Türkiye’nin Savunma Sanayiindeki Yerlilik Oranı Yüzde 80’nin Üzerine Çıktı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin savunma sanayiindeki son 22 yılda kaydettiği büyük ilerlemeyi vurguladı. “Ürün, sistem ve alt sistem bazlı yerlileşme çalışmalarımız neticesinde; savunma ürünlerindeki yerlilik oranımızı 22 yılda yüzde 20’den yüzde 80’lerin üzerine çıkardık,” diyen Bakan Kacır, Türkiye’nin milli ve özgün savunma sanayii ürünlerinin bugün dünyada savaş paradigmalarını ve jeopolitik dengeleri değiştirici unsurlar olarak adından sıkça söz ettirdiğini belirtti.

Bakan Kacır, Avrupa’nın en büyük endüstri kümelenmesi SAHA İstanbul 6. Olağan Genel Kurul Toplantısı‘na katılarak milli savunma sanayii, stratejik bağımsızlığın ve kalkınma vizyonunun ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini ifade etti.

Milli ve Özgün Ürünlerle Büyük Atılım

Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son 22 yılda ortaya konulan güçlü siyasi irade ve istikrarlı devlet politikalarının, milli ve özgün ürünleri önceleyen uzun soluklu Ar-Ge, yatırım ve tedarik planlamalarıyla nitelikli insan kaynağı programlarıyla savunma sanayiini büyük bir atılıma taşıdığını söyledi. Türkiye’nin, ana yüklenicilerden KOBİ’lere, araştırma kuruluşlarından üniversitelere uzanan, çok katmanlı bir ekosistem inşa ettiğini belirtti.

Teknolojik Kabiliyet ve Stratejik İlerleme

Kacır, Türkiye’nin hava platformlarından deniz platformlarına, kara araçlarından uzay sistemlerine kadar pek çok kritik alanda, yerli ve milli teknolojilerle yeni çağın lider ülkeleri arasında yer alma yolunda hızla ilerlediğini vurguladı. Bakan, savaş paradigmalarını değiştiren insansız hava araçları Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, AKINCI, ANKA, AKSUNGUR; insansız savaş uçakları ANKA-3, KIZILELMA; yüksek manevra kabiliyeti ve düşük radar izine sahip beşinci nesil savaş uçağı KAAN, eğitim uçakları HÜRKUŞ, HÜRJET; helikopterler ATAK ve GÖKBEY; Mavi Vatan’da özgürce yol alan MİLGEM, TCG ANADOLU; seyir füzeleri SOM ve ATMACA, süpersonik hızlarda çalışan hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN; Dünya’nın her noktasından, hiçbir kısıtlamaya takılmaksızın görüntü almayı sağlayan uydu İMECE ve daha nicelerinin, dünyada ancak birkaç ülkenin sahip olabildiği teknolojik kabiliyetlerin ispatı olduğunu dile getirdi.

Güçlü İş Birliği ve Artan İhracat

Savunma sanayii ekosistemindeki tüm aktörler arasındaki güçlü iş birliği, uluslararası standartlarda üretim yetkinliği ve yenilikçi Ar-Ge anlayışının sadece Türkiye’nin değil, aynı zamanda dost ve müttefik ülkelerin savunma ihtiyaçlarına da cevap vermeyi mümkün kıldığını ifade etti. Dünyadaki muadillerine kıyasla daha yüksek kabiliyet sunan, aynı zamanda rekabetçi edinim maliyetleriyle uluslararası pazarda güçlü marka değerine sahip savunma ürünlerinin ihracatının, geçtiğimiz yıl 7,1 milyar dolara ulaştığını belirtti. İhracatın bu yılın ilk dört ayında geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 67 artış gösterdiğinin altını çizdi.

Milli Uzay Programı ve Uzaydaki Gözümüz

Bakan Kacır, dünya kara, deniz ve hava kuvvetlerinin ardından uzay kuvvetlerini konuştuğunu belirterek, Türkiye’nin uzaydaki hak ve menfaatlerini korumak üzere Milli Uzay Programı doğrultusunda son yıllarda önemli atılımlar gerçekleştirdiğini aktardı. Türk Astronot ve Bilim Misyonu kapsamında ilk astronot Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda on üç bilimsel deneyi başarıyla icra ettiğini, diğer astronot Tuva Cihangir Atasever’in yedi deney icra ettiği yörünge altı araştırma uçuşunu tamamladığını hatırlattı.

“Uzaydaki gözümüz” İMECE ile yer yüzünün her noktasından hiçbir kısıt olmadan yüksek çözünürlüklü görüntü alınabildiğini, Türkiye’de bugüne kadar üretilen en yüksek maddi değere sahip teknoloji ürünü TÜRKSAT 6A’nın da yakın zamanda hizmete alındığını ve kendi haberleşme uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olunduğunu ifade etti. Uydu çalışmalarında tarihi bir dönemeç niteliğindeki bu projenin ardından yeni projeleri, İMECE 2, İMECE 3 ve TÜRKSAT 7A‘yı hayata geçirmek için gayret gösterdiklerini belirtti. Uydu geliştirme alanında kamuda bulunan kapasiteyi tek çatı altında toplamak üzere küresel rekabet gücüne sahip milli uydu şirketinin oluşturulacağını da ekledi. Kendi mühendisleri ve bilim insanlarının geliştirdiği milli itki sistemine sahip uzay aracıyla Ay’a erişileceğini ve Fergani firmasının çalışmalarını yürüttüğü Milli Küresel Konumlama Sistemiyle askeri operasyonların güvenliğinin çok daha güçlü hale getirileceğini söyledi.

Milli Teknoloji Hamlesi ve Gelecek Hedefler

Milli Teknoloji Hamlesi’nin meyvesi olan bu güçlü ivmenin hız kesmeden devam etmesi için, güçlü üretim ve teknoloji geliştirme altyapısının seferber edildiğini ifade eden Bakan Kacır, önümüzdeki dönemde havacılık, mühimmat ve füze sistemleri; deniz platformları, kara araçları, elektronik harp ve radar alanlarında yetkinliğin alt sistem, malzeme ve bileşen bazında derinleştirileceğini belirtti. Motor, yarı iletken, yapay zeka, otonomi, siber güvenlik, uzay, hipersonik, kuantum ve biyoteknoloji gibi geleceğin savaş arenasını şekillendirecek teknolojilerde kabiliyet inşasının hızlandırılacağını vurguladı.

Kacır, Türkiye’nin sahip olduğu altyapı, mühendislik kabiliyeti ve insan kaynağıyla; savunma ürünlerinde kendi öz yeterliliğini sağlamanın yanında, bu alanda yüzde 80 dışa bağımlı olan Avrupa’nın güvenliğinde de somut sorumluluk alabilecek kabiliyete sahip olduğunu söyledi. Özellikle değişen jeopolitik dengelerin; Türkiye’nin Avrupa savunma ekosisteminde daha güçlü, daha etkili ve daha belirleyici bir aktör olması için tarihi bir fırsat penceresi araladığını, yeter ki savunma sanayiinin tüm aktörleri arasında birlikte çalışma kültürünü ve milli hedeflere odaklı eşgüdüm ruhunun kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini ekledi.

SAHA İstanbul’un Rolü ve Gelecek Vizyonu

Avrupa’nın en büyük Sanayi Kümelenmesi SAHA İstanbul’un savunma sanayii ekosisteminde etkin iş birliklerini besleyen ve savunma sanayiinin tüm aktörlerine rehberlik eden yaklaşımını çok kıymetli bulduğunu belirten Bakan Kacır, SAHA İstanbul’u; Türkiye’nin dünya sahnesinde yükselişini pekiştiren bir stratejik iş birliği platformu olarak gördüğünü dile getirdi. SAHA EXPO, SAHA MBA, SAHA Girişim gibi marka projelerle SAHA İstanbul’un, sadece savunma sanayii değil, aynı zamanda Türkiye’nin yüksek teknolojili üretim vizyonunun taşıyıcı gücü olmayı kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.