Türkiye’de eğitim alanında dinci grupların etkisi ve gerici baskıları giderek artmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Cumhuriyet tarihinin en gerici öğretim izlencesini uygulamaya koyarken, çeşitli cemaat ve vakıfların okullara girmesi de devam etmektedir. Bu durum, eğitimde gerici taleplerin sürmesine neden olmaktadır. Örneğin, Gümüşhane İl Müftülüğü, 2024 Yılı Mevlidi Nebi ile Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında “Peygamberimiz ve Şahsiyet İnşası” temalı bir konferans düzenlemiştir.
Konferansta Gümüşhane Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahman Altuntaş, eğitimde maneviyatın önemine vurgu yaparak şu ifadeleri kullanmıştır: “Müreffeh milletler, eğitimle ve bu eğitimi içselleştirerek medeniyette öncü konumuna ulaşmışlardır. Eğer biz de müreffeh milletler seviyesine çıkmak istiyorsak, eğitimde ahlak ve maneviyat ile yol almanın gerekliliğini yeniden idrak etmeliyiz.”
‘Bilimle İlerlemek Önemlidir’
Bu ifadeleri Cumhuriyet’e değerlendiren eğitimci Özgür Bozdoğan, konuyla ilgili şu yorumda bulunmuştur: “Eğitimde ahlak ve maneviyat ile yol almalı yaklaşımı, eğitimi dinselleştirmek isteyen bir kesimin uzun süredir kullandığı bir argümandır. Bu düşünceye göre, ne kadar çok din eğitimi verilirse, o kadar huzurlu ve gelişmiş toplumlar oluşturulacağı düşünülmektedir. Ancak, bu düşüncenin geçerliliğinin olmadığını, uzun bir süredir yaşadığımız olaylarla görmekteyiz.”
Bozdoğan, eğitimin dinselleşmesi ve piyasalaşmasının, eğitim kalitesinin düşmesine ve öğrencilerin eğitim aracılığıyla yaşamlarını değiştirme umudunu yitirmesine yol açtığına dikkat çekmiştir. “Burada bir diğer hedef, eğitim aracılığıyla iktidarın kendisini yeniden üretmesidir” diyen Bozdoğan, “Oysa eğitim, öğrencilerin hayata hazırlanması ve kendilerini geliştirmelerinin en önemli aracıdır. Bu nedenle, eğitimde bilimle ve akılla ilerlemek esastır” şeklinde ifade etmiştir.