Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın ev sahipliğinde düzenlenen “Köklerden Ufuklara: Türk Savunma Sanayiisinin Yükseliş Hikâyesi Paneli”nde, Türkiye’nin savunma sanayisindeki tarihi gelişimi, yerlilik ve küresel rekabet gücü masaya yatırıldı.
İthal Eden Ülkeden İhraç Eden Aktöre Dönüşüm
Panelin açılış konuşmasını yapan Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Türk savunma sanayisinin geldiği noktayı bir “zihinsel devrim” olarak nitelendirdi. Görgün, Türkiye’nin artık ithal edilen sistemlerin kullanıcısı olmaktan çıkarak, kendi özgün sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir aktöre dönüştüğünü vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde atılan adımların, sistematik politikalar ve nitelikli insan kaynağıyla birleşerek bu başarıları ortaya çıkardığını belirtti.
İhracat Hedefleri Aşıldı: %83 Yerlilik Oranı
Savunma sanayisinin Türkiye’nin bağımsızlık manifestosu olduğunu söyleyen Görgün, bu sektöre yapılan her yatırımın ülkenin geleceği için stratejik bir adım olduğunu ifade etti. Görgün’ün paylaştığı verilere göre, 2024 yılında savunma ve havacılık sanayisi ihracatı %29 artışla 7,154 milyar dolara ulaştı ve 2024 hedefinin %11 üzerine çıktı.
Türk savunma sanayisinin ulaştığı %83’lük yerlilik oranı, yalnızca teknoloji kullanan değil, aynı zamanda teknoloji tanımı yapabilen bir ekosistemin varlığını gösteriyor. Geliştirilen kabiliyetlerin sadece ana entegratör firmalarla sınırlı kalmadığını, KOBİ’lerden üniversitelere ve teknoparklara kadar tüm ekosistemin ortak emeğiyle şekillendiğini belirtti.
Küresel Rekabet ve Yeni Pazarlar
Prof. Dr. Görgün, Türk savunma sanayisinin odağının artık “Üretiyor muyuz?” sorusundan “Dünyayla nasıl rekabet ediyoruz?” sorusuna kaydığını vurguladı. İnsansız sistemlerden siber güvenliğe, elektronik harp çözümlerinden uydu teknolojilerine kadar geniş bir alanda geliştirilen ürünlerin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, müttefik ülkeler tarafından da tercih edilen çözümler haline geldiğini belirtti.
Türkiye’nin uluslararası iş birliği faaliyetleri sayesinde şirketler, artık sadece belirli bir bölgeye değil, dünyanın neredeyse tamamına ihracat yapabiliyor. Sadece geçtiğimiz yıl 180 farklı ülkeye ürün ihraç edildiğini belirten Görgün, Türkiye’nin aklını stratejiye, stratejisini teknolojiye ve teknolojisini ürüne dönüştürmeyi başardığını söyledi.