Öğretmenlik Mesleği Kanun teklifi, eğitim camiasında tartışılmaya devam ediyor. Eğitim-İş Sendikası, bu teklifi protesto etmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı önüne siyah çelenk bıraktı. Eğitim-İş, diğer eğitim sendikalarıyla birlikte düzenlenen bu eylemde, öğretmenlerin haklarını savunmak için bir araya geldi.
Bakanlık önünde gerçekleştirilen 3 saatlik bekleyişin ardından, Ankara Valiliği ve emniyetin engellemelerine rağmen TBMM önünde bir basın açıklaması yapıldı. Burada konuşan Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, şu ifadeleri kullandı:
Öğretmen Kursiyer Oluyor!
Bir ülkenin gerçek gücü, öğretmenine verdiği değerle ölçülür. Yıllarca Anayasa ve kanunların yetkilendirdiği eğitim kurumlarında, büyük zorluklarla öğretmenlik mesleğine adım atan bireylere bu kanun ne diyor? ‘Sen, öğretmen olamazsın!’ Öğretmen olabilmek için 12 yıl eğitim alacak, üniversite okuyacak, birçok sınavı ve uygulamayı geçecek ve diplomanı alacaksın; ama bu yeterli değil! Öğretmen olabilmek için KPSS’yi de kazanman gerekiyor, yetmeyecek, bir de akademiye alınacaksın çünkü iktidar böyle istiyor.
Eğitim fakültesi mezunuysan 10 ay, değilse 14 ay hazırlık eğitimine tabi tutulacaksın. Sana en azından asgari ücret kadar bir harçlık vereceğim, sağlık sigortanı ödeyeceğim; ama sen hiçbir zaman sigortalı bir çalışan olamayacaksın! Bu kanun, öğretmenin diplomasını yok saymakta ve öğretmenliği diploması yok sayılan bir meslek haline getirmeyi hedeflemektedir.
Bu kanun, öğretmenleri bir “kursiyer” düzeyine indirgemekte, ancak onlara memurlardan daha ağır disiplin cezaları uygulanacağını öngörmektedir. Bu, gerçek bir meslek kanunu değil! Öğretmenin haklarını savunmayan, misyon ve sorumlulukları ayrıntılandırırken toplumsal haklarını göz ardı eden bir teklif ile karşı karşıyayız.
Öğretmene Gerektiğinde Seni Akademiden Atarım Diyen Kanun
Öğretmene “gerektiğinde seni akademiden atarım” diyen bu kanun, iktidarın mülakatla yapamadığını, kanun yoluyla gerçekleştirme planıdır. Eğitim fakülteleri, öğretmenleri yetiştiren kurumlardır. Nasıl ki kısa bir kursla doktor ya da avukat yetiştirilemezse, öğretmen de yetiştirilemez! Buradan tüm eğitim fakültesi dekanlarına, öğrencilerine ve velilerine sesleniyoruz: Bu kanun, eğitim fakültelerini değersizleştiriyor. “Öğretmen olacağım” diyerek fakülteleri tercih eden gençlerin geleceği çalınıyor. Veliler, bu kanun ile “Benim adamım değilsen öğretmen olamazsın” denildiğini görmekte. Bu kanun, siyasi iktidarın kendi memurunu yaratma projesidir!
Bu kanunun arkasındaki söylemler, palavralarla doludur! Eğitim fakültelerinde nitelikli öğretmen yetişmiyor deniyor. Peki, o zaman bu fakültelerin sorunlarını çözmek iktidarın sorumluluğu değil mi? Programları değiştirmek, eğitimin süresini uzatmak, sorun varsa kaynağında çözmek gerekmiyor mu?
Sevgili öğretmenim, yıllardır özveriyle çalışıyorsun; fakat artık bu kanunla seni mesleğinden göndermek için raporlar hazırlamanın önünü açıyorlar. Sesini çıkaran, iktidara karşı duran öğretmeni meslekten atmaya yönelik bir düzenleme ile karşı karşıyayız. İki müfettiş ve uydurma bir soruşturma ile keyfi bir şekilde hizmet sınıfını değiştirmenin önü açılıyor. Disiplin kararlarıyla baskılanmayı kabul etmiyoruz. Aslında hakkımız olan maddi haklar üzerinden oynanan bu oyuna kanmamalıyız. Biz, eğitim fakültelerinden öğretmen olarak mezun olduk; okullar bizim iş yerimizdir, memurluk da bizim istihdam biçimimizdir. Bugün mesleğimizi tehdit eden bu kanuna karşı çıkmazsak, hem kendimize hem de gelecekteki meslektaşlarımıza ihanet etmiş oluruz.
Unvan Ayrımı Kabul Edilemez! Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanları, görev ve yetki farklılaşması olmadan korunmalıdır. Meslek kıdemine dayalı yapılan ücret düzenlemesi, tüm öğretmenlere unvan kuralı aranmaksızın uygulanmalı ve bu ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır. Özel dal öğretmenlerinin ücretleri güvence altına alınmalı, taban maaş kanunuyla kamu-özel farkı ortadan kaldırılmalıdır. Bu, mesleki adaletin temel şartıdır. Şube müdürleri, uzman, araştırmacı ve müfettiş kadrosunda görev yapanların, görev ve sorumluluk alanlarına göre ücret hakkı bir an önce tanınmalıdır.
Güvencesiz İstihdamı Reddiyoruz! Eğitim işçilerinin ücretli, sözleşmeli değil; kadrolu ve garantili olarak istihdam edilmesi zorunludur. Öğretmenlik mesleği, geçici ve garantisiz çalışmanın değil, sürekli istihdamın sağlandığı bir meslek olmalıdır. Eğitim sisteminin geleceği, güvencesiz çalışan öğretmenlerle inşa edilemez.
Bu kanun, öğretmenlerin tatil haklarını ortadan kaldırmakta; nöbet, merkezi sınavlarda görev alma gibi dayatmaları asli görevlerimiz haline getirmektedir. ÇEDES ve TÜRGEV gibi protokollerle dayatılan görevler, öğretmenliğin gerçek amacını zedelemektedir.
Unutmayın, itiraz etmeyen, sessiz kalan bir öğretmen profili istiyorlar. Ancak biz Cumhuriyet’in öğretmenleriyiz! Cumhuriyet değerlerini yaşatmaya, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi fikri hür, vicdanı hür kuşaklar yetiştirmeye devam edeceğiz. Eğitim-İş olarak, bu kanun tamamen yürürlükten kalkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğretmene yapılan saldırı, tüm topluma yapılan bir saldırıdır. Mesleğimizin onuruna ve geleceğimize sahip çıkacağız! Bu kanunu hazırlayanlar, alkışlayanlar ve kanunlaşması için çaba gösterenler ise tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklardır.