ABD’li Kardinal Robert Francis Prevost, Katolik Kilisesi’nin Yeni Ruhani Lideri

ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost, Katolik Kilisesi'nin Yeni Ruhani Lideri - RayHaber
ABD'li Kardinal Robert Francis Prevost, Katolik Kilisesi'nin Yeni Ruhani Lideri - RayHaber

Vatikan’da gözler, Çarşamba günü başlayan ve dünya genelindeki 1.4 milyar Katolik için yeni bir ruhani liderin belirleneceği papalık seçimindeydi. Büyük bir merak ve heyecanla takip edilen seçim sürecinin (konklav) ikinci gününde, beklenen an geldi. Dört tur süren gizli oylamaların ardından, Vatikan’daki tarihi Sistine Şapeli’nin üzerindeki bacadan yükselen beyaz duman, yeni papanın seçildiğinin müjdesini verdi.

Beyaz dumanın gökyüzüne yükselmesiyle birlikte, hemen ardından yankılanan kilise çanları, San Pietro Meydanı’nda toplanan on binlerce inananı coşkulu bir kutlama seline sürükledi. “Yaşasın papa” haykırışları meydanı inletirken, yeni ruhani liderin kim olacağı yönündeki heyecanlı bekleyiş yaklaşık bir saat sürdü.

“Habemus Papam”: İlk ABD’li Papa Açıklandı

Nihayet, San Pietro Bazilikası’nın tarihi balkonundan beklenen “Habemus Papam” (Papamız var) anonsu yapıldı. Dünyanın dört bir yanındaki Katolikler ve meraklı gözler, yeni papanın kim olduğunu öğrenmek için nefeslerini tutmuştu. Anonsla birlikte, Katolik Kilisesi’nin yeni ruhani liderinin ABD’li Kardinal Robert Francis Prevost olduğu ilan edildi.

69 yaşındaki Prevost, aynı zamanda Peru vatandaşı olmasıyla da dikkat çekiyor. Tarihi bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu seçimle birlikte, Robert Francis Prevost, Katolik Kilisesi’nin ilk ABD’li papası olarak kayıtlara geçti. Yeni papa, papalık ismi olarak 14. Leo’yu kullanacağını duyurdu. İlk konuşmasında ise Prevost’un barış vurgusu yapması, dünya genelindeki Katolikler tarafından olumlu karşılandı.

Yeni Papa Seçimini Yönlendiren Tartışmalar

Papa seçim süreci, Katolik Kilisesi içindeki farklı görüşler ve beklentiler bağlamında gerçekleşti. Kiliseyi modern dünyaya daha fazla adapte etme, cinsel istismar skandallarıyla mücadele, yoksulluk ve adaletsizlik gibi küresel sorunlara karşı daha aktif bir rol üstlenme gibi konular, kardinallerin seçimlerini etkileyen önemli tartışma başlıkları arasında yer aldı. Özellikle kilisenin geleceği ve dünya üzerindeki etkisi konusunda farklı vizyonlara sahip kardinallerin oylamaları, sonucun bu denli merakla beklenmesine neden oldu.

Trump’tan Tebrik Mesajı

ABD Başkanı Donald Trump, kendi sosyal medya platformu üzerinden yeni papa Robert Francis Prevost’u tebrik eden bir mesaj yayınladı. Trump, “Ülkemiz için ne büyük bir onur” ifadelerini kullanarak, yeni papayla tanışmayı sabırsızlıkla beklediğini dile getirdi. Bu tebrik mesajı, ABD ile Vatikan arasındaki ilişkilerin geleceği açısından da önemli bir sinyal olarak değerlendirildi.

Tarihi Bir Dönüm Noktası: İtalyan Papalar Dönemi Sona Erdi

Katolik Kilisesi tarihinde, 266 papanın 200’den fazlası İtalya’dan çıkmıştı. Hatta 1978 yılına kadar, tam 455 yıl boyunca papalar kesintisiz olarak İtalyan kökenli olmuşlardı. Ancak bu uzun süren gelenek, 1978 yılında seçilen son İtalyan papa Albino Luciani’nin beklenmedik bir şekilde 33 gün içinde hayatını kaybetmesiyle sona erdi. Aynı yıl, Polonyalı Kardinal Karol Wojtyla’nın Papa II. John Paul olarak seçilmesiyle, İtalyan papalar dönemi resmen kapanmış oldu. Robert Francis Prevost’un seçilmesi ise, kilisenin evrenselliği ve farklı kültürlerden liderlerin yükselmesi açısından tarihi bir kilometre taşı olarak kabul ediliyor.

Robert Francis Prevost Kimdir?

Katolik Kilisesi’nin ilk ABD’li papası olarak tarihe geçen Robert Francis Prevost, aslında kökleri farklı Avrupa ülkelerine uzanan bir aileye sahip. Ailesinin kökenleri Fransa, İtalya ve İspanya’ya dayanıyor. Prevost, 14 Eylül 1955’te ABD’nin Chicago kentinde dünyaya geldi. Babası Louis Marius Prevost Fransa ve İtalya kökenliyken, annesi Mildred Martínez İspanyol kökenliydi. Üç çocuklu bir ailenin ferdi olan Prevost’un hayatı, uzun yıllar boyunca misyonerlik faaliyetleri ve başpiskoposluk görevleriyle şekillendi. Özellikle Peru’da uzun yıllar yaşayan ve bu ülkede önemli dini görevler üstlenen Prevost, Peru vatandaşlığını da aldı. 2023 yılında ise Papa Francesco tarafından kardinalliğe getirilmesi, onun papalık için potansiyel bir aday olarak görülmesine yol açmıştı.

Konklav Süreci ve Beyaz Dumanın Anlamı

Seçici kardinaller, yeni papayı belirlemek üzere 7 Mayıs Çarşamba günü öğleden sonra Vatikan’daki Sistine Şapeli’ne kapandılar. Saat 16.30’da başlayan konklavın ilk oturumunun ardından, saat 17.43’te yapılan “herkes dışarı” (extra omnes) anonsuyla seçim resmen başladı. Yapılan ilk oylamanın ardından, akşam saat 21.00’de Sistine Şapeli’nin ikonik bacasından ilk siyah duman yükseldi. Bu siyah duman, 133 kardinalin katıldığı ilk oylamada hiçbir adayın gerekli olan üçte iki çoğunluğa (en az 89 oy) ulaşamadığı anlamına geliyordu.

Kardinaller, 8 Mayıs Perşembe sabahı yeni oylamalar için tekrar Sistine Şapeli’ne girdiler. Sabah yapılan iki oylamada da şapelin bacasından yine siyah duman yükseldi. Ancak, Perşembe öğleden sonra yapılan yeni ve dördüncü oturumun ardından, saat 18.08’de tüm dünyanın beklediği beyaz duman görüldü. Bu beyaz duman, kardinallerin çoğunluğu sağlayarak yeni bir papa seçtiği anlamına geliyordu.

Beyaz Duman Sonrası Ritüeller ve “Urbi et Orbi”

Beyaz dumanın yükselmesinin ardından, kardinallerin bağlılık yemini etmesi ve yeni papanın beyaz kostümünü giymesi gibi bir dizi dini ritüelin tamamlanması bekleniyordu. Vatikan’da, geçmişte bazı papaların yeni görevlerine hazırlanırken duygusal anlar yaşaması nedeniyle “ağlama odası” olarak adlandırılan ve yeni papalar için üç ayrı ölçüde kostümün bulunduğu bir oda bulunuyor. Bu ritüellerin tamamlanmasının ardından, San Pietro Bazilikası’nın balkonundan tarihi “papamız var” (habemus papam) müjdesi veriliyor. Burada, yeni papanın kim olduğu ve bu önemli görev için seçtiği isim de tüm dünyaya duyuruluyor. Ardından, yeni papa balkondan “şehre ve dünyaya” (Urbi et orbi) olarak bilinen ilk konuşmasını yaparak Katolik dünyasına sesleniyor.

Papa Seçiminin Sembolü: Dünyanın En Meşhur Bacası

Papa seçimleri için, Sistine Şapeli’nin çatısına özel olarak bir baca yerleştiriliyor. Seçim süreci boyunca dünya televizyonlarının canlı yayınlarla görüntülerini aktardığı bu baca, büyük bir gizlilik içinde yürütülen seçimin dış dünyayla tek somut bağlantısı. Bacadan çıkan dumanın rengi, seçimin sonucuna dair ilk ve en önemli işareti oluşturuyor. Siyah duman, oylamada hiçbir adayın gerekli çoğunluğa ulaşamadığını gösterirken, beyaz duman çoğunluğun sağlandığını ve yeni papanın görevi kabul ettiğini müjdeliyor. Beyaz dumana eşlik eden kilise çanları ise bu tarihi anın coşkusunu artırıyor.

Duman ritüelinin kökenleri 1800’lü yıllara kadar uzanıyor. Başlangıçta sadece oy pusulalarının ve belgelerin yakılmasıyla grimsi bir duman çıkıyor ve halk yalnızca seçimin yapıldığı mesajını alıyordu. 1914 yılında ise siyah ve beyaz duman ayrımı belirginleşti. Geçmişte beyaz duman, belgelerin ıslak samanla yakılmasıyla elde ediliyordu. Ancak bu yöntemin her zaman güvenilir sonuçlar vermediği ve bacadan zaman zaman kafa karıştırıcı renkte duman görüldüğü biliniyor. 2005 yılından itibaren ise duman renklerini daha net ayırt etmek için yardımcı maddeler kullanılıyor. Oy pusulalarının yakıldığı sobanın yanına eklenen özel bir aygıta, siyah duman için potasyum perklorat, antrasen ve kükürt içeren kartuşlar, beyaz duman için ise potasyum klorat, laktoz ve reçine içeren kartuşlar yerleştiriliyor.

Konklav: Kardinallerin Kilit Altına Alınması

Duman ritüelinin bu kadar büyük bir ilgi çekmesinin temel nedeni, papa seçiminin büyük bir gizlilik içinde yapılması. Hem seçim sürecinin gizli kalması hem de seçime katılan kardinallerin dışarıdan herhangi bir şekilde etkilenmesini önlemek amacıyla sıkı gizlilik kuralları uygulanıyor. Bu kurallar, seçici kardinallerin Sistine Şapeli’ne kilitlenmesini de içeriyor. Papa seçimine bu nedenle, Latince “anahtarla kilitli” anlamına gelen “konklav” (cum clave) adı veriliyor.

Kardinallerin oylama dışındaki zamanlarını geçirdikleri ve konakladıkları Vatikan’daki Santa Marta Konuk Evi’nde de benzer şekilde sıkı güvenlik önlemleri alınıyor. Burada görevli tüm personel de gizlilik yemini ediyor ve bu yemini bozmanın cezası otomatik aforoz. Personelin seçim süresince aileleriyle dahi iletişim kurmasına izin verilmiyor, kardinallerle iletişimleri ise yalnızca zorunlu hallerde ve büyük ölçüde kısıtlanıyor. Kardinallerin cep telefonu, akıllı saat gibi iletişim cihazları kullanması, televizyon, radyo ve gazete gibi medya araçlarını takip etmesi de kesinlikle yasak. Vatikan basın ofisi, seçim süresince Vatikan Şehir Devleti topraklarındaki mobil telekomünikasyon sinyal iletim sistemlerinin de devre dışı bırakıldığını duyurdu. Ancak, papa seçimi için büyük kalabalıkların toplandığı San Pietro Meydanı’nın bu uygulamanın dışında tutulduğu açıklandı. Şapelde ve misafirhanede, olası bilgi sızıntılarını önlemek amacıyla gizli dinleme cihazı gibi elektronik aygıtlar için detaylı taramalar da yapıldı.

Oylama Süreci Nasıl İşledi?

Konklavın ilk aşamasında, Sistine Şapeli’nde tüm kardinaller yerlerini aldıktan ve yemin ettikten sonra tören yöneticisi “herkes dışarı” (extra omnes) anonsunu yapıyor ve şapelin kapıları kilitleniyor. Üzerinde Latince “Yüce Papa olarak seçiyorum” (Eligo in Summum Ponteficem) yazılı oy pusulaları kardinallere dağıtılıyor ve her biri buraya gizlice bir isim yazıyor. Kardinaller, oylarının gizliliğini koruyarak katladıkları pusulaları sunaktaki özel olarak hazırlanan sandığa götürüyor ve Latince bir yemin eşliğinde oy sandığına atıyorlar.

Ardından, seçim denetçisi olarak görevlendirilen üç kardinal oyları dikkatlice karıştırdıktan sonra açmaya başlıyor. İlk iki sayım görevlisi kardinal pusuladaki isme baktıktan sonra üçüncüsü ismi yüksek sesle okuyor. Oylar titizlikle kayda geçirildikten sonra, pusulalar delinerek kırmızı bir iple birbirine bağlanıyor. Bu oy pusulaları, diğer ilgili belgelerle birlikte özel olarak kurulan bir sobada yakılıyor. Papa seçimi için belirlenmiş resmi bir süre kısıtlaması bulunmuyor. Tarih boyunca birkaç saatten yaklaşık üç yıla kadar süren konklavlar biliniyor. Ancak, son iki papa da oylamaların ikinci gününde seçilmişti. 2013’teki seçimde Papa Francesco, ikinci günün akşamında, beşinci oylamanın sonunda seçimi kazanmıştı.

Rekor Sayıda Kardinalin Katılımıyla “Öngörülemez Seçim”

Çarşamba günü başlayan bu son konklav, seçici kardinal sayısının rekor seviyede yüksek olması, dünyanın farklı coğrafyalarından gelmeleri ve birçoğunun birbirini yakından tanımaması gibi faktörler nedeniyle Vatikan uzmanları tarafından “en öngörülemez papa seçimi” olarak nitelendiriliyordu. Katolik Kilisesi’nin “prensleri” olarak da adlandırılan kardinal sayısı halihazırda 252 olsa da, 80 yaş sınırı ve sağlık sorunları gibi nedenlerle bu seçimde 133 kardinal oy kullanma hakkına sahipti. Yeni bir papanın seçilebilmesi için, geçerli oyların üçte ikilik çoğunluğunu, yani 133 oydan en az 89’unu almak gerekiyordu. Seçici kardinallerin yaş ortalaması 72 iken, en genç kardinal 45 yaşındaydı ve Ukrayna’yı temsil ediyordu. Seçime katılan 135 kardinalden 108’i, Papa Francesco döneminde atanmış isimlerdi. Amerika kıtasından seçilen ilk papa olan Francesco’nun, kiliseyi Avrupa merkezli olmaktan çıkarma çabaları kapsamında, daha önce kardinale sahip olmayan dünyanın farklı bölgelerine de kardinaller atamış olması, bu son seçimin dinamiklerini de önemli ölçüde etkiledi.

Yüz Germe Ameliyatı Nedir ve Kimler İçin Uygundur? - RayHaber
SAĞLIK

Yüz Germe Ameliyatı Nedir ve Kimler İçin Uygundur?

Zamanın akışı, yer çekimi ve çevresel faktörler ciltte birtakım değişikliklere yol açar. Özellikle otuzlu yaşların sonundan itibaren kollajen üretiminin azalmasıyla birlikte yüz bölgesinde sarkmalar, derin kırışıklıklar ve hacim kayıpları belirginleşmeye başlar. İşte bu noktada, yaşlanma belirtilerini geriye sarmak ve daha taze bir görünüm elde etmek için en etkili cerrahi yöntem 🚆
Türk Eğitim Derneği İzmir Temsilciliği Eğitime Destek İçin Koştu - RayHaber
35 İzmir

Türk Eğitim Derneği İzmir Temsilciliği Eğitime Destek İçin Koştu

Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk ve en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Eğitim Derneği (TED) İzmir Temsilciliği aracılığıyla 106 sporcu, Salomon Çeşme Yarı Maratonu’nda “Eğitim Değiştirir” kampanyası kapsamında ter döktü. Katılımcılar, attıkları her adımla eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunarken, sporun birleştirici gücünü toplumsal dayanışma ile buluşturdu. Maratonda bireysel gönüllülerin 🚆