Pentagon’un ulusal güvenlik öncelikleri, Başkan Donald Trump’ın “Önce Amerika” gündemi doğrultusunda yeniden şekilleniyor. Military Times’a konuşan çok sayıda ABD’li yetkili, Savunma Bakanlığı’nın önceliğinin bundan böyle vatanı ve Batı Yarımküre’yi korumak olacağını belirtti. Bu değişim, ülkenin askeri stratejisinde yıllardır süren terörle mücadele ve büyük güç rekabeti odaklarını, doğrudan Amerika’nın sınır güvenliğine kaydırıyor.
Yakında yayınlanması beklenen yeni Ulusal Savunma Stratejisi’nin (NDS) temel hedefleri, ordunun öldürücülüğünü artırma, saldırganlığı caydırma, düşmanlarla yüzleşme ve Amerika’nın sınırlarını savunma planlarını kapsıyor. Bir yetkili, bu misyonun “Trump’ın seçilme nedeni” olduğunu vurguladı.
Göç ve Sınır Güvenliği En Üst Öncelik
2024 başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi seçmenlerin ekonomi ve göçü en önemli sorunlar olarak sıralamasının ardından, Trump’ın yeni yönetimi bu vaadi hızla hayata geçirmeye başladı. Trump, göreve başladığı ilk gün, ABD Kuzey Komutanlığı’na yasadışı kitlesel göç, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi faaliyetleri de içeren “işgal biçimlerini püskürterek sınırları kapatma” çağrısında bulunan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, “Sınırı korumak üs için en önemli öncelik ve sanırım ılımlılar için de öyle. Dolayısıyla bu değişiklik, bu vaadi yerine getiriyor,” diyerek yeni NDS’nin temelini açıkladı. Bu vurgu, vatan savunmasının tarihsel olarak tüm ABD başkanları için önemli bir öncelik olmasına rağmen, yasadışı göç ve organize suçla mücadele üzerinden ilk kez bu kadar net bir şekilde askeri stratejinin merkezine oturtulması anlamına geliyor.
Çin Odaklı Rekabet Batı Yarımküre’ye Kayıyor
Pentagon’un yeni stratejisi, geçmiş yönetimlerde olduğu gibi temel ulusal güvenlik çıkarı olarak Çin’e karşı koyma hedefini koruyor. Ancak yeni NDS’nin getirdiği en büyük değişiklik, Çin’e karşı rekabetin coğrafi odağını Batı Yarımküre’ye, yani geleneksel olarak “Amerika’nın arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika’ya kaydırması.
Military Times’a konuşan bir yetkili, bu aşırı odaklanmanın, Latin Amerika’daki Çin’in kötü niyetli faaliyetlerine karşı daha iyi bir konumlandırma sağlayacağını söyledi. Demokrasileri Savunma Vakfı’ndan Bradley Bowman da bu görüşü destekleyerek, Çin, Rusya ve İran’ın Latin Amerika’da uzun süredir aktif olduğunu ve Washington’ın tepkisinin bugüne kadar yetersiz kaldığını belirtti. Yeni strateji kapsamında, bakanlık özellikle Çin bağlantılı karteller de dahil olmak üzere uyuşturucu kartellerine daha fazla odaklanacak.
Yetkili, Panama Kanalı çevresindeki Çin varlığının kritik bir ticaret yolu olması nedeniyle arttığını ve stratejinin “hâlâ Çin’e karşı savunma odaklı” olduğunu vurguladı. Georgetown Üniversitesi’nden Michael Shifter da Panama Kanalı’nın Trump için “açıkça” önemli olduğunu belirtti.
Askeri Kapasite ve İnsan Hakları İkilemi
Analistler, yeni stratejinin beraberinde getireceği risklere karşı uyarıyor. Bowman, Latin Amerika’daki Çin ile rekabetin sadece “askeri çekiç” ile kazanılamayacağını, bölgenin ekonomik zorluklar için kurumlar arası ve kamu-özel sektör desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Bowman ayrıca, ABD’nin Pasifik, Avrupa ve Ortadoğu’daki hayati çıkarlarını korurken Latin Amerika’da daha güçlü bir askeri duruş sergilemesinin, askeri kapasitedeki mevcut eksiklikleri hızla kötüleştirebileceği konusunda uyardı. “Ek askeri taahhütler üstlenir ve Pentagon’a buna uygun ek kaynaklar sağlamazsak, hazırlık durumu zayıflayacaktır,” dedi.
Öte yandan Shifter, yönetimin Latin Amerika’daki yasadışı uyuşturucu sorununa odaklanırken, geçmişteki insan hakları ihlallerini tekrarlamamasını umuyor. Shifter, ABD’nin bölgeye kara birliği gönderme ihtimaline karşı “çok şüpheci” olduğunu ve Başkan’ın hiçbir yerde Amerikan hayatlarını riske atmak istemeyeceğini düşünüyor.
Ancak Trump, ABD ordusunun son olarak uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen bir gemiye yönelik üçüncü ölümcül saldırısını gerçekleştirdiğini duyurdu. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Venezuela kıyıları yakınlarındaki bu saldırıları “zorbalık eylemi” olarak nitelendirdi. Shifter, bu tür eylemlerin bölgede tedirginlik yarattığını ve grevlerin yasal gerekçesinin sorgulanabilir olduğunu ifade etti. Yeni NDS, bu gerginlik ve ikilemlerin ortasında, ABD’nin ulusal güvenlik önceliklerini yeniden tanımlayan bir dönüm noktası olacak.