Sakarya’nın zengin bitki örtüsü ve 900 metrelik yüksek rakımıyla öne çıkan Çam Dağı, bugünlerde tatlı bir telaşa ve zorlu bir mesaiye ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki yoğun ayı popülasyonu, yaban hayatı tehdidi ve sürekli değişkenlik gösteren iklim koşullarıyla mücadele eden yaklaşık 80 profesyonel arıcı, coğrafi işaret tesciline sahip ünlü Kocaali Çam Dağı Kestane Balı’nı üretebilmek adına kovanlarını ormanlık alanların kalbine yerleştirdi. Üreticilerin büyük bir umutla beklediği ve yaklaşık üç hafta sürmesi öngörülen kritik bal akımı mevsimi resmen başladı.
Dört Bir Yandan Gelen Arıcılar Orman Bölge Müdürlüğü Noktalarına Yerleşti
Hendek ile Kocaali ilçeleri arasında uzanan devasa ormanlık hat üzerinde konuşlanan arıcılar, tescilli kestane balı üretimi için tüm teknik hazırlıklarını eksiksiz tamamladı. Ferizli, Kaynarca, Karasu gibi çevre ilçelerin yanı sıra komşu illerden de Çam Dağı’nın eşsiz florasına hayran kalarak bölgeye ulaşan üreticiler, Sakarya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından kendilerine tahsis edilen ve arıların güvenle konuşlanabileceği stratejik noktalara kovan dizilimlerini gerçekleştirdi.
Kestane Üretiminde Güçlü Koloni Ve Doğru Arı Irkı Hayati Önem Taşıyor
Uzun yıllardır arıcılık mesleğine gönül veren ve aynı zamanda sınıf öğretmenliği yapan Adem Kum, kestane balı üretiminin diğer bal türlerine kıyasla çok daha yüksek bir işçilik, sabır ve emek gerektirdiğini vurguluyor. İlkbahar aylarında yaşanan istikrarsız ve olumsuz hava şartlarının arı gelişimini ve çalışma sürecini sekteye uğrattığını belirten Kum, kestane çiçeklerinin son birkaç gün içinde tam kapasiteyle açtığını ve arıların kovanlara bal taşımaya (bal akımı) başladığını müjdeledi.
Kestane balı üretiminde arı ırkı seçiminin ve koloni gücünün doğrudan belirleyici olduğunu aktaran Adem Kum, şu teknik detayları paylaştı: “Eğer elinizde sezona tam manasıyla hazır, güçlü ve kalabalık bir koloniniz varsa, kestanede bal alamama ihtimaliniz neredeyse yoktur. Ancak zayıf, gelişimi geri kalmış kolonilerle kestaneye girerseniz ne yazık ki istediğiniz verimi elde edemezsiniz. Kestane balı üretimi, yayla balına ya da ayçiçeği balına hiç benzemez; arıyı fazlasıyla yorar. Bu zorlu coğrafyada özellikle Karniyol ve Kafkas ırkı arılar, kestanenin sert yapısında çok daha yüksek bir çalışma performansı ve başarı sergiliyor.”
Arıcılık Salt Ekonomik Bir Hesap Değil Büyük Bir Sevgi İşidir
Arıcılık faaliyetinin sadece matematiksel veya ekonomik bir kazanç hesabı üzerinden yürütülemeyeceğine dikkat çeken Adem Kum, bu mesleğin doğa sevgisi olmadan sürdürülebilmesinin imkansız olduğunu ifade etti. Çocukluk yıllarından beri arıların dünyasıyla iç içe büyüdüğünü belirten tecrübeli üretici, “Benim için arıcılık sadece peteklerden bal süzmekten ibaret değil; o kovanların sesiyle yaşamak, doğanın ritmine ayak uydurmak yani tam anlamıyla bir yaşam biçimidir. Bugün çok büyük bir servetim, çok param da olsa yine gelir bu dağlarda arıcılık yaparım. Çünkü bu iş her şeyden önce kalpten gelen bir sevgi işidir” diyerek mesleğine olan tutkusunu özetledi.
Yaban Hayatı Tehdidine Karşı Elektrikli Çitli Güvenlik Önlemi
Babadan oğula geçen arıcılık mirasını büyük bir gururla omuzlayan Fatih Cinbat da bu kadim mesleği ticari kaygılardan ziyade doğayla bütünleşmenin, temiz bir yaşam sürmenin en güzel parçası olarak görüyor. Kovanların kışlaklardan çıkarılıp bu sarp dağlara taşınma evresini ve yaban hayvanlarının oluşturduğu riskleri üretimin en ağır lojistik yükü olarak nitelendiriyor. Bölgedeki yoğun ayı popülasyonunun üreticiler için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten Cinbat, kovanlarını ve emeklerini ayı saldırılarından koruyabilmek adına konuşlandıkları alanın etrafını özel elektrikli çit sistemleriyle çevirerek güvenlik altına aldıklarını aktardı.
Kovan Başına Alınan Sınırlı Üretim Kalitenin En Büyük Kanıtıdır
Fatih Cinbat, coğrafi işaret tescilli Çam Dağı kestane balının rekoltesinin doğası gereği oldukça sınırlı tutulduğunu, kovan başına ortalama 6 ila 7 kilogram arasında çok kıymetli bir ürün alınabildiğini, kovan başı 10 kilogramlık bir üretimin ise bölge şartlarında oldukça istisnai ve olağanüstü bir verim kabul edildiğini dile getirdi.
Sektöre sadece hızlı kazanç elde etmek amacıyla girenlerin yanıldığına vurgu yapan Cinbat, sözlerini şu uyarılarla noktaladı: “Bazı girişimciler bu sektöre sadece yüksek paralar kazanmak amacıyla adım atıyor. Kovan ve arı maliyetini hesaplayıp hemen ilk sezonda zengin olmayı hayal ediyorlar. Ancak kestane balı üretimi bu tarz ticari hesaplara gelmez. Çam Dağı kestane balı zaten tescilli, özel koruma altında olan ve üretimi doğa tarafından sınırlandırılmış bir lezzettir. Kovan başına aldığımız miktar sabittir. Bu yüzden sadece maddi kazanç ve yüksek kar odaklı düşüncelerle arıcılığa başlayanlar, genellikle karşılaştıkları bu düşük rekolte ve yüksek emek karşısında ilk yılın ardından havlu atıp işi bırakıyorlar.”