Denizli’nin Salep Dedesinden Yeni Hasat Hazırlığı
77 yaşındaki Süleyman Yüksel, Denizli’de salep üretiminin öncüsü olarak tanınan bir isim. Gelecek yıl hasat edilecek salepleri toprakla buluşturmak için Yenişehir Mahallesi’ndeki serasında yoğun bir çalışma yürütüyor. 20 metre uzunluğundaki serasında, altı ocakta 17 farklı salep türünü toprakla buluşturan Yüksel, bunlar arasında Barlia, Serapıas, Santa, Topbaş, Piramit, Osmanika, Aslanağzı, Çatal salep, Kum Salebi ve Arılı 4 çeşit gibi önemli türlerin yer aldığını belirtiyor. Yüksel, 10 güne kadar saleplerin filizlenmesini beklediğini ifade etti.
Süleyman Yüksel, son 11 yıl içinde yaklaşık 50 bin TL harcayarak, deneme yanılma yöntemiyle farklı salep türlerini üretmeyi başardığını dile getiriyor. Salep üretimi yapmak isteyenlere bilgi desteği sağladığını vurgulayan Yüksel, Türkiye’de bir salep borsasının kurulması gerektiğine de dikkat çekiyor. Ayrıca, özel olarak hazırlanmış toprak içinde salebin susuz olarak da üretilebileceğini belirtiyor.
İlgideki Artış
Salep üretimine olan ilginin her geçen yıl arttığını ve bu işi yapmak isteyenlerin sayısının yükseldiğini kaydeden Yüksel, “Salep, benim çocukluğumdan beri bildiğim bir ürün. Son zamanlarda bu konuya olan merakım daha da arttı ve 11 yıldan beri Ar-Ge çalışmaları yapıyorum. Evimin bahçesinde salep üretmeye başladım. Farklı salep türlerini geliştirip, yeni türlerin deneme üretimlerini gerçekleştirdim. Önemli olan sağlıklı ve iri yumrular elde etmek. İri salep yumruları hızla çoğalırken, küçük yumrular kendilerini beslemekle meşguldür. Bu işi yapacak olanların, adedi fazla diye küçük yumrulara yönelmek yerine iri olanları tercih etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yıl özel olarak hazırladığım toprağın içine 17 farklı türde salepleri yerleştirdim. Bu saleplerin 10 güne kadar filizlenmesini bekliyorum. İnşallah bir aksilik olmazsa haziran ayı sonunda ya da temmuz başında salep hasadını gerçekleştireceğim” şeklinde konuştu.
Salebin sağlık açısından faydalarına da değinen Yüksel, “Salep, doğal bir koruyucu özelliği ile birçok hastalığa karşı vücut direncini artırır. Soğuk havalarda tüketildiğinde ısıtıcı etkisi ile bilinir ve grip, nezle gibi soğuk algınlıklarına karşı koruyucu olarak öne çıkar. Göğsü yumuşatır ve soğuk havalarda içildiğinde vücut sıcaklığını artırır. Doyurucu bir besin olarak enerji verir ve kişiyi zinde tutar. İçerdiği kalsiyum ve protein sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir. Zihni canlı tutar ve dinçleştirir. Bronşit gibi hastalıklara bağlı öksürüğü keser ve boğazı yumuşatır. Ayrıca hafızayı güçlendiren özellikleri vardır” dedi.