Karbon Ayak İzini Azaltmanın Önemi
Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, bireysel düzeyde atılacak en önemli adımın karbon ayak izini azaltmak olduğunu vurgulayarak, “Yaşam tarzımızda gerçekleştireceğimiz küçük, fakat etkili değişiklikler, karbon salınımını azaltarak daha çevre dostu bir hayat sürmemize olanak tanır. Yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih etmek, enerji ve su kullanımında tasarruf sağlamak, toplu taşımayı veya bisikleti tercih etmek, bilinçli tüketim gibi adımlar, bu sürecin başında gelir” dedi.
Kamu ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü
Kamu ve sivil toplum kuruluşlarının, iklim değişikliğiyle mücadelede öncü bir rol üstlenmesi gerektiğine dikkat çeken Korgavuş, “Bu kuruluşlar, toplumsal farkındalığı artırarak, uluslararası gelişmeleri yakından takip edip, etkin politikalar geliştirerek bu politikaları karar alıcılarla paylaşarak kritik bir katkı sağlayabilirler. Ancak bu çabaların başarıya ulaşması için hükümetlerin aktif katılımı ve liderliği şarttır” ifadelerini kullandı.
Kentlerin İklim Krizine Karşı Savunmasızlığı
Kentlerin iklim krizi karşısında en savunmasız alanlar arasında yer aldığını vurgulayan Korgavuş, “Yeni araştırmalar, dünya genelindeki kentlerin yüzde 83’ünün iklim krizi kaynaklı ciddi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu ortaya koymaktadır. Bu oran, 2022’de yüzde 80 iken, artış göstermiştir. Bu bulgular, kentlerin iklim değişikliğine karşı savunmasızlığının giderek arttığını ve acil önlemler alınması gerektiğini açıkça göstermektedir” şeklinde konuştu.
Kentlerde Sürdürülebilir Tasarım İlkeleri
Kentlerde, iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak ve kentleri dirençli hale getirecek planlama ve tasarım ilkelerinin geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Bengi Korgavuş, “İlgili politikalarla bu ilkeler, kentsel planlamanın merkezine entegre edilmelidir. Öncelikle her alanda fosil yakıt kullanımının sonlandırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi gereklidir. Enerji verimliliğinin artırılması ve enerji tasarrufu da temel hedefler arasında yer almalıdır. Yaya odaklı kentsel tasarım, toplu taşıma sistemlerinin iyileştirilmesi, bisiklet yollarının yaygınlaştırılması ve tüm bu sistemlerin birbirine entegre edilmesi gerekmektedir” dedi.
Yeşil Alanların Önemi
Yeşil alanların kentler için kritik bir role sahip olduğuna işaret eden Korgavuş, bu alanların doğal karbon yutakları olduğunu, kentsel ısı adası etkisini azalttığını, hava kalitesini iyileştirdiğini, yağmur sularını toprakla buluşturduğunu ve sel riskini düşürdüğünü ifade etti. Korgavuş, “Yaya ve taşıt yollarının ağaçlandırılması, yeşil koridorlar, yeşil çatılar, yeşil duvarlar ve kentsel tarım gibi uygulamalarla kentsel yeşil alan miktarının artırılması, iklim değişikliğine dirençli kentler yaratmada büyük önem taşımaktadır. Yeşil alanlar, yeşil çatılar, yeşil otoparklar, yağmur suyu hasadı, yağmur bahçeleri ve geçirgen yüzeyler gibi yeşil altyapı sistemleri sadece erozyon ve sellerin etkilerini azaltmakla kalmaz; aynı zamanda su kaynaklarının korunması, su kıtlığının önlenmesi ve aşırı yağışların yönetilmesinde de hayati rol oynar. Bu süreçlerin yönetiminde yerel ve merkezi yönetimler sorumlu olsa da, bu süreçlere sivil toplum kuruluşları, yerel halk ve gönüllülerin aktif katılımı başarı şansını artırmaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.