Mehmet Uçum’dan Anayasa Değişikliği Üzerine Değerlendirme
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun anayasanın 4. maddesinin değiştirilmesi talebine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Uçum, bu konunun önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“SONRAKİ NESLİN İRADESİNE İPOTEK KOYMAK DEĞİL”
Uçum, anayasanın değiştirilmezlik ilkesinin, kurucu neslin geleceğe yönelik bir nasihati olduğunu vurgulayarak, “Değiştirilmezlik ilkesi, sonraki neslin iradesine ipotek koymak anlamına gelmez. Her nesil, kendi kuruculuğunu yapma hakkına sahiptir. Ancak bu kuruculuk, önceki neslin birikimine dayanmak zorundadır. Aksi takdirde devletin, ulusun ve ülkenin devamlılığı riske girer. Devamlılık sağlanamaz” şeklinde konuştu.
Uçum’un sosyal medya platformu X üzerindeki paylaşımının tamamı şu şekilde:
BİR SABAH NOTU:
Yeni anayasa tartışmaları açısından iki önemli konuya açıklık getirmek gerekmektedir:
- 1-) İLK ÜÇ MADDE VE DEĞİŞTİRİLMEZLİK İLKESİ
- Öncelikle, ilk üç maddenin ve bu maddelere dair “değiştirilmezlik ilkesi”nin korunması gerektiğini belirtmek önemlidir.
- Aktüel gündeme bakıldığında, ilk üç maddede yer alan esasların Türkiye toplumu tarafından genel olarak benimsenmiş olduğu görülmektedir. Bu bağlamda, mesele gelecekteki kuşaklar açısından değiştirilmezlik ilkesinin ne anlama geldiği üzerine odaklanmalıdır.
- Değiştirilmezlik ilkesi, gelecek nesillere ülkenin birikimini koruma amacı güden güçlü bir siyasi ve hukuki perspektif sunar.
- Bu ilke, kurucu neslin gelecek kuşaklara vermek istediği bir nasihat olarak değerlendirilmeli, sonraki neslin iradesine ipotek koyma amacı taşımadığı anlaşılmalıdır.
- Nihayetinde her kuşak, kendi kuruculuğunu yapma hakkına sahiptir; ancak her yeni kuruculuk, önceki neslin birikimine dayanmak zorundadır. Aksi durumda, devletin ve ülkenin devamlılığı tehlikeye girmiş olur.
- Hiçbir yeni kuruculuk, geçmişi sıfırlayarak gerçekleştirilemez. Bu durum hem nesnel hem de öznel olarak imkansızdır. Dolayısıyla, değiştirilmezlik ilkesi, ülkesel birliğin ve devamlılığın temeli olarak kabul edilmelidir. Bu temele sahip çıkmak, gelecek nesillerin sorumluluğudur. Aynı zamanda, mevcut neslin de bu ödevin hatırlatılması konusunda bir görev üstlenmesi gerekmektedir.
- 2-) VATANDAŞLIK
- Vatandaşlık, toplumun özelliklerine ve çeşitliliğine göre değil; milletin niteliklerine ve birliğine göre tanımlanmalıdır. Vatandaşlık, toplumun bir üyesi olmaktan değil, milletin mensubu olmaktan kaynaklanır.
- Türk vatandaşlığının içeriğini Cumhuriyet vatandaşlığı oluşturur. Bu, kurtuluş ve kuruluş sürecinin ortaya çıkardığı olgusal bir vatandaşlıktır. Kesinlikle bir etnisiteye dayanmaz ve asla ırkçı bir vatandaşlık anlayışı değildir.
- Mustafa Kemal Atatürk, “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir” ifadesiyle bu durumu net bir şekilde belirtmiştir.
- Bu tanımdan hareketle, Türk vatandaşlığı, Cumhuriyetin kurucusu olan Türk Milletinin mensubu olmayı ifade eder.
- Bu nedenle, Türk vatandaşlığı Anayasa ile verilen bir vatandaşlık değil, Anayasa ile belirlenen ve hukuku oluşturulan bir kimliktir.
- Yeni anayasa, Türk vatandaşlığı kavramını koruyacak ve bu kavramın içeriğiyle birlikte hukuki bir çerçevede ele alınacaktır. Türk vatandaşlığı, adı ve içeriğiyle tartışılamaz bir kavramdır.