Antalya’nın kronikleşen trafik sorununa çözüm olması beklenen 4. Etap Raylı Sistem projesi, 2026 yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na alınarak resmiyet kazandı. Konyaaltı ile Varsak hatlarını birbirine bağlayacak olan bu dev projenin temellerinin atılması beklenirken, Antalya Dayanışma Grubu üyesi Prof. Dr. İbrahim Atmaca’dan hayati bir uyarı geldi. Atmaca, kentin fiziksel sınırlarına ulaştığını ve yeni projelerin artık yerin altından geçmesinin bir tercih değil, mecburiyet olduğunu vurguladı.
Yer Üstünde Alan Kalmadı: Neden Yeraltı?
Antalya, Türkiye’de kişi başına düşen araç sayısı bakımından lider konumda bulunuyor. Bu yoğunluk, mevcut yolların kapasitesini zorlarken toplu taşıma projeleri için yer üstünde alan bırakmıyor. Prof. Dr. Atmaca, kentin daralan arterlerinde tramvay hatlarının lastik tekerlekli araçlarla çakışmasının hem trafiği kilitlediğini hem de raylı sistemin hızını düşürerek cazibesini azalttığını belirtiyor.
“Bölgenin altyapısı belli, artık maliyetlere katlanıp yerin altına inmek zorundayız,” diyen Atmaca, modern şehircilik anlayışının bir gereği olarak yeni etaplarda yeraltı metrosu modeline geçilmesi gerektiğini savunuyor. Yer üstünde yapılacak ısrarlı genişletme çabaları, kentin mimari dokusuna ve trafik akışına telafisi güç zararlar verebilir.
Bütünleşik Ulaşım Ağı ve Verimlilik
Raylı sistemin gerçek anlamda efektif olabilmesi, kentin ana merkezlerine (Havalimanı, Otogar, Üniversite) her noktadan kesintisiz erişim sağlanmasına bağlıdır. Prof. Dr. Atmaca’ya göre, bir noktadan diğerine aktarmasız veya kolay entegrasyonla ulaşılamayan bir sistem, beklenen ilgiyi görmeyecektir. Bu bağlamda, raylı sistemin “ana omurga” olarak kurgulanması ve diğer toplu taşıma araçlarının bu sistemi besleyecek şekilde revize edilmesi gerekmektedir.
Master Plan ve Dijital Veri Vurgusu
Antalya’nın ulaşım tarihindeki en büyük handikaplardan biri, hazırlanan master planların uygulama aşamasında sürekli değişikliğe uğramasıdır. Atmaca, kentin artık günübirlik politikalarla değil; Bilimsel verilere dayanan, Dijital analizlerle desteklenen, Uzun vadeli ve tavizsiz uygulanan bir Ulaşım Master Planı‘na ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Sadece raylı sistemi inşa etmek yeterli değildir; sistemin kurulduğu bölgelerde yayalaştırma ve kesintisiz bisiklet yolları gibi çevreci ulaşım modelleriyle entegrasyon sağlanmalıdır. Antalya’nın dünya kenti vizyonu, ancak bu tür bütünleşik ve cesur mühendislik adımlarıyla korunabilir.