Ali Koç ile Röportaj: Fenerbahçe, İş Dünyası ve Gelecek Vizyonu

Ali Koç ile Röportaj: Fenerbahçe, İş Dünyası ve Gelecek Vizyonu - RayHaber
Ali Koç ile Röportaj: Fenerbahçe, İş Dünyası ve Gelecek Vizyonu - RayHaber

Ali Koç ile Röportaj

İş insanı Murat Ülker, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Ali Koç ile bir röportaj gerçekleştirdi. Bu röportajda Ali Koç, Fenerbahçe Başkanlığına ve iş dünyasına dair kariyerinin önemli anları hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Murat Ülker’in Ali Koç ile yaptığı röportaj şu şekildedir:

Öncelikle kendisine teşekkür ederek başlamak istiyorum; beni kırmadı ve 27 soruma özenle, detaylı bir şekilde cevap verdi. Ben, biraz da sizi düşünerek merak ettiklerimi sordum. Cevaplardan da istifade ettim. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük endüstriyel gücü olan Koç Holding’in çeşitli politikalarını ve bakış açılarını konuştuk. Ayrıca Ankaralı Koç Ailesi, Anadolu’nun bağrından globalliğe uzanan Cumhuriyet neslini en geniş anlamda temsil etmektedir. Rahmetli Vehbi Koç ile başlayan bu en büyük aile şirketimiz, aynı zamanda özel sektörümüzün en büyük kapital gücüdür.

Koç Ailesinin gelenekselliği, Koç Holding’in değerleri ve politikaları, genç Cumhuriyetimizin ekonomik tarihinde büyük bir yer tutmaktadır. Gelin, hem merakınızı giderin hem de işe yarayacak tavsiyelerden öğrenin.

Sorular ve Cevaplar

1. Bugün itibariyle Ali Koç’un Fenerbahçeli imajından memnun musun? Yoksa 2018’de başlayan Başkanlık sürecini “keşke hiç yaşamasaydım” dediğin oluyor mu? Futbolun bu kadar içine girdiğine pişman mısın? Fenerbahçe Başkanlığı sana neler kattı, neye mal oldu?

Fenerbahçe Başkanı iseniz, futbolun içine sonuna kadar girmek zorundasınız. Bu konuda pişmanlığım yok, ancak üzgünüm; çünkü Türk futbol iklimi ne yazık ki hem daha kötüye gidiyor hem de kutuplaşan bir toplumun daha da kutuplaşmasına neden oluyor. Başkanlık dönemimde göz göre göre Fenerbahçe’nin hakkı yendi. Türk futbolundaki adaletsizlik ve haksız rekabetin boyutu artık herkes için aşikar. Fenerbahçe Başkanlığı bana pek çok şey kattı, ama aynı zamanda birçok şeyden de mahrum bıraktı. Detayları bu röportaja sığdırmak zor.

2. Bir süredir Fenerbahçe maçlarında görünmüyorsun, sözcü olarak da ortalarda yoksun. Bu yeni bir strateji mi, yoksa…?

Bu sezon tüm maçları izliyorum. Bazen işlerimin yoğunluğu nedeniyle katılamadığım maçlar oluyor, fakat bu sezon mümkün olduğunca içerideki ve dışarıdaki maçlara katılım sağlamaya çalışıyorum. Artık bu sezon Acun Bey, futboldan sorumlu yönetici olarak sözcülüğümüzü üstlendi. Medya sektöründeki deneyimiyle bu anlamda bize oldukça faydalı oluyor ve daha çok onu görüyorsunuz. Yeri geldiğinde ve gerektiği zaman tabii ki ben de konuşacağım.

3. Fenerbahçe, sizin başkanlığınız sırasında başta Basketbol olmak üzere sporun neredeyse her dalında başarıdan başarıya koştu. Bu başarılar bize yetiyor mu? Amaç tabii ki futbolda şampiyonluk. Bu bir tür takıntımız mı? Yoksa bunu kaşıyan spor kamuoyu mu?

Biz Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, “Dünyanın en büyük spor kulübü” mottosunu kullanıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz tüm branşlarda, olması gerektiği gibi, şampiyonluğu hedefliyor ve bunda da çoğu zaman muvaffak oluyoruz. Dünyada bizim kadar çok amatör branşı ve bu branşlarda istikrarlı bir şekilde üst düzey başarısı olan bir spor kulübü daha olduğunu düşünmüyorum. Ülkemiz adına son üç olimpiyata en çok sporcu yollayan kulübüz. Ancak futbolda başarı olmadığı zaman, diğer branşlardaki başarımız yeterince değer görmüyor. Diğer bir deyişle, futbolumuzdaki son 5 ve 10 sezon istatistiklerine baktığınız zaman Fenerbahçe gayet başarılı, fakat şampiyonluk yoksa bu durum, bahsettiğim haksız rekabetin diz boyu olduğu futbol iklimimizden kaynaklanıyor.

4. Daha önce de Fenerbahçe’de Yönetim Kurulu’nda yer aldınız ama son 7 yıldır Avrupa’nın sayılı büyük kulüplerinden, büyük bir tarihe sahip Fenerbahçe’nin başkanlığını yapıyorsunuz. Spor kulübü liderliği ile iş dünyası liderliği arasındaki büyük farklar ve benzerlikler nelerdir?

Spor Kulübü ve iş dünyası liderliği arasında pek çok benzerlik olduğu gibi, önemli farklılıklar da vardır. Futbol dünyası iş dünyasına nazaran çok daha dinamik ve günlük anlamda değişken. Bununla beraber, büyük taraftar kitlelerine sahip kulüplerin başkanları ve yöneticileri, siyasette bile görülmeyen bir baskı altındadır. Milyonlarla ifade edilecek eşsiz bir taraftar gücüne sahip olmanın avantajları büyük olsa da, yanında büyük sorumluluklar da barındırmaktadır. İstikrarlı ve sürdürülebilir başarı için her iki alanda da sağlam ve sağlıklı finansal yapıya sahip olmak ve etkili marka yönetimi, bence en önemli benzerliklerdir.

5. Kadın futbolu hakkında ne düşünüyorsunuz, planlarınız nelerdir? Türkiye’de futbol kulüplerinin daha iyi yönetilmesi mümkün mü?

UEFA’ya göre orta ve uzun vadede Avrupa futbolunda en büyük büyüme ve gelişim kadın futbolunda yaşanacak. Bu bağlamda, kadın futboluna yatırım ve taraftar ilgisi olağanüstü bir şekilde arttı. Ancak bu alanda en gelişmiş ülkelerde bile hala ekonomisi zayıf. Ülkemizde de kadın futbolunun ufak ufak gelişmesi çok sevindirici. Türkiye’deki kulüplerin iyi yönetilmediği aşikar, daha iyi yönetilmesi ise son derece mümkün. Bunun gerçekleşmesi için tüm ekosistemin ve paydaşların topyekün değişmesi ve gelişmesi gerekir. Mevcut sistemin tüm kademelerindeki çarpıklıklar, ne yazık ki herkesi olumsuz etkiliyor.

6. 2018’de ilk kez başkanlık koltuğuna oturduğunda geleneksel Fenerbahçe değerleri ile çağın gerektirdiği yeni yönetim değerleri arasında bocalama yaşadın mı?

Fenerbahçe’nin değerleri son derece çağdaş ve ileri görüşlüdür. Dolayısıyla çağın gerektirdiği yeni yönetim değerleri ile çelişki yaratacak bir durum söz konusu değildir. Kulübümüzün kültürel mirasını korumak her Fenerbahçeli’nin görevi ve sorumluluğudur. Mirasımızı korumak, yenilikçi yaklaşımların uygulanmasına bir mani değildir. Zaten en beğendiğim mottolardan biri “geçmişine sahip çıkmayanlar geleceğini de risk ederler”.

7. Futbol kulüplerinin gelirleri ile giderleri arasında büyük farklar var. İnanılmaz derecede hesapsız kitapsız borçlanma var. Normal bir işletme böyle borçlansa iki güne batar. Siz bu mali disiplini nasıl sağladınız?

Mevcut durumda, Fenerbahçe’nin futbol operasyonlarının gelir-gider dengesi aslında sağlıklı değildir. Faaliyet karı seviyesinde denge vardır. Ancak geçmişten gelen ağır finansal borçların yarattığı faiz yükü nedeniyle, vergi öncesi kar seviyesinde büyük zararlar söz konusudur. Sağ olsun devletimiz kulüplerimize yardımcı olmak için bir borç yapılanmasına öncülük etti. Bu anlaşmaya göre her gelirimizin %50’si bankalara gidiyor ki, bu durum kulüplerin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını zorlaştırıyor. Geçmişte hesapsız borçlanmalara izin verilmesi, bu durumu daha da kötüleştirdi.

8. Takıma teknik direktör seçmekle şirkete CEO seçmek aynı şey mi? Ya da iş yerine çalışan seçmekle takıma oyuncu seçmek aynı mı? Nedir bu seçimleri yaparken temel ilkeleriniz?

Elbette ki değil. Aradaki farklar saymakla bitmez. Teknik direktör ve oyuncu seçerken çok daha fazla veri ve görsel analiz kullanıyoruz.

9. Koç Ailesi birbirine oldukça bağlı ve bence tam bir Anadolu ailesi. Siz bu konuda Vehbi Bey’in değerlerini korumaya özen gösteriyorsunuz. Yeni kuşakların bu değerlere bağlılığı konusunda sorunlar yaşıyor musunuz?

Biz, sizin de söylediğiniz gibi, geleneklerine bağlı bir aileyiz. Dünya değişiyor, dünya değiştikçe insanlar da değişiyor. Değişim kaçınılmaz bir unsur fakat değişirken kültürel ve geleneksel erozyona uğramamak önemli. Yeni kuşak, elindeki teknoloji ile tüm dünya kültürlerini tanıma imkanına sahip. Bu büyük bir zenginlik olduğu kadar tehlike de barındırıyor. Kendinize bir yol gösterici arıyorsanız, o yolu Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giderek bulabilirsiniz.

10. Atlantik’i geçerken babanız Rahmi Bey’in yanında olmayı istediniz, aklınız onda kalacağına risk almayı seçtiniz. 21 günlük bu süreci hatırladığında, 21 gün sana uzun gelmedi mi?

Ben bu seyahate niye gittim? Bir daha git deseniz gitmem. İlk başta çok eğlenceli geldi, ama zamanla balinalar bile sıkıcı olmaya başladı. Babama çok düşkündüm, o zaman iletişim de kısıtlıydı. Aklımın babamda kalmasını istemedim, onun yanında olmak istedim. Bu seyahat bana disiplinli olmayı öğretti. Teknedeki herkesin bir görevi vardı ve bu vazifeleri yerine getirmenin belli saatleri vardı. En önemli şey, denizle şaka olmuyor!

İş Hayatınız ve Koç Holding

11. Koç grubu oldukça kurumsal yönetilen bir holding. Hem başkan vekili olarak çalışıyor hem de birçok Koç şirketinde yönetim kurulu üyesi olarak bulunuyorsun. Fenerbahçe Başkanlığı ile zaman kullanımın değişti mi?

2018’de göreve geldiğimde önceliğim Fenerbahçe idi, Holding şirketlerindeki görevlerime daha az zaman ayırıyordum. Ancak zamanla dengeyi sağladım. Aile olarak 2006 yılında aldığımız bir karar neticesinde tüm aile fertleri günlük işlerden çekildik ve yönetim kurulları seviyesinde görevler aldık. Zaman yönetimindeki en önemli fark, özel hayatımdan feragat etmek zorunda kalmam oldu.

12. Gün içinde “iyi olma” halinize katkı sağlayacak, iş ve özel hayatınızı dengede tutmanıza destek olacak “kısa bir mola” diyebileceğiniz kendinize özel anlar yaratabiliyor musun?

Açıkçası, bunun için çok fazla vaktim olmuyor. Ailemle geçirdiğim zamanlar bana en iyi gelen, beni motive eden zamanlar. Milli maç araları, özel seyahatlerim için en büyük fırsat. Gün içerisinde trafikte 15-20 dakikalık uykular faydalı oluyor.

13. İş yerinde genç-yaşlı ayrımına gerçekten inanıyor musun? Bu yeni döneme ve değişime gençlerin hazırlanması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Jenerasyon konusu hep tartışılıyor. Bugün her 5 çalışma arkadaşımızın 4’ü Y ve Z kuşağından. Farklı nesillerin iş yaşamına uyum sağlama noktasında ayrışabileceği bir gerçek. Önemli olan bu beklentilere nasıl cevap verdiğinizdir. Gençlerin ihtiyaç ve beklentilerini doğru anlamak, onlara gerekli imkânları oluşturmak kurumların sorumluluğundadır.

14. Yönetim Kurulundan ne fayda görüyorsunuz? Tek başınıza olsan neleri değiştirirdin?

Yönetim Kurulu var, yönetim kurulu var! Batıda, özellikle Amerika’da yönetim kurullarının oluşumu ve işleyişi şirketlerin başarısında büyük rol oynar. Bazı yerlerde yönetim kurulları büyük katma değer yaratırken, bazı yerlerde ise etkisi olmuyor. Yönetim kurulu performans ölçümü zor; burada temel gösterge şirketin genel başarısıdır.

15. Sence başarılı ve başarısız şirket nedir? Bu şirketlerin en göze çarpan özellikleri nelerdir?

Başarılı bir şirket olmak, topluma fayda sağlamayı hedefleyen bir vizyonla başlar. Değişime açık, dinamik bir yapıya sahip olmak da gerekiyor. Güçlü bir şirket kültürü, tüm paydaşların aynı vizyona yönelmesi için en önemli anahtardır.

16. İyi bir lider ve iyi bir çalışan olmak konusunda hemen hayata geçirilebilecek üçer tavsiye vermek istesen bunlar neler olurdu?

İster lider ister çalışan olsun; önemli olan iyi insan olmaktır. İş hayatında başarıyı getirecek en önemli tavsiyelerden biri çok çalışmak ve elinden gelenin en iyisini yapmaktır. Liderler, şeffaf olmalı ve ekiplerine karşı açık iletişim kurmalıdır. Adalet de asla göz ardı edilmemelidir.

17. Liderlik tarzın hangisi: Otokratik mi, bürokratik mi, diplomatik mi, demokratik mi?

Liderlik, kesin çizgilerle tanımlanamaz. Benim liderlik anlayışımda karar mekanizması asla tek bir kişiye bağlı değildir. Çalışma arkadaşlarımın görüşlerini özgürce ifade edebilmesi, başarıya giden yolda çok önemlidir.

18. İş ortamında eleştiriye hoşgörülü müsün?

Eleştiriye açık olmak, iş dünyasında önemli bir unsur. Çalışma arkadaşlarımın benim fikirlerimle ilgili olumsuz geri bildirim verebilmesini isterim. Cesur ve şeffaf bir iletişim ile çalışmak çok daha kolaydır.

19. Teknoloji ve dijital dönüşümün iş dünyasındaki artan rolü hakkında ne düşünüyorsun?

Dijital dönüşüm ve inovasyon, iş yapış biçimimizi etkileyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Koç Holding olarak bu alanda öncü rol üstlenmeyi hedefliyoruz. Teknoloji yatırımlarımız, geleceğin ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde planlanıyor.

20. Çocuklarına iş dünyası veya hayat hakkında vermek istediğin en önemli tavsiye nedir?

Çocuklarıma iyi insanlar olmalarını öğütlüyorum. Kendilerine yapılmasını istemedikleri bir şeyi başkalarına yapmamaları gerektiğini vurguluyorum. Bu ilke, hayatlarının her alanında rehberleri olacaktır.

21. Bugüne kadar Koç Holding içinde yaptığınız sosyal sorumluluk projelerinden en fazla etkileyen hangisi oldu?

Koç Holding olarak, pek çok kurum ve kuruluşla eğitimden sağlığa kadar birçok alanda toplumsal çalışmalar gerçekleştirdik. Ancak 2023’te yaşadığımız büyük deprem felaketi, bizim için ayrı bir başlık. Koç Topluluğu olarak, depremin ilk gününden itibaren halkımızın yanında olduk ve olmaya devam ediyoruz.

22. Sürdürülebilirlik iş dünyasının önemli gündemi. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın bu kadar “açık ve yakın” tehlike olduğuna inanıyor musun?

İklim değişikliği ve küresel ısınma, tehdit olarak karşımızda duruyor. Elimizdeki mevcut imkanlar, fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı sonlandırmamızda etkili olmayabilir. Sorunların uzun vadeli bir perspektifle ele alınması gerekiyor.

23. Şu anda Türkiye ekonomisinin mevcut durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Zorlukları aşıyor muyuz?

2023 yılındaki çifte seçimler sonrasında, Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetimi, daha rasyonel bir ekonomi politikası benimsedi. Enflasyondaki düşüş, bu politikaların bir sonucu olarak görülüyor. Doğru politikaların sürdürülmesi durumunda Türkiye, ekonomik zorlukları aşacak potansiyele sahiptir.

24. Koç Holding gibi büyük bir şirketler grubunu yönetirken ekonomideki dalgalanmalara karşı nasıl stratejiler uyguluyorsunuz?

Ekonomideki dalgalanmalara alışığız. Nakit akışlarının yönetimi, zorlukların arttığı dönemlerde kritik bir öneme sahip. Risk yönetimi, iş kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Farklı sektöre yatırım yaparak, yurtiçi ve yurtdışı gelir dengesini gözetiyoruz.

25. Dünya ekonomisi pandemi, dijitalleşme ve küresel ticaret savaşları gibi büyük dönüşümleri hala yaşıyor. Bu dönüşümler Koç Holding için hangi fırsatları ve riskleri barındırıyor?

Soğuk savaş sonrası kurulan uluslararası ekonomik düzen, son yıllarda önemli değişimler yaşadı. Türkiye, bu dinamikleri iyi okuyarak, uluslararası tedarik zincirlerinin kazananlarından biri olabilir. Ekonomide yeni bir denge sağlanırsa, doğrudan yabancı yatırım çekme şansımız artacaktır.

26. Türkiye’nin küresel ekonomide daha rekabetçi hale gelmesi için hangi alanlara öncelik vermesi gerekir?

Türkiye olarak önceliğimiz, devrimsel nitelikteki teknolojik gelişmeleri takip etmek ve yaygınlaştırmaktır. Devletin, girişimciliği destekleyici adımlar atması, gençlerin fikirlerini gerçeğe dönüştürmesine imkan vermesi önemlidir.

27. Dünya ekonomisinde en çok dikkatini çeken ve gelecekte etki yaratacağını düşündüğün küresel ekonomi trendleri neler?

Veriye dayalı değer yaratımı, son yıllarda önem kazandı. Ucuz iş gücüne dayalı rekabetin sona ermesiyle, teknolojiyi en iyi kullanan ve çalışanlarından verim alabilen bir ekonomik yapıya ulaşmamız gerekiyor. Gıda, tarım ve lojistik sektörleri, gelecekte öncelikli hale gelecektir.

Yüz Germe Ameliyatı Nedir ve Kimler İçin Uygundur? - RayHaber
SAĞLIK

Yüz Germe Ameliyatı Nedir ve Kimler İçin Uygundur?

Zamanın akışı, yer çekimi ve çevresel faktörler ciltte birtakım değişikliklere yol açar. Özellikle otuzlu yaşların sonundan itibaren kollajen üretiminin azalmasıyla birlikte yüz bölgesinde sarkmalar, derin kırışıklıklar ve hacim kayıpları belirginleşmeye başlar. İşte bu noktada, yaşlanma belirtilerini geriye sarmak ve daha taze bir görünüm elde etmek için en etkili cerrahi yöntem 🚆
Türk Eğitim Derneği İzmir Temsilciliği Eğitime Destek İçin Koştu - RayHaber
35 İzmir

Türk Eğitim Derneği İzmir Temsilciliği Eğitime Destek İçin Koştu

Türkiye’nin eğitim alanındaki ilk ve en köklü sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türk Eğitim Derneği (TED) İzmir Temsilciliği aracılığıyla 106 sporcu, Salomon Çeşme Yarı Maratonu’nda “Eğitim Değiştirir” kampanyası kapsamında ter döktü. Katılımcılar, attıkları her adımla eğitimde fırsat eşitliğine katkı sunarken, sporun birleştirici gücünü toplumsal dayanışma ile buluşturdu. Maratonda bireysel gönüllülerin 🚆