Türkiye’de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber

Türkiye’de tasarlanan ve üretilen ilk otomobilin Anadol olduğu düşünülür. Ancak Anadol’un tasarımı İngiliz Reliant firmasınca yapılmış (Reliant FW5) ve Otosan’da bu firmadan alınan lisansla üretim yapılmıştır. Anadol’un şasi, motor ve şanzımanları ise Ford’dan temin edilmiştir.

Tasarım ve mühendislik anlamında ilk Türk otomobili ise Devrim’dir. Devrim’den daha önce de (1953 yılında) otomobil imali üzerinde “deneme mahiyetinde” diye adlandırabileceğimiz çalışmalar olmuştur, buna karşın Devrim’e ilk Türk yapısı ve hattâ ilk Türk tipi otomobil gözüyle bakılabilir.

Türkiye’de seri üretime geçen ilk otomobilin Anadol olduğu iddia edilse de bu unvanın esas sahibi Nobel 200 isimli bir küçük otomobildir. Dünyanın birçok ülkesinde lisansla üretilen bu otomobil ;Türkiye, İngiltere ve Şili’de Nobel, Almanya ve Güney Afrika’da Fuldamobil, İsveç’te Fram King Fulda, Arjantin’de Bambi, Hollanda’da Bambino, Yunanistan’da Attica, Hindistan’da Hans Vahaar markalarıyla yollara çıkmıştır. Türkiye’de montajına 1958 yılında başlanan bu küçük otomobilin üretimine 1961’de son verilmiştir. Dünya’da ise 1950-1969 yılları arasında üretimde kalmıştır.

Anlaşma girişimleri

Vehbi Koç tarafından 1928 yılında kurulan Otokoç, 1946 yılında Ford Motor Company’nin temsilcisi oldu, 1954’ten sonra da Türkiye’de bir otomobil üretmek için Ford temsilcileri ile görüşmeye başladı. 1956 yılında Vehbi Koç, dönemin başbakanı Adnan Menderes’ten bir mektup alarak Bernar Nahum ve Kenan İnal ile Henry Ford II’ye gitti.Bu temaslar işe yaradı ve işbirliği yapılmasına karar verildi. 1959 yılında Koç grubu Otosan’ı kurdu. Ford kamyonların montajı Otosan’da başladı.

Fiberglas fikri ve otomobil üretimi

1963 yılında Bernar Nahum ve Rahmi Koç İzmir Fuarı’nda iken İsrail yapımı bir fiberglas araç dikkatlerini çekti. Saç kalıp üretimine göre çok ucuz olan bu yöntem yerli otomobil üretimine başlama konusunda Vehbi Koç’u cesaretlendirdi. Koç Holding ve Ford ortaklığıyla üretilen Anadol’un tasarımı İngiliz Reliant firmasına ait olup araçta Ford firmasından tedarik edilen şase ve motorlar kullanıldı. Anadol’un üretimi 19 Aralık 1966’da başladı, ilk kez 1 Ocak 1967’de teşhir edildi ve 28 Şubat 1967’de satışına başlandı.

Anadol ismi ve üretim

Anadol adı Anadolu kelimesinden gelmekte olup açılan isim yarışması sonucunda finale kalan, Anadolu, Anadol ve Koç arasından seçilmiş ve Otosan Otomobil Sanayi A.Ş. tarafından İstanbul’daki fabrikada üretilmeye başlamıştır. Anadol’un amblemi Hititlilerin geyik heykellerinden birini sembolize etmektedir. 1966’dan 1984’e kadar devam eden Anadol üretimi, 1984’te durdurulmuş bunun yerine Ford Motor Company lisansı altında dünyada üretimden kalkmış olan Ford Taunus’un üretimine başlanmış, ancak Otosan 500 ve 600D pikap üretimi 1991 yılına kadar devam etmiştir. Bugün, Otosan Ford Motor Company lisansı altında Ford hafif ticari araçlarının üretimine Gölcük’teki yeni tesislerinde devam etmekte ve başta Avrupa Birliği olmak üzere pek çok ülkeye Ford Motor Company lisanslı otomobil ihracatı yapmaktadır.

Aracın özellikleri ve satışı

Anadol’un üretimi 19 Aralık 1966’da başlamış olsa da, satış ve trafik tescili için gerekli olan “Yeterlilik Belgesi” ve “Araçların imal, tadil ve montajı hakkında teknik şartları gösteren Yönetmelik” onayı Makina Mühendisleri Odası’ndan 28 Şubat 1967 tarihinde alınmış ve dolayısı ile Anadol satışları bu tarihten sonra başlamıştır.

Anadol’un ilk modelleri İngiliz Reliant ve Ogle Design tarafından tasarlanmıştır. Bütün modellerinde kaportası cam elyafı ve polyesterden yapılan Anadol’da motor olarak da Ford motorları kullanılmıştır. İlk kullanılan motor, Ford’un Cortina modelinin 1200 cc’lik Kent motorudur.

1966 Aralık ayında satışa sunulan Anadol 1984 yılında üretimi durdurulana kadar 87 bin adet satılmıştır.[4] Az sayıda kalan örnekleri, günümüzde klasik kabul edilmekte, meraklıları tarafından korunmakta ve kullanılmaktadır. Ayrıca ortadan kesilerek kamyonet yapılmış biçimleri ile adını aldığı Anadolu’nun küçük şehirlerinde halen kullanılmaktadır. Ayrıca İngilizler Anadol’un aynısını Yeni Zelanda’da üretmek için çaba göstermiş olup, günümüzde Yeni Zelanda’ya ait bir adada kullanılan Anadol’a rastlanmaktadır.

Olumsuz yaklaşımlar

Gövdenin fiberglas olması, öküz, keçi ve eşekler tarafından yenildiği yönünde söylemlere neden olarak kaportası için olumsuz dedikodular yayılırken, dünyada bu teknoloji kullanılıyordu.

Anadol / A1 (1966-1975)

Anadol A1, Otosan Otomobil Sanayi A.Ş.’nin siparişi üzerine “FW5” kodu ile İngiliz Reliant Firması tarafından geliştirilmiş ve üretimine 19 Aralık 1966’da başlanmıştır. A1’in dizaynı ise İngiliz Ogle Design firmasından Tom Karen tarafından çizilmiştir. A1 üretiminde ilk olarak Ford Cortina’nın 1200 cc’lik 1959 model Kent motoru kullanılmış, 1968’de bu motor daha güçlü 1300 cc Ford Crossflow motor ile değiştirilmiştir. 1969’da gösterge panosu yenilenmiş, direksiyon daha ergonomik bir hale getirilmiştir. 1971’de o günün modası olarak kabin tavanı vinil ile kaplanmıştır. Bu dizayn MkI tipi olarak Nisan 1972’ye kadar bu şekilde kalmıştır. 1971’de İzmir’de düzenlenen Akdeniz Oyunları için geliştirilen A1 modeline “Anadol Akdeniz” adı verilmiş ve bu modelin üretimine 1972’de başlanmıştır. MkII olarak adlandırılan bu modelde farların yuvarlak şekli yerini dörtgen farlara bırakmış, vites bloğu ve tamponlar yenilenmiştir. Yeni dizaynda tamponlar gövdenin bir uzantısı haline gelmiş, ön ızgara değişmiş, farlar ve sinyaller dörtgen hale getirilmiş, sinyal ve stop lambaları üçgen bir şekil almıştır. Kabin içi de ciddi bir değişikliğe uğramış, gösterge tablosu ve ön konsol, koltuklar değişmiş, kullanılan malzemelerin kalitesi yükseltilmiştir. 1972’den itibaren Anadol’un Coupé’sinde kullanılan bu standart, A1 üretiminin sonuna kadar (1975) aynı kalmıştır.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol A

Anadol / A2 / SL (1970-1981)

Anadol A2 serisi, Türkiye’nin ilk 4 kapılı otomobili olmakla beraber, dünyada tamamı fiberglas gövdeye sahip ilk 4-kapılı sedan otomobili olarak tarihe geçmiştir. Prototipi 1969 yılında geliştirilen A2, 1970’te üretilerek piyasaya sürülmüştür..

A2 serisinde Ford Cortina’nın 1300cc’lik Kent motoru kullanılmıştır. Tek parça ön koltuğu ile tanınan bu ilk A2 modelleri teknik olarak A1 modelleri ile aynı donanıma sahiptiler. Az sayıda üretilen MkI tipi, 1972’den itibaren gövde yapısı A1 ile aynı hale getirilen ve MkII olarak üretilen A2 (burun, ızgara, far ve sinyaller) 1975 yılı sonuna kadar aynı şeklini korudu. 1976’dan itibaren SL modeli yeni A2 versiyonu olarak piyasaya sürüldü. SL’deki en önemli değişiklikler ön farlar ve arka stoplarda idi. Dörtgen arka stoplar ile yeni bir görünüm kazanan A2’nin kabin içi de yeni gösterge panosu, ön konsol ve kabin içi kullanılan malzemeler de tamamen yenilendi. Ayrıca A2, aracın güvenliğinin artırılması amacıyla çarpışma testine (crash test) tabi tutulan ilk Türk otomobilidir. A2 aile arabası olarak dizayn edilmiş olsa da, ticari olarak da büyük bir sükse yaptı ve 35.668 adetlik bir satış performansına ulaşarak en fazla satılan Anadol modeli oldu (A2 olarak 1970-1975 arası 20.267 adet, A2 SL olarak 1976-1981 arası 15.401 adet). A2 üretimi 1981’de sona erdi ve yerine A8-16 modeli üretilmeye başlandı.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol A SL

Anadol / A4 / STC-16 (1973-1975)

İlk prototipi 1972’de geliştirilen STC-16, sadece 1973 ve 1975 yılları arasında üretildi. STC-16 Eralp Noyan tarafından dizayn edildi. Böylece 1961’de dizayn edilen Devrim (otomobil)’den sonra, Türkiye’de dizayn edilerek üretilen ve seri üretimi gerçekleşen ilk otomobil unvanını aldı.

1971’de Otosan’ın Genel Müdürü olan ve Vehbi Koç’un damadı Erdoğan Gönül, Otosan yönetimini ikna ederek, seri üretime geçilmesi onayını aldı. STC-16 üst gelir seviyesindeki kullanıcıları ve uluslararası rallilerde Anadol markasına prestij sağlamayı hedeflemişti. Belçika’daki Kraliyet Sanat Akademisi (Royal Fine Arts Academy) mezunu olan Eralp Noyan’ın başında olduğu bir ekip tarafından çizilen STC-16, o yıllar gözde spor araba modelleri olan Datsun 240Z, Saab Sonett, Aston Martin, Ginetta & Marcos modellerinden esintiler taşımaktadır. Eralp Noyan, aracın iç ve dış dizayn karakteristiğini II. Dünya Savaşı’nın gelişmiş uçağı olan “Supermarine Spitfire”dan esinlenerek çizdiği ifade edilmektedir STC-16 üretim bandına A4 kodu ile konmuş, kısaltılmış ve modifiye edilmiş Anadol şasi ve süspansiyon sistemi ile 1600cc’lik Ford Mexico motoru kullanılmıştır. Şanzıman olarak ise yüksek performanslı İngiliz Ford Cortina ve Capri modellerinin şanzımanları kullanıldı. STC-16’nın ön konsol ve gösterge tabloları, o yılların gözde İtalyan ve İngiliz spor arabalarından hiçbir farkı yoktu. Kilometre ve devir saati dışında, o dönemin yeni detaylarından, sıfırlanabilen mesafe göstergesi, Lucas ampermetre, Smiths yağ, benzin ve hararet göstergeleri konulmuştu. 11 ay süren proje geliştirme safhası sonunda, test sürüşleri için ilk olarak 3 adet STC-16 prototipi hazırlandı. Test alanları olarak Cengiz Topel havaalanı ile E-5 karayolunun İstanbul-Adapazarı bölümü seçildi. STC-16’nın ilk çarpışma testleri de bu dönemde yapıldı.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol STC

Anadol / A5 / SV-1600 (1973-1982)

SV-1600 üretim bandından 1973 yılının sonunda, A5 kodu ile dünyanın ilk fibre-glass gövdeli 5-kapılı station wagon (estate) arabası olarak indi.

4-kapılı Anadol modellerinden çok farklı bir dizayn ve görünüşe sahip olan SV-1600’ün esin kaynağı Reliant’ın “Scimicar Sports-station Coupé” modelidir. Motor olarak 5 ana yataklı 1600cc’lik Ford (I-4) Kent, 4 silindir OHV motorla donatılmıştır.

Aracın birçok detayı, üretildiği dönemin station wagonlarındaki Bertone ve Pininfarina dizayn özelliklerini taşımaktadır. SV-1600’ün özellikleri olarak, tek renk dış boya ve station otolarda bir yenilik olarak ön spoiler gösterilebilir.

Bir süre sonra, daha lüks versiyonları piyasaya çıkmış, bunlarda iki renkli dış boya ve yeni iç dizayn kullanılmıştır. 1976’dan itibaren SV-1600’lerde aluminyum alaşımlı jantlar, yeni tip direksiyon, yeni dizayn yan aynalar kullanılmış, dış boya ise yanlarda siyah-beyaz şeritli tek renk olarak üretimiştir. Araç içi dizaynında ise, bagaj hacmini genilşletmek amacıyla sökülür-takılır koltuk modeli uygulanmıştır.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol A SV

Anadol / A6 / Böcek (1975-1977)

Anadol Böcek, o yıllarda Otosan Araştırma ve Geliştirme Bölümünde çalışan Jan Nahum tarafından dizayn edilmiştir. Jan Nahum, daha sonraki yıllarda Otokar, Tofaş, FIAT/İtalya ve Petrol Ofisi gibi şirketlerde Genel Müdür ve CEO olarak da görev yaptı. Babası Bernar Nahum ise Koç’un ortağı olarak Otosan Firmasının kuruluşu, Anadol A1 modelinin geliştirilmesi ve üretiminde çok önemli rol oynamıştır. Bu aileden Claude Nahum da hem Anadol A1 ralli pilotu olarak, hem de Otosan Anadol Wankel motor projesi ve geliştirilmesinde önemli çalışmalar yapmıştır. Kendisi bugün, Karsan Otomotiv Sanayi’nin de sahibi olan Kıraça Şirketler Grubu’nun kurucu ortağıdır.

Anadol Böcek üretim bandından A6 kodu ile 1975’te indi. Böcek, aslında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin isteği doğrultusunda geliştirildi. Volkswagen “Buggy” modeli ile benzerlikler taşımasına karşın, konsept ve karakteristik olarak değişik bir dizayn ile üretilmiştir. Otosan, o yıllarda artan turizm potansiyelini ve sayıları gittikçe çoğalan tatil köylerini de düşünerek, aracın halktan da göreceği talebi de dikkate almıştı. Üstü açık, kapısız, ön camı kaputla aynı eğimde olan dizayn, değişik gösterge paneli ve konsol aracın en önemli konsepti idi. Aynı eğimdeki kaput ve cam dizaynı, ileriki yıllarda ortaya çıkan SUV araçlara da esin kaynağı olmuş, döneminin ilerisinde kabul edilen panel ve konsol dizaynı, daha sonraki yıllarda pek çok Avrupalı üreticinin otomobil dizaynında esin kaynağı olmuştur.

Anadol Böcek 1298cc ve 63 HP Ford motor ile üretilmiş, hafif ve küçük kasası nedeniyle yüksek performans elde edilmiştir. Döneminin pop-art dizaynına paralel olarak asimetrik ön ve arka görünüşü, yine asimetrik ön panel, arkada sağda 2, solda 3 stop lambası, ön cam üzerindeki 5 açılı dikiz aynası 225/55/13 ebadında lastikleri, fiber üzerine vinil kaplı koltukları ile alışılmışın dışında bir görünüme sahipti.

Anadol Böcek, kullanım ve isteklere göre değişik versiyonlara sahiptir: TRT dış çekimleri için martı kanat kapılı versiyonu, off-road versiyonu, itici/çekici versiyonu ve askeri versiyonu bulunmaktadır.

Anadol Böcek üretimi de, STC-16 gibi şanssız bir döneme rastgelmiştir. Döneminin çok ilerisinde dizayn edilen her iki model de petrol krizinden kaynaklanan Dünya’daki ve Türkiye’deki ekonomik sıkıntılar nedeniyle talep yaratamamış ve üretimleri askıya alınmıştır.

1975 ve 1977 yılları arasında üretilen Böcek modeli sayısı sadece 203’tür.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol A6 Böcek

Anadol / A8 / 16 ve Saloon 16 (1981-1984)

4-Kapılı A8-16 serisinin üretimi 1981’de başladı. A8-16 modelinin esin kaynağı o dönemin SAAB ve Volvo markalarının modelleri olmuştur. Bu modellere özgü geniş farlar, eğik burun, küt ve yüksek arka kesim gibi öncü detaylar A8- 16 dizaynında

da kullanılmış, ancak, 1981 yılına göre biraz modası geçmiş olan ve Böcek’te kullanılan arka stoplar, aracın bu yenilikçi felsefesine uygun düşmemiştir. Aracın ön dizaynından dolayı A8-16 model halk arasında “Baltaburun” olarak da tanınmaktadır. Kabin içi dizayn da pek çok geleneksel Anadol müşterisine ters gelmiştir. 1973’te dizayn edilen SV-1600’ün kapı, cam ve çerçeveleri A8-16’da da kullanılmış, bu da potansiyel alıcılarda yeni çizgilerine rağmen bir toplama model hissi uyandırmıştır.

1981 ve 1982 yılı üretimlerinde yüksek performanslı 1.6 Pinto E-Max motor kullanılmış olsa da, bu araca bir albeni kazandırmaya yeterli gelmemiştir. Durum böyle olunca, üretim masraflarını azaltmak amacıyla 1983 ve 1984 üretimlerinde üretim bandına alınan Saloon 16 modelinde tekrar eski Ford (I-4) Kent, 4 silindir OHV, 5 ana yataklı 1600cc’lik motor kullanılmıştır.

A8-16 modeli 1981-1984 yıllarında sadece 1.013 adet üretilmiştir.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol A8

Anadol Kamyonet (1971-1991)

Anadol kamyonetle ilgili ilk çalışma 1970 yılında başladı. Aslında, ilk kamyonet üretme fikri, Otosan fabrikasında bir Anadol A1′ in malzeme taşımak amacıyla tadil edilmesiyle ortaya çıktı. Bernar Nahum fabrikada kısımları dolaşırken bu aracı görerek, görüntüsünü pek beğenmemekle birlikte böyle bir aracın hafif ticari taşımacılıkta kullanılabileceği fikrini ortaya attı.

O tarihlerde, sanayileşmenin ve dışa açılmanın ilk yıllarında iç ticaretin de gelişmesi, özellikle küçük esnafın hafif yük taşınmasında “kamyonet” (pick-up)’lere olan ilgisini artırmaya başlamıştı. Bunun üzerine fiberglas atölyesinde çalışmalara başlandı ve önce bir miktar yekpare fiberglas gövdeli (kabin ve kasa) kamyonet yapıldı. Ancak bu aracın üretim ve kullanımının pratik olmaması nedeniyle saç kasalı fiber kupalı kamyonet üretimine geçildi. 1971 yılında seri üretimi başlayan Anadol kamyonetler P2 koduyla Otosan 500 olarak piyasaya çıkmış ve 1300cc benzinli motorla donatılmıştır. 1980’den itibaren 1300cc’lik benzinli motorla beraber 1200cc’lik Erk dizel motor da üretimde kullanılmaya başlanmıştır. Daha sonra ise Ford Taunus’larda da kullanılan 1600 cc’lik Ford OHC benzinli motor, çift boğazlı Weber karbüratörle birlikte kullanılmıştır. Ayrıca aracın iç mekanı tekrar dizayn edilmiş, dönemine göre oldukça modern bir konsola kavuşturulmuştur. Parçalar plastikten olmasına karşın, bir kamyonet için o yıllarda lüks bile sayılabilirdi. Ön panel göstergeleri Smith marka yerine Endiksan ile değiştirilmiş, göstergelerindeki rakamlar sarı’dan beyaza döndürülmüştür. Isıtma kontrol çubukları da yatay değil, dikey yerleştirilmiştir. Direksiyon simidi de yenilenmiş, direksiyonun ortasındaki geyik amblemi büyütülmüştür. Aynı amblem jantların ortasındaki plastik kapakçığın üzerinde de yer alır. 83 sonrası modeller P2 Otosan 600D olarak piyasaya çıkmış, 4 silindirli, düz, üstten kamlı 1900 cc ERK diesel motorla donatılmıştır. Ön kaput formunda da değişikliğe gidilmiş, kaput üzerindeki oluk çizgisi yerini şişkin bir forma bırakmıştır.

Anadol kamyonetler geçirdiği ufak tefek dizayn değişiklikleri ile 1971’den 1991 yılına kadar 36.892 adet üretilmiştir.

PTT gibi pek çok kamu kuruluşu yıllarca Anadol pick-up ile hizmet verdi. Ancak, Anadol kamyonet’e olan talep o kadar arttı ki, talebin karşılanmadığı noktada özellikle A2 modellerinin kesilerek kamyonete dönüştürülme dönemi başladı. Mevzuatın da ruhsat tadilatı ile destek olduğu bu dönemde, binlerce Anadol otomobil kamyonet’e dönüştürülerek trafiğe çıktı.

Bugün bile, Türkiye’nin hemen hemen her köşesinde Anadol kamyonetler hizmet vermeye devam etmektedir.

Türkiye'de Tasarlandığı Sanılan Yerli Otomobil Anadol - RayHaber
Anadol Kamyonet

Demiryolu Manşetleri

TCDD’nin Erzurum-Kars Demiryolu Projesi’ne ÇED Olumlu Kararı - RayHaber
25 Erzurum

TCDD’nin Erzurum-Kars Demiryolu Projesi’ne ÇED Olumlu Kararı

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilmesi planlanan Erzurum-Kars Demiryolu Projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verildi. Proje Yedi İlçeden Geçecek Yatırımlar Dergisi’nin edindiği bilgilere göre, MGS Proje Ltd. Şti. tarafından hazırlanan ÇED raporunda projenin toplam yatırım bedeli 4 🚆
BİLİMFEST Kayseri’de HÜRJET ve Türk Yıldızları Heyecanı - RayHaber
38 Kayseri

BİLİMFEST Kayseri’de HÜRJET ve Türk Yıldızları Heyecanı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ile TÜBİTAK iş birliğinde düzenlenecek 8’inci BİLİMFEST Kayseri, bilim ve teknoloji etkinliklerinin yanı sıra havacılık gösterileriyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Türkiye’nin yerli ve millî havacılık projeleri arasında yer alan HÜRJET’in festival alanında sergileneceği organizasyonda, Türk Yıldızları da gösteri uçuşu gerçekleştirecek. Kayseri Bilim Merkezi öncülüğünde gerçekleştirilecek festival, 16-17-18 Ekim 🚆
Alstom ve Talgo, Portekiz’in 504 Milyon Avroluk Yüksek Hızlı Tren İhalesinde Yarışacak - RayHaber
351 Portekiz

Alstom ve Talgo, Portekiz’in 504 Milyon Avroluk Yüksek Hızlı Tren İhalesinde Yarışacak

Portekiz devlet demiryolu işletmesi Comboios de Portugal’ın (CP) yüksek hızlı tren alımı için açtığı ihalede Alstom ve Talgo ön yeterlilik sürecini geçti. İhaleye başvuran iki üreticinin teklif vermeye hak kazanmasıyla birlikte, 12 yüksek hızlı trenin tedarikini kapsayan 504 milyon avroluk süreçte bir sonraki aşamaya geçildi. CP tarafından 22 Eylül’de yapılan 🚆
Hitachi Rail Suudi Arabistan’daki Hac Metrosunu Yenileyecek - RayHaber
966 Suudi Arabistan

Hitachi Rail Suudi Arabistan’daki Hac Metrosunu Yenileyecek

Suudi Arabistan Demiryolları (SAR) ile Hitachi Rail, Mekke’de hac döneminde hizmet veren El Maşaer El Mukaddassa Metrosu’nun yenilenmesi için sözleşme imzaladı. Yaklaşık 18 kilometrelik hat üzerinde dokuz istasyonla hizmet veren sistem, hac döneminde Mina, Müzdelife ve Arafat arasındaki ulaşımın sağlanmasında önemli rol üstleniyor. Hac Metrosunda Güvenilirlik Ve Performans Artırılacak Hitachi 🚆
Ankara-Sivas YHT Hattı Kamu Hizmeti Desteği Kapsamından Çıkarıldı - RayHaber
06 Ankara

Ankara-Sivas YHT Hattı Kamu Hizmeti Desteği Kapsamından Çıkarıldı

Demiryolu yolcu taşımacılığında kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında uygulanan hat listesinde değişikliğe gidildi. Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Ankara-Sivas Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattının da aralarında bulunduğu 5 YHT hattı, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamından çıkarıldı. Destek Kapsamındaki Hat Sayısı 47’ye Düştü Yeni düzenlemeyle daha önce 52 demiryolu hattından oluşan kamu 🚆
Ankara-İzmir YHT Projesi’nde Hedef 2028 Olarak Belirlendi - RayHaber
35 İzmir

Ankara-İzmir YHT Projesi’nde Hedef 2028 Olarak Belirlendi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye’nin devam eden demir yolu yatırımlarına ilişkin yeni hedefleri açıkladı. Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren (YHT) Projesi de öncelikli yatırımlar arasında yer alırken, hattın 2028 yılına kadar tamamlanması planlanıyor. Projenin hizmete girmesiyle Ankara-İzmir arasındaki seyahat süresinin yaklaşık 3 saat 30 dakikaya indirilmesi hedefleniyor. Demir Yolu 🚆
Bursa Hızlı Tren Projesi’nde 2026 ve 2028 Hedefleri Korunuyor - RayHaber
16 Bursa

Bursa Hızlı Tren Projesi’nde 2026 ve 2028 Hedefleri Korunuyor

Türkiye’nin demir yolu yatırımları hız kesmeden devam ederken, Bursa’nın yüksek hızlı tren ağına bağlanmasını sağlayacak Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren Projesi de önemli yatırımlar arasında bulunuyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, hattın Bursa-Osmaneli bölümünün 2026’nın ikinci yarısında tamamlanmasını, Bursa-Bandırma kesiminin ise 2028’de bitirilmesini hedeflediklerini bildirdi. Bursa Hızlı Tren Hattında Çalışmalar Devam 🚆
TCDD Merzifon-Havza Demiryolu Projesinde Sözleşme Aşamasına Geçildi - RayHaber
05 Amasya

TCDD Merzifon-Havza Demiryolu Projesinde Sözleşme Aşamasına Geçildi

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğü, Merzifon-Havza Demiryolu Projesi kapsamında gerçekleştirilen altyapı yapım ihalesinde sözleşme sürecini başlattı. İhaleyi kazanan iş ortaklığı sözleşme imzalamaya davet edildi. İhaleyi Özaltın-Mapa İş Ortaklığı Kazandı TCDD tarafından geçtiğimiz günlerde sonuçlandırılan “Merzifon-Havza Demiryolu (km: 186+351-223+500) Altyapı İnşaatı” ihalesinde değerlendirme süreci tamamlandı. İhale sonucunda en uygun teklifin 🚆
TCDD’nin Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi’nde İDK Toplantısı Yapılacak - RayHaber
47 Mardin

TCDD’nin Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi’nde İDK Toplantısı Yapılacak

Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğünün Mardin-Nusaybin Demiryolu Projesi için yürüttüğü Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde yeni aşamaya geçiliyor. Proje kapsamında İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısının 6 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Yatırımlar Dergisi’nin aldığı bilgiye göre,  Proje A.Ş. tarafından hazırlanan ÇED raporunda proje bedeli 4 milyar 215 milyon 673 🚆
Samsun’da Üçüncü Yeni Tramvay Da Raylara İndirildi - RayHaber
55 Samsun

Samsun’da Üçüncü Yeni Tramvay Da Raylara İndirildi

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin Hafif Raylı Sistem filosunu güçlendirmek amacıyla kente kazandırdığı 12 yeni tramvaydan üçüncüsü de Samsun’a ulaştı. Karayoluyla iki parça halinde getirilen yeni tramvay, Tekkeköy’deki SAMULAŞ A.Ş. depo sahasında raylara indirildi. Ulaşım altyapısını güçlendirmek ve kent içi toplu taşıma hizmetinin kapasitesini artırmak amacıyla yürütülen proje kapsamında yeni tramvayların Samsun’a 🚆