Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle derlenen Ekim 2025 geçici dış ticaret verileri, küresel ticaret dinamiklerinde önemli kırılma noktalarını net bir biçimde gösteriyor. İhracat artışı bir önceki yılın aynı ayına göre %2,0 seviyesinde büyürken 23 milyar 941 milyon dolar olarak kayda geçti. Buna karşılık ithalat %7,2 artışla 31 milyar 521 milyon dolar tutarında gerçekleşti. Bu tablo, enerji ürünleri ve parasal olmayan altın dışındaki kalemlerin güçlü temsilini ortaya koyuyor ve ekonomimizin döviz akışlarındaki nabzını netleştiriyor.
İhracat ve ithalatın Ocak-Ekim dönemi performansı da dikkat çekici. Genel ticaret sistemine göre, Ocak-Ekim 2025 döneminde ihracat yüzde 3,9 artışla 224 milyar 469 milyon dolar olurken, ithalat yüzde 6,1 artışla 299 milyar 152 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu rakamlar, dış ticaretin hacimsel büyüklüğünü ve küresel tedarik zincirlerindeki dalgalanmaları yansıtıyor. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altını Hariç ihracat Ekim ayında yüzde 3,8 artışla 22 milyar 25 milyon dolardan 22 milyar 826 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,2 artışla 22 milyar 684 milyon dolardan 23 milyar 865 milyon dolara çıktı.
İhracatın ithalatı karşılama oranı değerlendirildiğinde enerji ve altın hariç kalemler için yüzde 95,8 olarak gerçekleşti. Bu, ülkenin enerji ve altın dışı ürünlere olan talebinin güçlü kalmasını ve ihracat odaklı üretimin desteklenmesini gösteriyor. Dış ticaret açığı ise 1 milyar 10 milyon dolar olarak kayda geçti; bu, enerji ve hammadde dışı kalemlere yönelik talebin yüksekliğini korumasına rağmen cari açığın temel kalemler üzerinden yeniden dengelenmesi gerekliliğini vurguluyor.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler açısından bakıldığında, Ekim 2025’te ihracat bir önceki aya göre %1,7 artarken ithalat %4,8 yükseldi. Takvim etkilerinden arındırılmış seride ise ihracat %2,0, ithalat %7,2 artış gösterdi. Bu farklar, dönemsel dalgalanmaların ötesinde yapısal eğilimleri işaret ediyor ve yatırımcılar ile politika yapıcılar için önemli ipuçları sunuyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ihracatı içindeki payı %3,4 olarak kaydedilirken, imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı %94,4 seviyesinde bulunuyor. Bu göstergeler, değer zincirlerinde yüksek katma değerli üretimin önemini bir kez daha vurguluyor.
İhracatta ilk sıralarda Almanya’nın yer alması dikkat çekiyor: 2 milyar 3 milyon dolar ile lider konumda olan Almanya’yı Birleşik Krallık, ABD, Irak ve İtalya takip ediyor. Bu beş ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın %30,1’ini oluşturuyor. Arka planda Çin’in ithalat sıralamasında liderliği ise 3 milyar 977 milyon dolar ile görülüyor ve Çin’i Rusya Federasyonu, Almanya, İsviçre ve ABD takip ediyor. Ocak-Ekim döneminde ilk beş ülkenin ithalat payı ise %42,9 olarak kaydedildi. Bu dağılımlar, coğrafi çeşitlendirme ve tedarik zincirlerinde çeşitlilik stratejilerinin önemini ortaya koyuyor.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle ilgili geniş perspektif, Ekim 2025’te ihracat bir önceki aya göre %1,7 artarken ithalat %4,8 yükseldiğini gösteriyor. Takvim etkilerinden arındırılmış veriler ise ihracatın %2,0, ithalatta ise %7,2 artış olduğuna işaret ediyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracat payı %3,4 olarak kaydedilirken toplam imalat sanayi ürünlerinin ihracattaki payı %94,4 düzeyinde bulunuyor. İmalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı %84,4 iken yüksek teknoloji ürünlerinin payı %12,7 olarak kaydediliyor. Ocak-Ekim döneminde ise bu dağılım sırasıyla %81,8 ve %11,5 olarak gerçekleşti. İçerik stratejilerimizi oluştururken bu pay dağılımları, alanında uzmanlaşmış üretim segmentlerinin güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Özel Ticaret Sistemi Verileri kapsamında Ekim 2025’te ihracat yüzde 2,7 artışla 22 milyar dolar değerini alırken ithalat yüzde 9,5 artışla 29 milyar 959 milyon dolar olarak kaydedildi. Dış ticaret açığı %34,4 artışla 7 milyar 959 milyon dolar seviyesine yükseldi ve ihracatın ithalatı karşılama oranı %73,4 olarak belirlendi. Ocak-Ekim döneminde ihracat 203 milyar 993 milyon dolar, ithalat 280 milyar 748 milyon dolar, dış ticaret açığı ise 76 milyar 755 milyon dolar olarak kaydedildi. Bu portföyde ihracatın ithalatı karşılama oranı ise %72,7 düzeyinde gerçekleşti. Bu veriler, özel ticaret sistemiyle bütünleşik yapının, dış ticaretin kırılganlıklarını azaltma potansiyelini ortaya koyuyor.
Genel olarak değerlendirildiğinde, enerji ve altın hariç kalemlere odaklanan ihracatın yüksek teknolojik ürünlerle güçlendirilmesi, imalat sanayi payının korunması ve dış ticaret açığının sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması için stratejik hedefler belirlemek gerekiyor. Ülke olarak, mevsim etkilerinden arındırılmış verilerdeki olumlu eğilimleri sürdürmek, coğrafi çeşitlendirme ve yüksek katma değerli ürün üretimini artırma hedefleriyle hareket etmek kritik öneme sahip. Ayrıca ithalatta ara malı yoğunluğunu azaltıcı politikalarla %68,9 gibi paylar üzerinden dengelenen tedarik zincirleri oluşturmaya odaklanmalıyız.