Her yıl Mart ayından itibaren, Afrika’dan Avrupa’ya uzanan göç rotasında yer alan Nallıhan Kuş Cenneti, binlerce göçmen kuşun uğrak noktası olur. Bu kuşlar, bölgenin zengin sazlık, ağaçlık ve kayalık alanlarında yuva yaparak yerleşir; Haziran ayında yavruların yumurtadan çıkmasıyla yaban hayatı en hareketli dönemine girer ve bu durum doğanın canlılığını zirveye taşır.
Bölgenin 450 hektarlık geniş alanı, çeşitli besin kaynakları ve uygun yaşam ortamıyla yaban kuşlarının tercih ettiği bir mekan haline gelmiştir. Özellikle toplu avlanan karabataklar ve sadık çiftleriyle bilinen angut kuşları gibi türler dikkat çekerken, Türkiye’de görülen altı balıkçıl türünden beşi burada yaşamını sürdürür. Yırtıcı kuşlar arasında şahin, atmaca, balık kartalı, yılan kartalı ve nesli tehlike altındaki küçük akbaba gibi çeşitler de bu cennette boy gösterir.
Tür Çeşitliliğiyle Dikkat Çeken Bir Cennet
Bölgenin sunduğu habitat, kuş çeşitliliğini artırarak burayı eşsiz kılar. Bu zenginlik, karabatakların toplu avlanma alışkanlıkları ve angutların bağlılık örnekleriyle örneklenir. Ayrıca, yırtıcı kuşların bolluğu, şahinlerden balık kartallarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar ve küçük akbabanın varlığı gibi tehdit altındaki türleri korumaya vurgu yapar.

Gökkuşağı Tepeleri: 20-30 Milyon Yıllık Jeolojik Miras
Nallıhan Kuş Cenneti, sadece kuşlarıyla değil, 3. jeolojik çağdan kalma renkli tepe oluşumlarıyla da büyüleyicidir. Milyonlarca yıl önce İç Anadolu’daki iç denizin çekilmesiyle oluşan erozyon, sarı humus, kırmızı demir ve yeşil doğal killer gibi katmanları gün yüzüne çıkarmıştır, bu da ziyaretçilere görsel bir şölen sunar.

Doğa Koruma ve Milli Parklar 9. Bölge Müdürlüğü tarafından korunan bu alan, düzenli foto safari yarışmalarıyla tanıtılır. Piknik ve ateş yakmanın yasak olduğu bölgede, seyir terasları sayesinde kuşları doğal hallerinde fotoğraflamak mümkün hale gelir ve bu etkinlikler doğayı koruma bilincini pekiştirir.