Gürcistan’da yapılan seçimlerin sonuçlarına göre, 12 yıldır iktidarda olan Gürcü Hayali Partisi oyların yüzde 54’ünü alarak galip geldi. Ancak, muhalefetin bir kısmı ile Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, bu sonuçları kabul etmediklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı, halkı sokağa çıkarak seçim sonuçlarını protesto etmeye ve Batılı ülkelere Gürcü halkının iradesini göstermeye çağırdı.
‘YABANCI’ CUMHURBAŞKANI
Cumhurbaşkanının halkı muhalif eylemlere davet etmesi bazılarına tuhaf gelebilir. Bu durumu daha iyi anlayabilmek için Gürcistan’ın tarihine göz atmak faydalı olacaktır. 2003 yılında, Batı destekli sivil toplum örgütlerinin faaliyetleriyle gerçekleşen ve ABD ile AB’nin açıkça destek verdiği “Gül Devrimi” sonucunda Mihail Saakaşvili cumhurbaşkanı olmuştu. Ancak, Saakaşvili’nin Rusya’nın işgali altındaki ayrılıkçı Güney Osetya bölgesini geri almak için başlattığı çatışma, 2008 yılında patlak veren ve beş gün süren Rus-Gürcü savaşına neden oldu. Bu savaş, Gürcistan için hem kısa hem de uzun vadede ağır sonuçlar doğurdu.
Bugün ise iki farklı görüş arasında bir çatışma yaşanıyor: Bir yanda, Batı yanlısı olduğunu ifade eden hükümet, diğer yandan Rusya ile ilişkilerin normalleşmesini savunuyor. Diğer tarafta ise radikal Batı yanlısı ve Rusya karşıtı bir muhalefet partileri ile Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili bulunuyor. Cumhurbaşkanı, daha önce de belirttiğimiz gibi Fransız vatandaşı olarak doğmuş ve Fransa’nın Tiflis büyükelçisi iken Batılı ülkelerin etkisiyle Gürcü vatandaşlığına geçip, Gürcistan dışişleri bakanı olmuş ve sonunda siyasette yükselmiştir. Seçim sonrası yaptığı açıklamada, “Ben yurtdışından bu nedenle gelmedim” diyerek hükümetin tavrını Avrupa’ya şikâyet etti.
Hükümetin açık bir Rusya yanlısı söylemi yok. Başbakan Irak Kobahidze, Gürcistan’ın Rusya ile diplomatik ilişki kurmasının söz konusu olmadığını ve ülkenin yönünün Batı olduğunu seçimlerden sonra tekrar vurguladı. Ancak, hükümetin Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmaması ve dolaylı ilişkiler sürdürmesi, Batı’nın tepkisini çekiyor. Ayrıca, hükümetin bu yılın ilkbaharında kabul ettiği yasayla, yabancı ülkelerden para yardımı alan sivil toplum kuruluşlarını inceleme altına alması, AB ile olan ilişkilerini ciddi şekilde zedeledi. Bu seçimler öncesinde, yabancı destekli örgütlerin seçim sürecine ve olası protestolara etkisini sınırlamak için hükümet elinden geleni yaptı.
RUSYA İLE SAVAŞ SÖYLEMİ
İktidar partisinin resmi sonuçlara göre önde olmasının tek nedeni sert politikalar değil. Gürcistan’da toplumun önemli bir kesimi, 2008’de Saakaşvili’nin Rusya ile savaşa girmesini büyük bir hata olarak değerlendiriyor. Hükümet, seçim propagandasında Ukrayna konusunu sıkça kullanarak muhalefetin iktidara gelmesi durumunda ülkenin Rusya ile savaşa gireceğini ve Gürcistan’ın Ukrayna’nın kaderine sürükleneceğini öne sürdü. Ukrayna’nın bu şekilde kötü bir örnek olarak gösterilmesi, Kiev yönetiminin tepkisini çekmesine neden oldu.
Batılı ülkelerin açıklamalarına baktığımızda, seçimlere yönelik eleştirilerin giderek sertleştiğini gözlemliyoruz. Bu yazıyı kaleme alırken, sadece Litvanya, “Seçimlerin meşruluğu tartışmalıdır” ifadesini kullandı. Eğer muhalefetin gösterileri geniş bir katılımla gerçekleşir ve uzun sürerse, bu durum Batılı ülkelerin çoğunluğunun hükümete karşı daha açık bir tavır almasına ve potansiyel bir renkli devrim girişimine yol açabilir. Zamanla bu durumu daha iyi anlayabileceğiz.