Dünyanın ikinci metrosu 1875’te İstanbul’da yapılmıştı



Londra Metrosu’ndan sonra dünyanın ikinci metrosunu 1875’te yapmış ancak gerisini getirememiştik.
Cumhuriyet tarihinin en önemli projelerinden Kadıköy-Kartal metrosu uzun bir çalışmanın sonunda hizmete girdi. Kadıköy’de oturan biri olarak trafik keşmekeşinden uzak keyifli yolculuğa kavuştuk. İstanbul trafiğinin çözüm yolu olarak hep metro söylenir ancak bu konuda fazla yol alamadığımız da açıktır. Halbuki 1863’te yapılan ve dünyanın ilk metrosu olan Londra Metrosu’ndan sonra ikinci metro 1875’te Türkiye’de yapılmıştı. Karaköy ve Beyoğlu arasındaki tünel, İstanbul’un ve Türkiye’nin ilk, dünyanın ise ikinci metrosudur. Osmanlı ulaşım tarihi konusunda Türkiye’nin en önde gelen tarihçisi Vahdettin Engin arşiv belgelerine göre “Tünelden Fünikülere” isimli kitabında tünelin tarihini yazmıştır.

Turistik geziden metro çıktı
1867’de Fransız mühendis, Eugene-Henri Gavand dolaşmak için İstanbul’a gelmişti. Fransız mühendis İstanbul’u gezerken, şehrin iki önemli merkezi Galata ile Beyoğlu arasında insanların devamlı yolculuk yaptığını gördü. İstanbullular, iki merkez arasında gidip gelmek için dik ve bakımsız Yüksek Kaldırım’dan yürüyorlardı. Gavand, bu yokuşu günde 40 bin kişinin kullandığını tespit etti. Galata ile Beyoğlu arasında yapılacak bir tünel ile binlerce insanın yokuşu inip çıkmaları engellenecekti. Böylece, insanlar ve eşyalar rahat taşınacağı gibi bu yolculuktan para da kazanılacaktı.

Fransız mühendis, bu tespiti yaptıktan sonra Osmanlı hükümetine başvurup, önerisini anlattı. Bir tünel yapılıp, tünelin içine demiryolu döşenecek ve sabit bir buharlı makinenin kablolar vasıtasıyla çekeceği vagonlar yolcu taşıyacaktı. Bu proje için Osmanlı hazinesinden para çıkmayacaktı. Gavand, yap-işlet-devret modelini önermişti. Tünel 42 yıllık bir işletmeden sonra Osmanlı yönetimine devredilecekti.

Gavand’ın projesi Osmanlı yönetimi tarafından incelendikten sonra, 10 Haziran 1869 tarihli fermanla Fransız mühendise tünelin inşası için imtiyaz verildi. 6 Kasım 1869’da Bayındırlık Bakanı Davud Paşa ve İmtiyaz sahibi Henri Gavand tarafından, tünelin inşasına dair mukavele ve şartname metinleri imzalandı.

Henri Gavand, Fransa’dan istediği parayı bulamayınca, bir İngiliz şirketi oluşturarak gerekli sermayeyi temin etti. Sermaye bulununca çalışmalar hızlandı ancak arsa istimlâkleri sırasında problemler ortaya çıktı. İstimlâk meselesi halledildikten sonra, inşaat süratle bitirilip 1874 sonlarında tünel hizmete hazır hale geldi. 1874’ün Kasım ve Aralık aylarında deneme seferleri yapıldı. Tünel tamamlanmadan İngiliz şirketi Gavand’ı devreden çıkartarak tünelin tek hakimi konumuna gelmişti.

Törenle açıldı
Tünelin açılış töreni 17 Ocak 1875’te yapıldı. Törenin başlamasından çok önce insanlar gelerek Galata ve Beyoğlu’nda toplanmışlardı. Beyoğlu istasyonunun içi ve dışı süslenmişti. Orkestra çalıyor, üniformalı görevliler tören yerinde son hazırlıklarını tamamlıyorlardı.

Osmanlı hükümetini temsilen birçok devlet adamıyla İngiliz şirketi adına İstanbul temsilcisi Baron de Foelekersahbm ile Genel Müdür William Albert törende hazır bulundular. Ancak tünelin fikir babası ve yapımında önemli rol oynayan Gavand yoktu.

Açılış, müzik eşliğinde vagonların davetlilerle dolu olduğu halde Beyoğlu’ndan Galata’ya gidip dönüşleri ile başladı. Daha sonra Beyoğlu’nda davetlilere yemek verildi. Yemekte yapılan konuşmalardan sonra davetliler dağıldı. Ertesi gün, 18 Ocak 1875’ten itibaren tünel işletmeye açılarak halkın hizmetine sunuldu.

Tünelin hizmete girmesiyle İstanbullular, Yüksek Kaldırım’ın yokuşunu çıkmaktan kurtuldular. Büyük bir güçlükle inilip çıkılan bu yokuş artık 1,5 dakikada kolaylıkla aşılabilmekteydi. Zamanla tünel İstanbul’un simgelerinden biri oldu. Beyoğlu’nun eğlence hayatı tünelin hizmete girmesinden sonra ayrı bir canlılık kazandı.

Tünelin imtiyazı başlangıçta 42 yıllıktı ancak sonradan 75 yıla uzatılmıştı. Tünel, İngiliz şirketi tarafından işletilirken 1911’de, Belçikalı Sofina şirketi tarafından satın alındı. 1939’da ise Bayındırlık Bakan Vekili Ali Çetinkaya’nın girişimleri sonucu tünel millileştirildi. Bakanlık da gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra işletmeyi İstanbul Belediyesi’ne bıraktı.

Tünelde ilk kaza
Tünel çalışmaya başladıktan yaklaşık yedi ay sonra, 25 Ağustos 1875’te kayış kopmasından kaynaklanan bir kaza meydana geldi. Bu kaza, makinistin frene zamanında basmasıyla kayıpsız atlatıldı. Vagonları çeken kayışın kopmasından kaynaklanan bu tür kazalara ileriki yıllarda birkaç defa daha rastlanıldı. Fakat herhangi bir can kaybı olmadı. Tünelde ölümle sonuçlanan tek kaza 6 Temmuz 1943 tarihinde meydana geldi. Yine kayış kopmasının sebep olduğu bu kazada bir kontrol memuru hayatını kaybetti. Birçok yolcu da yaralandı.

Tünel hakkındaki uydurma bilgiler
Tünel hakkında birçok uydurma bilgi vardır. Vahdettin Engin’in araştırmasına kadar bu yanlışlar tünelle ilgili yazılan kitaplarda birbirinden alınarak aynen tekrarlanmıştır. Şeyhülislâm’ın bu tür bir yer altı arabasına insanların binmesini yasakladığı, bu yüzden de tünelde uzun süre hayvanların taşınmak zorunda kalındığı birçok kitapta anlatılır. Ancak açıldığı ilk günden itibaren insanlar tünele rağbet gösterip binmeye başlamışlardır. Deneme seferleri sırasında hayvanların taşınmış olmasından dolayı böyle bir şehir efsanesi uydurulmuştur. Metroya binilmesinin Şeyhülislâm’ın bir fetvası ile yasaklandığı iddiası ise doğru değildir.

Yolcu sayısı ikiye katlandı
Halk tünele aşırı bir ilgi göstermişti. 18 Ocak’tan 31 Ocak’a kadar geçen 14 günlük süre içinde tünelde 75 bin kişi yolculuk yaptı. Şubatta 111 bin, nisanda ise 127 bin yolcu taşındı. Şirket bilet fiyatlarında indirim yapınca haziranda yolcu sayısı 225 bin kişiye yükseldi.

Milyonlarca frank harcandı
Tünelin boyu 555.80, çapı 6.70, yüksekliği 4.90, içinden geçen demiryolunun uzunluğu ise 626 metre idi. Tünelin toplam maliyeti 4.125.554 franktı.

Kaynak : gundem.bugun.com.tr

 

Ücretsiz haber bülteni

Hergün e-postanıza gelsin!



İlk yorum yapan olun

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.