Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ve ALTINAY Savunma Teknolojileri’nin ortaklığında kurulan TAAC Havacılık Teknolojileri, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Calidus şirketi ile stratejik bir sözleşme imzaladı. Bu anlaşma, Calidus B-250 hafif taarruz uçaklarının iniş takımları ve alt sistemlerine yönelik iş birliğini kapsıyor. IDEF 2025 Fuarı kapsamında gerçekleşen bu önemli adım, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında savunma sanayinde derinleşen ilişkilerin yeni ve kritik bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Savunma Sanayinde Somutlaşan İlişkiler
Söz konusu sözleşme ve iş birliği, Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında savunma sanayinde son yıllarda gelişen devlet düzeyindeki ilişkilerin, şirketler arası somut iş birliklerine dönüşmesinin güçlü bir örneği olarak kabul ediliyor. Anlaşma, iki şirketin havacılık teknolojileri alanındaki yetkinliklerini birleştirerek ilerleyen dönemde daha büyük ve çok yönlü projelerin önünü açmayı hedefliyor.
TAAC ve Calidus’tan Ortaklık Mesajları
TAAC Genel Müdürü Enis Ata, anlaşmanın ardından yaptığı açıklamada, “CALIDUS ile imzaladığımız bu sözleşme ile yetkinliklerimizi ortak amaç doğrultusunda birlikte pekiştirirken uluslararası projelerdeki etkinliği artırma yönünde de önemli bir adım atıyoruz. Gerek ürün gamı gerekse geniş bir alana yayılan kabiliyetleriyle global ölçekte söz sahibi olan TAAC ve CALIDUS, küresel anlamda etki alanını büyütecek ve inanıyoruz ki birlikte daha birçok projeye imza atacak” ifadelerini kullandı.
CALIDUS CEO’su Dr. Khalifa Alblooshi ise ortaklığın önemine vurgu yaparak şunları ekledi: “TAAC ile imzaladığımız bu anlaşmanın iki ülke arasındaki ticari ve dostluk bağını da kuvvetlendireceğine inanıyoruz. İki ülkenin TAAC ve CALIDUS özelinde sahip olduğu derin mühendislik gücü ve rekabetçi ürün gamı, bu anlaşma ile daha da güçlenecek ve küresel ölçekte parmakla gösterilecek bir iş birliği modelinin de temellerini atacak. Bu ortaklığın birlikte hayata geçireceğimiz birçok yenilikçi projeye güçlü bir temel oluşturmasını temenni ediyoruz.”
Bu iş birliği, Türkiye’nin savunma sanayindeki teknolojik yeteneklerinin uluslararası alanda ne denli tanındığını ve stratejik ortaklıklar kurma potansiyelini bir kez daha ortaya koyuyor. Özellikle kritik alt sistemlerdeki bu tür anlaşmalar, iki ülke arasındaki teknoloji transferini ve ortak üretim kapasitesini artırarak uzun vadeli stratejik faydalar sağlayabilir.