T625 GÖKBEY Helikopteri Tip Sertifikasını Aldı

Türkiye, havacılık tarihinde dönüm noktası niteliğinde bir başarıya daha imza attı. Yerli ve milli imkânlarla geliştirilen T625 GÖKBEY helikopterinin Tip Sertifikası almasıyla birlikte, Türkiye dünyada hava aracı sertifikasyon süreçlerini uçtan uca dijital ve milli bir platform üzerinden yönetebilen sınırlı sayıdaki ülkeden biri konumuna yükseldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bu gelişmenin sadece bir teknik onay değil, aynı zamanda tam bağımsızlık yolunda atılmış dev bir adım olduğunu vurguladı.

GÖKBEY’in Sertifikasyon Süreci 10 Yıla Yayıldı

GÖKBEY’in gökyüzündeki güvenliğinin tescillenmesi, yaklaşık 10 yıl süren titiz bir çalışmanın ürünüdür. İlk olarak sivil havacılık ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan T625 için resmi sertifikasyon süreci, 23 Mart 2016 tarihinde yapılan başvuruyla resmen başlatılmıştı. Aradan geçen süre zarfında TUSAŞ ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) koordinasyonunda devasa bir operasyon yürütüldü.

TUSAŞ’ın 1973 yılında iki küçük kulübede başlayan mütevazı yolculuğu, bugün 4 milyon metrekarelik devasa bir teknoloji üssüne dönüşmüş durumda. KAAN, HÜRJET ve ATAK-2 gibi stratejik projelerin ardından GÖKBEY, Türkiye’nin döner kanatlı platformlardaki yetkinliğini dünyaya kanıtlayan yeni bir halka oldu. Bu süreç, Türk mühendislerinin emeği ve devletin kararlılığıyla, Türkiye’nin kendi gücüyle yükselişinin sembolü haline geldi.

Süreç Tamamen Dijital ve Milli Platformda Yürütüldü

GÖKBEY’in sertifikasyonunu benzersiz kılan en önemli unsur, sürecin yönetim biçimidir. Bakan Uraloğlu’nun paylaştığı verilere göre, bu kapsamda 600’ün üzerinde teknik toplantı yapıldı ve 180’den fazla kritik sertifikasyon testi başarıyla tamamlandı. Yaklaşık 18 bin uçuş test noktasının değerlendirildiği süreçte, 800’ü aşkın uyum dokümanı hazırlandı.

Tüm bu karmaşık operasyon, Kamusal Dönüşüm Modeli çerçevesinde geliştirilen KDM-ERP Sertifikasyon Modülü üzerinden tamamen dijital, kanıt bazlı ve şeffaf bir şekilde yönetildi. Bu dijital altyapı sayesinde Türkiye; ABD, Kanada, Brezilya ve Avrupa Birliği gibi köklü havacılık ekosistemlerine sahip ülkelerin arasına adını yazdırdı. Artık Türkiye, kendi ulusal otoritesiyle dışa bağımlı kalmadan bir hava aracını tasarlayıp sertifikalandırabilme kabiliyetine sahip.

“GÖKBEY Milletimize Hizmet Edecek Milli Gururumuzdur”

GÖKBEY, yalnızca savunma sanayisinin bir parçası değil, sivil havacılıkta bağımsızlığın en somut göstergesidir. Tip Sertifikası ile birlikte seri üretim ve kullanım önündeki engeller kalkarken; helikopterin sağlık hizmetleri (ambulans helikopter), yangınla mücadele ve genel maksat görevlerinde aktif rol alması planlanıyor.

Bakan Uraloğlu, bu başarının teknolojik egemenlik ve milli irade açısından taşıdığı öneme değinerek, “Yıllarca dış onay mekanizmalarına bağlı kalan bir ülkenin, kendi helikopterini kendi standartlarıyla dünyaya kabul ettirmesi tarihi bir eşiktir,” dedi. Bu eserin, vatan savunmasında can veren şehitlerin aziz hatıralarına bir armağan olduğu ifade edildi.

Savunma Sanayide Gelişen Teknolojiler Diğer Alanlara Taşınıyor

Savunma sanayisindeki bu birikim, Türkiye’nin genel teknoloji ekosistemini de besliyor. Bayraktar TB2, TCG Anadolu, TOGG ve TÜRKSAT 6A gibi projelerle sağlanan teknolojik sıçrama; ulaştırma ve sanayinin diğer kollarına da ihraç ediliyor. GÖKBEY projesinde geliştirilen yüksek teknolojili yazılım ve donanım çözümleri; milli tren projeleri, sürücüsüz metro sistemleri ve akıllı ulaşım ağlarında da karşılık buluyor.

Savunma Sanayii Başkanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile yürütülen yakın iş birliği, geliştirilen her bir milli teknolojinin ülkenin farklı sektörlerinde katma değer üretmesini sağlıyor. Türkiye, yüksek teknolojili ürünlerle küresel ölçekte sadece bir tüketici değil, artık oyun kurucu bir üretici ve ihracatçı ülke kimliğini pekiştiriyor.