınızda size kalan günü kazasız bitirmiş olmanın rahatlığı vardır. Artık evde sizi bekleyenler için eş ve anne, yani kadın olma zamanıdır. Tüm bunlar işimizin bir parçası ve bizler işimizi seve seve yapıyoruz. Çok yorucu, yıpratıcı ve size pek bir şey kalmıyor. Bayram ziyaretleri, özel günler, veli toplantıları, aile ziyaretleri zamanla anlamsız hale geliyor. Çünkü bu günler bizim için çalışma günleridir, olmasa da olur. Sonuçta uyum sağlıyorsunuz zamanla her şeye. Bu şekilde 8 yılı tamamladık ve şu an istemesek de bir grev süreci içerisindeyiz. Gönlümden geçen grev olmasa da, koşullar bunu gerektiriyor.”

‘O TEKERLEĞİN BİR ŞEKİLDE DÖNMESİ LAZIM’

Hiç aklında olmadığı halde tesadüfen makinist olduğunu söyleyen Gamze Koyun, bugün sorsalar asla bu mesleği seçmeyeceğini söylüyor:

“Farklı bir birim için başvurmuştum ama 3 kadın makinist alacaklarını söylediler. İster misiniz diye sorduklarında bu fikir hoşuma gitti ve başladım. Ama bugün olsaydı kabul eder misiniz diye sorarsanız, kesinlikle hayır derim! Bu iş çok sevilmeden yapılacak bir iş değil. Tek başınıza bütün gün bir yolda gidip geliyorsunuz. Dışarıdan görenler ‘kolu çevir gitsin’ diye bakıyorlar bu işe. Ama öyle olmuyor. Bizim için en büyük sorun tuvalet. Alsancak’tan Aliağa’ya ve tekrar oradan Aliağa’ya molasız bir yol yapıyoruz. Bu süre içinde hiç su içmiyoruz. Çünkü su içersek tuvalete gidemeyiz. Bu tarz sıkıntılar var. Sürekli dakik olmak zorundasınız. Siz ya da çocuğunuz hasta oluyor. Yerimize başka birini ayarlayamadıkları takdirde birisi bulunana kadar orada olmak zorundasınız. Çünkü o tekerleğin bir şekilde dönmesi lazım.”

“Hafta sonu, bayram tatili diye bir kavramımız yok. Arıza olduğunda erkek arkadaşlarımız gibi üstesinden geliyoruz ama yolcular şaşırıyor. Kadına tren verirlerse böyle yolda kalırız diyenler oluyor. Halbuki o anda hattaki bütün trenler durmuş, çünkü sinyalle alakalı bir problem var; ama yolcu bu şekilde tepki veriyor. Kadın sürüyor diye trene binmeyen bile gördüm! Eskiden bu tarz söylemlere çok tepki veriyordum ama şimdi hepimiz alıştık. Çok uç noktalarda bir şeyle karşılaşmıyorsak böyle şeyleri dert etmiyoruz hiç birimiz”.

‘NE PES ETMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ NE DE GERİ DÖNMEYİ’

Koyun, neden grevde oldukları sorumuzu ise şöyle yanıtlıyor, “Biz grev istemedik. Grevde olmamızın tek sebebi İZBAN yönetimidir. Her sözleşmede olduğu gibi yine çalışanlarına para vermek istemedi. Az ücretle çok iş yaptırmak istiyorlar. Türkiye’nin en uzun banliyö hattı, ama en düşük maaşı alandır İZBAN çalışanları. Şu anda Türkiye’de bu işi yapıp bizim kadar ücret alan, banliyöyü bırakın metroda bile yok. Banliyö trenlerini kullananlar bizim 2-3 katımız maaş alıyor. Düşünün, geçen ay benim hesabıma maaş olarak 2200 TL para yattı. Üstelik ben ilk girenlerden olduğum için yüksek ücret alanlardan biriyim. Bu paraya ikramiyemiz ve diğer yardımlar da dahil tabii.”

“Benim eşim de makinist. Ben sabah vardiyasında, eşim 3-11 vardiyasında… Bu yüzden eşim ve çocuğumla birlikte ayda bazen bir akşam birlikte olabiliyoruz. Çocuğumuz ya annesiyle ya babasıyla beraber. İkimizi bir arada neredeyse hiç göremiyor. Hafta sonu tatili diye bir şey yok. İşimizi seviyoruz, her türlü sıkıntıya katlanıyoruz ama sürekli borç içinde yaşamaktan yorulduk. Şu an elimizde kalan parayla idare ediyoruz. O bittiğinde ne yapacağımıza dair hiçbir fikrim yok. Ama ne pes etmeyi ne de bu yoldan geri dönmeyi düşünmüyoruz. Köle gibi çalışmaktansa bu süreçte direnerek yaşamaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki başka türlü hakkımızı elde edemeyiz.”

‘İŞE GEÇ KALMA LÜKSÜNÜZ YOK’

“Bizim derdimiz zengin olmak değil, sadece emeğimizin karşılığı istiyoruz” diyen İZBAN makinisti Aslı Parmaklı ise şunları anlatıyor:

“Makinistlik yeri geldiğinde erkeklerin de zorlanacağı, aşırı dikkat isteyen bir meslek. Bu meslekte vardiyalı çalışmak, kısıtlı molalarda tüm işlerinizi halletmeye çalışmak zorundasınız. Zamanla yarışıyorsunuz. İşe geç kalma lüksünüz yok, çünkü siz geç kalırsanız herkes geç kalır! Bu koşuşturmanın içine tren arızası ekleniyor bazen. Bu tür bir şey yaşandığında makinistin kadın olduğunu görünce bizden kaynaklı arıza ya da gecikme olduğunu düşünüp söylenmeye başlıyorlar. Biz 140 erkeğin içinde 6 kadın makinist olarak bu işi elimizden geldiğince en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu dönemde istemesek de bir grev sürecine girdik. Bizim derdimiz zengin olmak değil, sadece emeğimizin karşılığı istiyoruz. Ailemizle gelecekte daha iyi bir yaşam istiyoruz.”

NE OLMUŞTU?

Demiryol-İş ile İZBAN A.Ş. arasındaki toplu iş sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine 10 Aralık’ta iş yerinde grev kararı alınmıştı. Demiryolu İşçileri Sendikası (Demiryol-İş) İzmir Şube Başkanlığı, konulan ek seferlerin İZBAN’da başlattıkları grevi kırdığı iddiasıyla ve ek seferlerin tedbiren durdurulması talebiyle Karşıyaka 1. İş Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştu.(Nuray Pehlivan – Gazateduvar)