AB Düzenlemeleri Kamyoncuyu Zorluyor

AB Düzenlemeleri Kamyoncuyu Zorluyor :AB’ye uyum için yapılan düzenlemelerle kamyoncuların faaliyeti sıkı kurallara bağlandı.
Taşımacılık sektörü, 2004’te çıkarılan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile disiplin altına alındı. Ab uyum yasaları çerçevesindeki düzenlemelerle belgesiz taşımacılığın önüne geçildi. Sisteme uyum sağlamaya çalışan kamyoncu esnafı, devasa lojistik firmalarına karşı da mücadele vermek zorunda. Bir kısmı artan maliyetler karşısında çoktan bir lojistik firmasına girmiş durumda.
Bir kamyon şoförü evine ekmek götürebilmek için aldığı yükle bazen günlerce yol katediyor. En çok, gittikleri noktada kalacak yer verilmeyişinden ve bağlı oldukları meslek odalarının kendilerine sahip çıkmamasından şikayetçiler. Kamyoncularla İstanbul’daki bekleme noktalarından birinde, Marmaray Sirkeci İstasyonu girişininin hemen altındaki parkta konuştuk.
‘Sefil haldeyiz’
Kahramanmaraşlı Seyfi Alyas 41 yaşında. 3 çocuğuna bakabilmek için ehliyet aldığı günden beri direksiyon sallıyor. Günlerdir İstanbul’da iş alabilmek için beklediğini vurgulayan Alyas, şunları söyledi:
Cumartesi Kahramanmaraş’tan çıktım, pazartesi yükü İstanbul’a indirdim. Sekiz yere dağıtabilmek için anamızdan emdiğimiz süt burnumuzdan geldi. Şu yola girme yasak, şu saatte giremezsin bekle. Yükü dağıttık, şimdiyse yeni iş alabilmek için bekliyoruz. Ben kamyoncuyu dağa bırakılmış sahipsiz hayvana benzetiyorum. Yağmurda, güneşte burada bekliyoruz. Şoförler Federasyonu, Kamyoncular Odası ne iş yapıyor bilmiyorum. Komisyoncuların ağzına bakıyoruz. Sefil haldeyiz.
‘Bizi yok etmek istiyorlar’
Çıkarılan yönetmelik ve uygulamalarla lojistik firmalarının kayırıldığını savunan Alyas şöyle devam ediyor:
Küçük esnafı, kamyoncu esnafını bitirmek istiyorlar. K belgen olacak, SRC belgen olacak, ev eşyası taşıyamazsın, hayvan taşıyamazsın. Ne yapacağız peki? Bize şunu diyorlar aslında: ‘Siz tek başınıza bu işi yapamazsınız kardeşim. Gidin bir lojistik firmasına köle olun.’ Bugün olan biten budur. Biz direnmeye çalışıyoruz. O yüzden bize yer göstermiyorlar. Yağmurun, güneşin altında gittiğimiz her yerde horlanıyoruz.AJTHasan Demir
‘Hırsızlardan korkuyoruz’
SRC belgesiz yola çıktığı için 2 bin 200 lira ceza yediğini anlatan 29 yaşındaki şoför Harun Demir ise, “Benim kazancım ne, etim ne budum ne? Ben bu cezayı nasıl öderim. Kamyonumun borçları, iki çocuğumun, evimin masrafları. Tüm bunlarla boğuşurken bir de gittiğimiz noktada kalacak yerimiz yok. Hele İstanbul’da. Kamyonumuz şehrin dışında otoyol kenarında izbe bir park alanında. Orada kamyonumuzu bırakıp buralara geliyor, iş kovalıyoruz. Gece kamyonda uyurken acaba hırsız ne zaman gelecek diye tir tir titriyoruz” dedi.
‘Bu iş böyle gelmiş böyle gider’AJTBeşir Sabır
Van ve Kahramanmaraş’ta iki nakliye işi yaptıktan sonra İstanbul’a tekstil ürünü getirdiğini belirten 37 yaşındaki Beşir Sabır anlatıyor:
Hemşerim ne diyeyim, bir haftadır bekliyorum iş alacağım diye. Böyle gelmiş bu iş, böyle gider. Söyleyecek çok bir şey yok. Saat 06.00-10.00 arası şehre giriş yasak. 10.00-16.00 arası serbest. Koştur koştur girilmez yollara girmeden yükü devirdin devirdin. Saat 16.00-22.00 arası yine yasak. 22.00’den 06.00’ya kadar izin var. Saatler, koşullar ortada. Nasıl bir hayat sürdüğümüzün aslında özeti bu yasaklar işte.
‘Ab standartları neyse o’
Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu Başkanı Fevzi Apaydın, kamyoncunun çektiği çilenin farkında olduklarını, yeni düzenlemelerle iyice köşeye sıkıştıklarını söyledi. Ancak bu yeni düzenlemelerin Ab standartlarında olduğuna dikkati çeken Apaydın şöyle konuştu:
Bundan 4-5 ay önce Antalya’da şoförler, İstanbul’a giriş çıkış sorunları yüzünden 4 gün direniş yaptı. Tabii İstanbul metropol yer. Bu şehrin kendine özgü kuralları olmak zorunda. Öte yandan kamyoncular zor durumda, bunun farkındayız. İstedikleri yükü taşıyamıyorlar, çalışma koşulları iyi değil. 2004’te çıkarılan 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’ndan önce ambar yükü taşıyabiliyorlardı.
‘Sisteme uymayan devre dışı’
Bu düzenlemelerden sonra herşeyin belgeye bağlandığını vurgulayan Apaydın, “Hayvan taşıyabilmek için ayrı, su için ayrı, ev eşyası için ayrı. Ancak Avrupa Birliği ülkelerinde de durum böyle. Standart getirildi, böyle olunca küçük esnaf sıkıştı. Sisteme uymayan devam edemeyecek. Türkiye artık bir sistem ülkesi. Sistem tablosu oluşturulmuş durumda, buna uymak şart” dedi.