İstanbul Sözleşmesi Nedir?

Kadına yönelen şiddet olaylarının her geçen gün artış göstermesi ile birlikte gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi, son dönemin en çok konuşulan konularından bir tanesi olmaya başladı. İstanbul Sözleşmesi, Avrupa Birliği’nin temel yapılarından bir tanesi olan Avrupa Konseyi’nin imzaya açtığı ve 11 Mayıs 2011’den bu yana 46 devlet ve Avrupa Birliği’nce imzalanan bir anlaşmadır. Temelinde kadına yönelen şiddetin ortadan kaldırılması ve kadın-erkek arasındaki eşitliğin sağlanması olan bu sözleşmenin maddelerine Anka Hukuk Bürosundan Kahramanmaraş Avukat Mustafa Yıldız ile birlikte gelin daha yakından bir göz atalım.

Sözleşmenin Temelleri


Kadına yönelik şiddetin artması ile birlikte gündeme gelen sözleşmenin neleri kapsadığı ve hangi durumlarda devreye girdiğini detayları ile incelemek gerekir. İmzalayan ülkeleri bağlayan nitelikteki amacını şu şekilde açıklamak mümkündür. İnsan hakları bakımından çok önemli sorunlara neden olan aile içi şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi imzalanan sözleşme ile uluslararası anlamda nitelik kazanmıştır. Şiddete karşı sıfır toleransın benimsenmesi hedeflenirken sözleşme kapsamı Avrupa ve ötesine yayılmıştır.

İstanbul Sözleşmesi uyarınca şiddetin önlenmesine yönelik gerekli düzenlemeler yapılırken mağdurların korunması ve şiddetin ortaya çıkmasına neden olanların yargı birimlerine teslim edilmesi temel hedefler arasındadır. Erkek çocuklarının yetiştirilme koşullarında düzenlemeler yapılarak kadınlara karşı daha insani bir yaklaşımın benimsetilmesi hedefleniyor. Nitekim kadına yönelen şiddetin temelinde erkeklerin yetiştiği çevrenin önemli bir etkisi olduğu söylenebilir.

İstanbul Sözleşmesi ve Devlet Düzeyindeki Talepler

Sözleşmeye imza atan ülkeler sözleşmenin getirdiklerini kabul etseler de devlet olarak gerekli adımların atılması sözleşmenin gerçekten hayata geçirilmesi adına önem teşkil ediyor. Peki, imza atan devletlerin hangi konularda harekete geçmesi hedefleniyor? Bu konuyu yakından takip eden Anka Hukuk Bürosundan Kahramanmaraş Avukat Mustafa Yıldız ile inceledik:

Şiddetin Önlenmesi

Şiddetin önlenmesi ve kadınların daha müreffeh bir şekilde yaşaması adına;

  • Kadına yönelen şiddetin kabul görmesine neden olan davranışlar, toplumdaki cinsiyet rolleri ve anlayışların değiştirilmesi,
  • Mağdurlarla ilgilenen uzmanların eğitilerek destek noktasında daha iyi bir seviyede yardım sunmasının sağlanması,
  • Şiddetin türleri ve farklı şiddet türlerinin sonuçları ile ilgili farkındalık yaratılması,
  • Kadın ve erkek arasındaki eşitliğin eğitim kademelerinde yeteri kadar işlenmesi,
  • STK, medya ve özel sektör iş birliği ile halka ulaşmanın mümkün kılınması sağlanmalıdır.

Mağdurların Korunması

Şiddetin ortaya çıkmaması adına bütün önlemler alınıyor olsa da gerçekleşmiş bir şiddet olayı sonrasında mağdurların korunması adına;

  • Mağdurların ihtiyaçlarının karşılanarak güvenli bir ortamda olduklarının temin edilmesi,
  • Şiddetten doğrudan veya dolaylı bir şekilde etkilenen kimselerin hem tıbbi hem de hukuki açıdan desteklenmesi,
  • Barınma ihtiyaçlarının karşılanabilmesi adına sığınma evlerinin tahsis edilerek günün her saatinde yardım sunan hatların oluşturulması gerekir.

Suçluların Yargılanması

Gerçekleşen şiddet olaylarının tekrar etmemesi adına adaletin sağlanması oldukça önemlidir. Bu anlamda suçluların adalet önünde yargılanmasında;

  • Kadınlara yönelen şiddetin suç kapsamına alınması ve ilgili cezaların işletilmesi,
  • Töre veya namus gibi kavramların kadın cinayetlerine neden teşkil etmesinin önlenmesi,
  • Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında mağdurların özel koruma altına alınması,
  • Kolluk kuvvetlerine gelen yardım taleplerinin anında cevaplanması gereklidir.

Önleme, koruma ve yargılama başlıkları altında değerlendirilen bütün anlayışların bir arada ele alınarak uygulamaya konması İstanbul Sözleşmesi’nin başarı elde etmesinde oldukça önemli sonuçlar ortaya koyacaktır.

İstanbul Sözleşmesi’nde Suç Kabul Edilen Davranışlar

Sözleşmeye imza atan devletler sözleşme kapsamında tanımlanan eylemleri suç olarak kabul eder. Bu anlamda Türkiye’de de aşağıdaki eylemlerin suç teşkil ettiğini vurgulamak gerekecektir.

  • Kadına yönelen fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet,
  • Taciz amacı taşıyan takip durumu,
  • Cinsel şiddet olayları,
  • Zorla evlilik,
  • Kadınların sünnet edilmeye zorlanması,
  • Zorla kürtaj ve kısırlaştırma gibi insan onuruna yakışmayan durumlar suç olarak kabul edilir.

Türkiye’nin imza attığı İstanbul Sözleşmesi kapsamındaki yukarıdaki suçların işlenmesi halinde devlet kurumları tarafından gerekli önlemlerin alınması olmazsa olmazdır. Bu tarz eylemlere yönelik ilgili uygulamaların ortaya konmaması halinde kadına yönelik şiddetin engellenmesi mümkün görünmemektedir.

Ülkemizde son dönemin gündem maddelerinden olan sözleşme, kadınların daha iyi bir hayat yaşayabilmesi için gereklidir. Dezenformasyon durumları dışarıda bırakıldığında İstanbul Sözleşmesi’nden dönmek mümkün görünmemektedir.



sohbet

İlk yorum yapan olun

Yorumlar