GLUTEN ALERJİSİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

GLUTEN ALERJİSİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ? - RayHaber
GLUTEN ALERJİSİ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ? - RayHaber

Gluten alerjisi olanların %95’den fazlası kalıcı olarak tedavi edilebilir.

GLUTEN NEDİR?

GLUTEN, arpa, buğday, çavdar ve yulaf gibi hububatlarda bulunan bir proteindir. Gluten alerjisi hem Çölyak Hastalığında, hem de Çölyak Benzeri Hastalıkta görülür.

ÇÖLYAK HASTALIĞI NEDİR?

Karın ağrısı, karında şişkinlik, aşırı gaz, ishal, büyüme geriliği, kas zayıflığı, iştahsızlık, kansızlık, alerji, halsizlik vb bulgularla seyreden kronik bir hastalıktır. Çoğunlukla genetik altyapısı vardır. Çölyak Hastalığının teşhisi, endoskopik inceleme yapılarak duodenumdan (12 parmak bağırsağı) alınacak biopsi örneklerinin patolojik açıdan incelenmesi ile tanı konulur. Gluten alerjisi olanların yaklaşık %3-5’inde yapılan biopsi sonucunda Çölyak Hastalığı tanısı konulur. Gluten alerjisi olgularının %95-97’sinde ise yapılan endoskopik biopsi sonucunda Çölyak Hastalığı tanısı konulamaz, bu hastalar Çölyak Benzeri Hastalık olarak adlandırılır.

ÇÖLYAK BENZERİ HASTALIK NEDİR?

Aynen Çölyak Hastalığında olduğu gibi karın ağrısı, karında şişkinlik, aşırı gaz, ishal, büyüme geriliği, kas zayıflığı, iştahsızlık, kansızlık, alerji, halsizlik vb bulgularla seyreden bir hastalıktır. Çölyak Benzeri Hastalıkta şeker ve şekerli ürünler tüketildiğinde de aynı bulgular izlenir. Birçok hastada duygu durum bozukluğu ve depresyon da tabloya eklenir.  Bu hastalar glutenli gıda tükettiklerinde şikayetlerinde artma olmaktadır. Fakat hastalara yapılan endoskopik inceleme sonrası alınan duodenum biopsileri Çölyak Hastalığı olarak rapor EDİLMEZ. Bunlar Çölyak Benzeri Hastalık olarak adlandırılır ve GLUTEN ALERJİSİ olanların %95-97’sini oluştururlar. Çölyak Benzeri Hastalığı olanlar yapılacak FLORA NAKLİ tedavisi ile tam veya tama yakın tedavi edilebilirler ve bu tedavi sonrası GLUTEN alerjisi tamamen ortadan kalkabilir. FLORA NAKLİ sonrasında ek başka tedavi gerekmez ve olağanüstü bir durum yaşanmadığı sürece yapılan flora nakli ömür boyu kalıcı niteliktedir.

GLUTEN ALERJİSİNE SEBEP OLAN SÜREÇ NASIL BAŞLAR?

Gluten alerjisinin başlamasına sebep olan süreç bağırsaklarımızın seçici geçirgen özelliğini kaybetmesi ile başlar. Bu hastaların çoğunda özgeçmişlerinde aşağıdaki risk faktörlerinden bir veya birkaçı vardır.

  • Erken doğum öyküsü
  • Düşük doğum ağırlığına sahip olmak
  • Sezeryanla doğmuş olmak
  • Çocukluk döneminde sık boğaz enfeksiyonu geçirme öyküsü
  • Çocuklukta çok fazla antibiyotik kullanımı öyküsü
  • Yetersiz anne sütü alımı
  • Apandektomi ameliyatı
  • Tonsillektomi (bademcik) ameliyatı
  • Uzun süre antibiyotik kullanımı
  • Ağızdan beslenmenin tamamen kesildiği bir dönem yaşamak
  • Ciddi enfeksiyonlar geçirmek (Menenjit, nefrit, pnömoni vb)
  • Kanser tedavileri (kemoterapi, radyoterapi vb.) yaşamak
  • Uzun süre kortikosteroid kullanmak
  • Yoğun bakımda tedavi görmek
  • 3 haftadan uzun süre hastanede yatmak
  • Dengeli beslenememe
  • Derin beslenme yetersizlikleri
  • Yanlış diyet programları uygulamak
  • Anoreksiya
  • Hormon tedavileri
  • Vücut geliştirme amaçlı alınan protein ve anabolizan steroidler
  • Kontrolsüz probiyotik kullanımı
  • Tarım ilaçları (pestisitler, herbisitler)
  • Yoğun endüstriyel ve çevresel kirlilikler

BAĞIRSAKLARIN SEÇİCİ GEÇİRGEN ÖZELLİĞİ NE DEMEKTİR?

İnce bağırsaklarımızın boyu yaklaşık 8 metre ve iç yüzey emilim alanı ise 20.000 m2 kadardır. İnce bağırsak yüzey alanı vücudumuzun en geniş alanıdır. Bu alan tek sıralı endotel (iç deri) hücrelerinden oluşur. Sindirimi gerçekleşen gıdalar endotel hücreleri arasından emilerek kan dolaşımına karışır. Bu yüzeyin özelliği seçici geçirgen olmasıdır. Bu ne demektir, buradan sindirimi gerçekleşmiş ve vücudun ihtiyacı olan maddeler emilirken, sindirimi tam gerçekleşmemiş makro moleküller, toksinler ve patojen olan veya olmayan mikro organizmalar geçemez. Endotel tabakası kendisinin salgıladığı MUKUS adı verilen jelimsi bir madde ile kaplanarak bağırsak içerikleri ve sindirim salgılarının direkt etkisinden korunur. Mukusun salgılanması ve sürdürülebilmesi için sindirim sisteminin her bölgesine göre özel fonksiyonları olan bir nevi ‘’İHTİSASLAŞMIŞ’’ faydalı mikroplara ihtiyaç vardır. Sindirim sistemindeki bu faydalı mikroplara SİNDİRİM SİSTEMİ FLORASI veya MİKROBİYOTASI denir. Uygun ve yeterli biyoçeşitlilikte FLORA olmaması bağırsaklarda mukus kalkanının aşınmasına, beraberinde emilim yüzey hasarına ve ilerleyen süreçte emilim yüzey alanı kaybına (Villus atrofisi) ve sonuç olarak bağırsakların seçici geçirgen özelliğini kaybetmesine neden olur. Bu da beraberinde kronik alerjik ve otoimmün reaksiyonları ve beslenme bozukluklarını beraberinde getirir.

OTOİMMÜNİTE NEDİR?

Başta bağırsaklar ve solunum sistemi olmak üzere herhangi giriş kapısından kan dolaşımına vücudumuzun savunma sistemi tarafından zararlı olarak algılanan maddelerin kronik olarak girişini müteakip, bir süre sonra savunma sisteminin aşırı yorulması ve koordinasyonunu kaybetmesi neticesinde, kendi dokularını da yabancı ve zararlı olarak algılayarak kendi doku ve organlarına da saldırmaya başlamasına OTOİMMÜNİTE denir. Herhangi otoimmün hastalığın oluşması diğer otoimmün hastalıkların oluşmasını kolaylaştırır ve hızlandırır.

OTOİMMÜN HASTALIKLAR NELERDİR?

En çok bilinen otoimmün hastalıklar, Romatoid Artrit, GUT Hastalığı, Sedef Hastalığı, Vitiligo Hastalığı, Otoimmün Dermatitler, Ülseratif Kolit, Crohn Hastalığı, Behçet Hastalığı, Alerjik Astım, Otoimmün Over Kistleri, Çölyak Hastalığı, Çölyak Benzeri Hastalık, Laktoz İntoleransı, Gıda Alerjileri, Haşimato Troiditi, Fibromiyalji vb.

OTOİMMÜN HASTALIKLARIN TEDAVİSİNDEKİ TEMEL PRENSİP

Otoimmüniteyi başlatan giriş kapısı varsa bu kapının kapatılması önceliklidir. Otoimmüniteyi başlatan giriş kapılarının tamamında ilgili bölgenin mikrobiyal biyoçeşitliliğinin azalması ve yok olması sürecin başlamasındaki en önemli aşamadır. Bağırsak kaynaklı otoimmüniteyi başlatan süreç bağırsakların seçici geçirgenliğinin bozulması ile olmaktadır.

Çölyak Benzeri Hastalıkta, herhangi enzimatik bozukluk veya eksiklik olmadığı gibi genetik bir alt yapı da söz konusu değildir. Çölyak Benzeri Hastalık, gluten alerjisi olarak bilinen olguların yaklaşık %95’den fazlasını oluşturur. Bu kişilerde daha önceden glutenli gıdalara karşı herhangi alerjik reaksiyon yok iken herhangi sebepten dolayı oluşan FLORA HASARI ve beraberinde gelişen bağırsağın seçici geçirgen özelliğini kısmen veya tamamen yitirmesi sonucu GLUTEN ALERJİSİ oluşur. Bu hastalara yapılacak TOTAL GASTROİNTESTİNAL FLORA NAKLİ ile sindirim sistemi florası yeniden kazandırılarak olgular tam veya tama yakın tedavi edilebilir.

Çölyak Hastalığında da şikayetlerin başlaması ve ilerlemesindeki kritik eşik yine FLORA HASARIDIR. Fakat Çölyak Hastalığında yapılacak TOTAL GASTROİNTESTİNAL FLORA NAKLİ ile ‘’Çölyak Benzeri Hastalıkta’’ olduğu gibi tamamen hastalığı tedavi etmek söz konusu değildir. Fakat Çölyak Hastalığının bağırsaklarda (vilus atrofisi) ve immün sistem üzerinde oluşturacağı hasarlar TOTAL GASTROİNTESTİNAL FLORA NAKLİ ile minimalize edilir ve uzun dönem Çölyak Hastalığından kaynaklı şikayetlerden uzak, remisyon dönemleri (iyilik halleri) sağlanır.

SİNDİRİM SİSTEMİ FLORASI  NE DEMEKTİR?

Ağızdan anüse kadar olan bölge sindirim sistemi olarak adlandırılır. Tüm sindirim sistemi boyunca her bölgeye spesifik, bize zarar vermeyen, bizimle yaşayan, bulunduğu bölgeyi patojen mikroorganizmalardan (zararlı mikrop) koruyan, sentez ve enzimatik fonksiyonlarına katkıda bulunan, bulunduğu bölgenin asidite, nemlilik ve sinirsel iletimine katkıda bulunan, başta bakteriler olmak üzere onlarca, hatta yüzlerce çeşitlilikte olup, sayısal olarak da trilyonlarla ifade edebileceğimiz mikroorganizmalar barındırırız. Bunların tamamına sindirim sistemi FLORASI veya MİKROBİYOTASI denir. Flora bakterilerimiz sürekli olarak kendisini yeniler ve ömrünün dolduran bakteriler sindirim sistemi boyunca süpürülerek GAİTA (dışkı) yoluyla atılır. Bundan dolayı gaita ölü ve canlı flora bakterileri açısından son derece zengindir. Gaita hacmimizin %60-70’i flora atıklarından oluşur. Hiçbir insanın florası bir başkası ile bire bir aynı değildir. FLORA mikroorganizmalarımızın sayısal büyüklüğünü anlatmak açısından örnek vermek gerekirse, yalnızca ince bağırsaklarımızdaki FLORA elemanı sayısı tüm vücudumuzdaki hücrelerin sayısının yaklaşık on katı kadardır. Bugüne kadar sindirim sistemimizde tanımlanmış 1054 farklı flora bakteri vardır. İnsanlar FLORA bakterilerinden ne kadar fazla çeşitlilikte sindirim sistemlerinde bulundurabilirlerse o ölçüde hastalıklardan uzak, sağlıklı, mutlu, verimli ve uzun bir hayat yaşarlar.

TOTAL GASTROİNTESTİNAL FLORA NAKLİ NEDİR?

Sağlıklı ve biyoçeşitliliği yüksek en az bir donörden genel anestezi altında endoskopik ve kolonoskopik olarak yaklaşık 25-45 farklı anatomik bölgeden, her bölge kendi habitatına uygun özel solüsyonlarla yıkanarak alınan flora örnekleri bir takım işlemlerden geçirildikten sonra, alınan flora örnekleri donörün hangi bölgesinden alındı ise hastanın da eş değer bölgesine, hasta genel anestezi altında iken endoskopik ve kolonoskopik olarak floranın nakledilmesi işlemidir.

Total Gastrointestinal Flora Nakli ile ilgili klinik çalışma sonuçlarımızı, bağımsız, akademik ve hakemli, Amerikan Tıp dergisi CUREUS’da makale olarak yayınladık. Makalemize aşağıdaki linkden ulaşabilirsiniz.

https://www.cureus.com/articles/115546-total-gastrointestinal-flora-transplantation-in-the-treatment-of-leaky-gut-syndrome-and-flora-loss#!/

Doç Dr Murat KANLIÖZ

Genel Cerrahi Uzmanı

Efendi Derneği Aracılığıyla Yurtdışı Kurban Bağışı Yapın - RayHaber
Tanıtım Yazısı

Efendi Derneği Aracılığıyla Yurtdışı Kurban Bağışı Yapın

Efendi Derneği aracılığıyla gerçekleştirilen yurtdışı kurban bağışları, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu uluslararası bir boyuta taşıyarak mahzun coğrafyalardaki milyonlarca insanın bayram sevincine ortak olma imkanı sunmaktadır. Kurban ibadeti, Müslümanlar için sadece bir dini vecibenin yerine getirilmesi değil, aynı zamanda mülkiyetin asıl sahibine duyulan teslimiyetin ve paylaşmanın en yüce ifadesidir. Bu anlamlı 🚆