Onur Öymen ile Türkiye’nin Dış Politikasına Dair Değerlendirmeler

Onur Öymen ile Türkiye'nin Dış Politikasına Dair Değerlendirmeler - RayHaber
Onur Öymen ile Türkiye'nin Dış Politikasına Dair Değerlendirmeler - RayHaber

Onur Öymen ile Röportaj

Onur Öymen ile Türkiye'nin Dış Politikasına Dair Değerlendirmeler - RayHaber

Emekli diplomat Onur Öymen, Cumhuriyet gazetesinin sorularını yanıtladı.

– Erdoğan, BM Genel Kurulu için gittiği ABD’de Türkiye’nin Hamas’la ilişkisi bağlamındaki soruya Hamas için “terör örgütü değil, direniş grubu” yanıtı verdi. Türkiye, bu toplantıda ne elde etmiş oldu?

Bu noktada, kimin terör eylemi yaptığını tespit etmek büyük önem taşıyor. Orta Doğu’daki terör faaliyetleri, Müslüman örgütlerle başlamamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, çeşitli ülkelerden gelen Yahudilerin bölgeye yerleştirilmesi amacıyla Filistinlilerin topraklarından uzaklaştırılması hedefi güden ve bazı emperyalist ülkeler tarafından desteklenen terör örgütleri bulunmaktadır. Bu örgütlerin eylemleri sonucunda, Filistin halkı üzerinde büyük bir terör estirilmekte ve yüz binlerce Filistinli evlerinden koparılmaktadır. Ancak burada ilginç bir durum var: İngiltere, bu grupları frenlemek istediğinde, bu örgütlerin İngiltere’ye karşı terör saldırıları başlatması ve İngilizlerin bölgedeki karargâhını barındıran oteli havaya uçurması. “Kim teröristtir, kim değildir?” tartışması o zamandan beri sürmektedir.

‘5. MADDE TERÖR İÇİN UYGULANDI’

Bir diğer önemli konu ise, terörün açık ve herkes tarafından kabul edilen bir tanımının olmamasıdır. Bazı kesimler, belirli grupları “terör örgütü” olarak tanımlarken, diğerleri bunu reddediyor. Terör örgütlerine karşı alınacak tedbirler konusunda da görüş birliği yok. Örneğin, NATO’nun 5. maddesi, bir NATO ülkesine karşı yapılan konvansiyonel veya nükleer saldırının tüm NATO ülkelerine yapılmış sayılacağını belirtir ve her ülkenin buna karşı önlem alması gerektiğini vurgular. Ancak bu madde, terör saldırılarını kapsamıyor. Türkiye olarak, 1999 NATO Zirvesi’nde terör saldırılarının da bu madde kapsamına alınmasını önerdik, ancak bu teklif kabul edilmedi. Buna rağmen, 2001’de İkiz Kulelere yapılan saldırıların 5. madde kapsamında olduğu NATO Konseyi’nde kararlaştırıldı ve NATO tarihinde ilk ve bugüne kadar son kez 5. madde uygulandı.

– Bundan ne anlamalıyız?

Bu tür uygulamalar, devletlerin o zamanki menfaatlerine göre değişiklik göstermektedir.

– ABD ziyareti sırasında New York sokaklarında Türk bayrağı ve Erdoğan görselleriyle “Adil bir dünya için her adımda birlikte”, “Beşin ötesinde küresel bir sistem”, “Daha adil bir dünya için reforme edilmiş bir BM”, “Türkiye insani yardımda ve sürdürülebilir kalkınmada ortak” yazıları olan araçlar gezdi. Bu görüntüler Türkiye’ye ne kazandırır?

Bana sorarsanız, bu tür yöntemlerin pek fazla faydası yok. Devletler, görüşlerini Amerikan kamuoyuna benimsetmek için çeşitli uygulamalara başvuruyorlar. Ancak asıl etkili olan faktör, lobilerdir. Bu lobiler, hem kongre üyelerini hem de ABD hükümetini etkileme çabası içerisindedirler. Amerika yönetimini ve kamuoyunu etkilemek için mutlaka bazı faaliyetler icra edilmelidir.

– Ne gibi?

  • Örneğin, kongre üyelerini ve senatörleri ikna etme faaliyeti. Biz bunu Sayın Elekdağ’ın Washington Büyükelçiliği sırasında gerçekleştirdik. O dönemde, kongrede bir sözde Ermeni soykırım tasarısı gündeme getirilmeye çalışılıyordu. Ermeni lobileri yeterince güçlenmişti. Buna karşılık, biz de Amerika’da birçok kongre üyesini, senatörü, danışmanını ve ailelerini Türkiye’ye davet ettik. Ben de bu süreçte görevli diplomatlardan biriydim. Türkiye’deki ilgili devlet adamlarıyla, gazetecilerle, aydınlarla ve akademisyenlerle bu konuları görüştürdük. Bu faaliyet son derece faydalı oldu. Sonuç olarak, Ermeni lobisinin gücü azaldı ve onların lehine olan denge, bizim lehimize döndü.

– Bu lobi faaliyetleri hala yapılıyor mu?

Sanmıyorum. Bence buna benzer faaliyetlerin yapılması etkili olur. Yoksa sokaklardaki bazı gösterilere bakarak Amerikan yetkililerin karar vermesi olasılığını zayıf görüyorum. Kongreden sözde Ermeni soykırım tasarısının geçmesinde, bu gibi önlemlerin eksikliği etkili olmuştur.

– ABD seçimlerini kimin kazanması Türkiye’nin çıkarları açısından daha olumlu olur?

– Türkiye, İsveç’in NATO’ya katılımına aylar önce onay verdi. Ancak F-16’larla ilgili gelişme yok, F-16 alabilecek miyiz?

Öncelikli mesele, Türkiye’nin F-35’leri almasının neden engellendiğidir. F-16’lar meselesi daha sonra gündeme geldi. Türkiye’nin bu süreçten çıkarılmasının esas sebebi, Türkiye’nin Rusya’dan S-400’leri almış olması mı, yoksa başka sebepler de var mı? Eğer Rusya’nın hava savunma sistemini bir NATO ülkesinin satın alması çok yanlış bir işse ve buna karşı yaptırım uygulanıyorsa, Yunanistan’ın daha önce S-400’lerin bir önceki modeli olan S-300’leri almasına neden kimse tepki göstermedi? Hatta bu sistemler, bazı NATO ülkelerinin tatbikatlarına da katıldı. Bunun başka sebeplerini araştırmak lazım.

‘S-400’Ü BAHANE ETTİLER’

– Ne olabilir sebebi?

Onur Öymen ile Türkiye'nin Dış Politikasına Dair Değerlendirmeler - RayHaber

Biz, yaklaşık 100 civarında F-35 almayı planlıyorduk. Bu da bölgedeki hava dengesini büyük ölçüde etkileyecekti.

– S-400 bir bahane mi oldu?

Gayet tabii… Komşu ülkeler, Türkiye’nin güçlenmesini isterler mi? Onlar, F-35’lere sahip olan Türkiye Hava Kuvvetleri’nin kendileri açısından dengeyi nasıl bozacağını göz ardı edebilir mi? Yunanistan ve İsrail açısından durum böyle. Lobilerin öneminden bahsettik. Acaba F-35’lerin Türkiye’ye verilememesi konusunda hiçbir lobi faaliyetleri olmamış mıdır? Türkiye, Amerikan patriotlarını almak istedi ancak mutabakat sağlanamadı. Biz mi almak istemedik yoksa onlar mı vermek istemedi? Bize S-400’ler nedeniyle yaptırım uyguluyorlar, peki Hindistan’a da yaptırım uygulanıyor mu?

– Bu iş nasıl çözülmeli?

Biz, bunu Meclis Savunma Komisyonu’nda 12 yıl önce tartıştık. Ben, “Türkiye’nin komşularında saldırı silahı varsa bizde de savunma silahı olmalı. Komşularımızda füze saldırı sistemleri mevcut. Onlara karşı milli füze savunma sistemi kurmamız lazım” dedim. O dönem bu yaklaşık 3 milyar dolarlık bir projeydi. Türkiye o zaman bunu yapmadı, yapsaydı belki bu tartışmaların hiçbiri olmayacaktı.

– Erdoğan, Suriye ile ilgili “Görüşme irademizi ortaya koyduk, karşı taraftan yanıt bekliyoruz” dedi. Türkiye bir süredir görüşmeye hazır olduğunu söylüyor, sizce Esad yanıt için neyi bekliyor?

“Türkiye’nin beklentileri ne, Suriye’nin beklentileri ne?” buna bakmak lazım. Alt düzeyde görüşmeler olduğuna dair basında bilgiler çıkmakta. Bu görüşmeler yeterince olgunlaştığında üst düzeyde toplantılar gerçekleşebilir. Şu an sadece Suriye’nin talepleri duyulmakta. “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılıyız” diyoruz. Peki, Suriye Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygılı mı? Bir süre önce Suriye Dışişleri Bakanı “Hatay bizimdir” açıklamasında bulundu. Buna yeterince tepki gösterip göstermedik? Eğer biz, uzlaşma arayan taraf izlenimi verirsek, eksik olur. Bizim de beklentilerimizi ortaya koymamız gerekiyor.

– Türkiye ne beklemeli?

Mesela terörle mücadele konusunda Adana Mutabakatı’nın hayata geçirilip geçirilmeyeceğine bakmak lazım. Suriye, PYD’nin bir terör örgütü olduğunu Birleşmiş Milletler’e bildirdi ama daha sonra “İsterlerse Suriye ordusuna katılabilirler” gibi açıklamalar yaptı. Hangisi sizin politikanız? Siz de bizim gibi PYD’yi bir terör örgütü olarak mı kabul ediyorsunuz, yoksa bazı koşullarda onlara sahip çıkmayı mı düşünüyorsunuz?

– Esad Türkiye’deki sığınmacıları da kapsayan genel af çıkardı. Türkiye’den Suriye’ye dönen olur mu, hükümet bu affa dayanarak sığınmacıların dönüşüne yönelik nasıl bir adım atabilir?

Uluslararası uygulamalarda böyle bir af çıktığında, affı çıkaran ülkeden taahhütlerini yerine getireceğine dair somut delil istenir. Somut delil yoksa, kolay kolay geri gönderilmez. Bu nedenle, sadece af çıkarmak yetmez. Bu affın gerçekten uygulanacağını bilmek gerekiyor.

– Statüleri sığınmacı olduğu için göndermek kolay değil mi?

Sığınmacıları geri gönderirseniz ve onların başına bir şey gelirse, o zaman bizden “insan hakları” çerçevesinde sorulacaktır. Yani, sığınmacıları zorla göndermek mi, ikna ile göndermek mi daha iyi? Muhtemel sonuçlar dikkate alınmalı. Esas hedefimiz, zora başvurmadan sığınmacıların geri gitmeyi arzulamalarını sağlamaktır. Bunun için güvenli bölgeler de kurulabilir.

– Güvenli bölgeyi kim kuracak?

Irak’ın kuzeyinden gelenlerin geri gönderilmesi daha önce sağlandı. İlgili tüm tarafların geri gönderilme konusunda yardımcı olmaları gerekiyor.

‘DÜNYADA GÖRÜLMEMİŞ BİR OLAY YAŞANDI’

– Yunan sahil güvenlik botu önce Bodrum’a geldi, 2 gün sonra Datça’da bottan inen bir kişi karaya çıktı. Yunanistan’ın bu cesareti nereden geliyor?

Başka bir ülkenin kıyılarına gideceksiniz, orada bir tekneyi alıp götüreceksiniz… Dünyada görülmemiş bir olay yaşanıyor. Burada orman kanunu mu var, buna nasıl cesaret edebilirler?

– Türk topraklarından görülecek kadar yakın olan ama egemenliği hiçbir ülkede olmayan adalarda Yunanistan yıllardır asker bulunduruyor…

Biz Kardak’ta, “Buyurun, hoş geldiniz” demedik, istediğimizi aldık ve başarılı olduk. Kardak mücadelesini boşuna mı verdik? Biz Lozan’dan sonra bazı adalarla ilgili 1932’de İtalya ile bir anlaşma imzaladık. Bu anlaşmaya göre, Meis Adası’nın civarındaki bazı kayalıkların bir bölümü bize, bir bölümü ise Yunanistan’a verilmiştir ve Bodrum’daki Karaada da Türkiye’ye verilmiştir. Bu durum, Lozan’dan sonra yine Lozan’ın belirli hükümlerine göre anlaşmalar yapılabileceğini gösteriyor.

– Bunun gibi bir girişim olmadı mı daha sonra?

Yunanlılar, 1955 ile 1963 arasında Türkiye’ye, iki ülke arasındaki deniz sınırının çizilmesi için müzakere edilmesi yönünde yazılı ve sözlü girişimlerde bulundular. Yani, onların bile iki ülke arasında deniz sınırı olmadığına dair yazılı müracaatları bulunmaktadır. O dönemde EOKA terör örgütünün faaliyete geçmesi nedeniyle Türkiye bu sürece sıcak bakmadı. Burada başka ülkelerin tavrını görmek de önemli. Kardak krizi başladığında, biz diğer ülkelerin haritalarını inceledik. İngiltere’deki haritalarda Kardak Türkiye’de görünüyordu. Bu haritaları karşı tarafa göstermek için aldık. Ancak bir de baktık ki piyasadaki haritalar toplanmış ve yenileri basılmış, yeni haritada Kardak Yunanistan’a ait olarak gösteriliyordu.

– Biz Kardak’a çıkarma yaptıktan sonra mı değişiyor?

Evet, Türkiye’nin Kardak mücadelesinden sonra haritalar değişti; Türkiye’de görünen Kardak, yeni haritada Yunanistan’a ait olarak gösterildi. Bu, uluslararası toplumun ne kadar taraflı davrandığının bir göstergesi. Kendimizi eleştirmeyi severiz ama karşı tarafa da iğneyi batırmak gerekir.

‘SONUNA KADAR MÜCADELE’

– O adalar artık Yunanistan’ın mı?

Olur mu… Hukuk bitmez, sonuna kadar mücadele edeceksiniz. Biz Lozan’dan beri bunun mücadelesini veriyoruz. Buna benzer pek çok hukuksuzluk mevcut. Örneğin, uluslararası anlaşmalara göre bir ülkede, ülkenin kara sularının genişliği neyse, üzerindeki hava sahasının genişliği de o kadardır. Daha fazla olamaz. Yunanistan kara sularını 6 mil olarak belirlemişken, “Hava sahamız 10 mil” diyor. Türk uçakları 6 mil ile 10 mil arasında uluslararası hava sahası olması gereken bir alanda uçtuğunda, “Hava sahamızı Türkler ihlal etti” diye dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Bu gibi çok sayıda konu var.

– AKP Hükümeti bu hukuksuz durumlara neden göz yumuyor?

2004’te Ege’deki adaların Yunanistan tarafından işgal edilmesine ilişkin yazılı bir soru önergesi verdim. Üzerinden yıllar geçti, hâlâ yanıt verilmedi. Meclis’te bu konuların tartışılması gerekiyor. Görüyoruz ki, belli başlı konuların sonuç alınamayacak kadar sorunlu olduğu düşünülüyor ve bu nedenle gündeme getirilmek istenmiyor.

– Hem Ege’den hem doğudaki sınırlarımızdan yansıyan görüntüler, Türkiye için nasıl bir tehdidin habercisi?

Tüm bu gelişmeler, ulusal güvenlik çıkarlarıyla doğrudan ilişkilidir. Meclis komisyonlarında bu konuların gündeme getirilmesi ve basında tartışılması gerekmektedir. Güncel meseleler, Türkiye’nin en önemli konuları arasında yer alıyor ve sürekli olarak bunları konuşuyoruz. Ancak, Türkiye’nin temel çıkarlarıyla ilgili konular da var. Sınır güvenliği, ülke güvenliği gibi konular gündemimizden hiç düşmemelidir. Sadece günlük politikalarla devlet yönetimi yürütülemez.

– Dışişleri Bakanlığı bünyesinde Güvenlik Genel Müdürlüğü kuruldu. Bugüne kadar diplomatların güvenliğini kim sağlıyordu, sizce ihtiyaç var mıydı?

Şimdiye kadar Türkiye olarak diplomatlarımızın güvenliğini sağlamak için elimizden geleni yaptık. Ülkemizin gönderdiği güvenlik görevlilerinin her türlü imkân ve kaynağı mevcuttu. Ayrıca, birçok ülkede o ülkenin güvenlik makamları, bizim diplomatlarımızı korumakla yükümlüdürler. Arabalarımızın içinde güvenlik görevlilerimiz de vardı. “Bunların hepsi yetersiz, bir de ayrıca güvenlik teşkilatı kuralım” diyorsanız, bunun nedenini izah etmeniz gerek. Niçin bu ihtiyaç duyulduğunu açıklamak zorundasınız.

– Dışişleri Bakanlığı’nda meslekten olmayan atamaları nasıl değerlendiriyorsunuz? “Monşer” adı verilerek eleştirilen diplomatların yerine gelenler Türkiye’yi nasıl temsil ediyor?

Nasıl ki tıbbın doktorlar tarafından yürütülmesi gerekiyorsa, diplomasi de ilke olarak diplomatlar tarafından icra edilmelidir. Bu kişiler, hayatları boyunca bu işin eğitimini aldılar ve tecrübelerini kazandılar. “Testlerden geçmemiş, eğitimlerin hiçbirinden yararlanmamış bir insan da bunu yapar” derseniz, “Diplomatların fazla bir önemi yok, kim olsa diplomatlık yapabilir” anlayışı ortaya çıkar.

‘KURULMASI ZOR’

– Arnavutluk’ta Vatikan benzeri bir Bektaşi devleti kurulması planlanıyor. Bunun anlamı nedir?

Anlaşılan bu durum, Arnavutluk’ta da tartışılıyor. Çünkü Arnavutluk Anayasası’na buna uygun değil. Arnavutlar bunu ne kadar ciddiye alıyor bilmiyorum, ancak pek fazla örnek yok dünyada. Sonuç vereceğini düşünmüyorum. Kurulması zor bir durum gibi görünüyor.

ONUR ÖYMEN KİMDİR?

1940 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. 1964 yılında Dışişleri Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında bakanlığın Kıbrıs’tan sorumlu şube müdürlüğünü üstlendi. 1988’de Kopenhag büyükelçisi, 1990’da Bonn büyükelçisi, 1995’te Dışişleri Bakanlığı müsteşarı, 1997’de ise NATO daimi temsilcisi olarak görev yaptı. 2002’de İstanbul milletvekili seçildi ve CHP genel başkan yardımcılığı görevine getirildi. Yılın Bürokratı, Yılın Hariciyecisi, Yılın Politikacısı ve Abdi İpekçi Barış ödüllerine layık görüldü.

Demiryolu Manşetleri

Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolunda İlk Tünel Tamamlandı - RayHaber
996 Kırgızistan

Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolunda İlk Tünel Tamamlandı

Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolu projesinin Kırgızistan bölümünde ilk tünel tamamlandı. 209,6 metre uzunluğundaki Kosh Dobo Kuzey No. 2 tünelinin açılmasıyla ülkedeki demiryolu inşaatında önemli bir aşama geride bırakıldı. Tünel, Kırgızistan güzergahında yapımına başlanan 27 tünelden biri olarak öne çıkıyor. 209,6 Metrelik Tünelde Kazı Tamamlandı Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu Şirketi, 5 Eylül’de Kosh Dobo Kuzey 🚆
InnoTrans 2026 Açılışında Demiryolu İçin Yeni Düzenlemeler Gündemde - RayHaber
49 Almanya

InnoTrans 2026 Açılışında Demiryolu İçin Yeni Düzenlemeler Gündemde

InnoTrans 2026’nın resmi açılışında yapılan konuşmalarda, Avrupa demiryolu sektörünün gelişimini destekleyecek siyasi ve düzenleyici adımlar öne çıktı. Avrupa Komisyonu’nun girişimleri, Almanya’nın yeni altyapı planı, demiryolu yatırımları ve Avrupa Demiryolu Trafik Yönetim Sistemi’nin (ERTMS) yaygınlaştırılması gündemin başlıca başlıkları arasında yer aldı. Avrupa Komisyonu’ndan Demiryolu Biletleme Paketi Vurgusu Avrupa Komisyonu Sürdürülebilir Ulaşım 🚆
Avrupa Demiryolu Sektörü Büyüme ve Dijitalleşme İçin Yeni Fırsatlara Odaklandı - RayHaber
49 Almanya

Avrupa Demiryolu Sektörü Büyüme ve Dijitalleşme İçin Yeni Fırsatlara Odaklandı

InnoTrans 2026’nın açılış töreninde düzenlenen panelde, Avrupa demiryolu sektörünün geleceği ve küresel büyüme fırsatları ele alındı. Demiryolu tedarikçileri, iklim değişikliği ve kentleşme gibi sorunlara karşı demiryolunun rolüne dikkat çekerken, dijitalleşme, yapay zeka, dayanıklılık ve veri kullanımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Martin Sion’dan Avrupa Demiryolu Vurgusu 1 Nisan 2026’dan 🚆
Demiryolu Liderleri Zirvesi’nde Avrupa’nın Gelecek Gündemi Ele Alındı - RayHaber
49 Almanya

Demiryolu Liderleri Zirvesi’nde Avrupa’nın Gelecek Gündemi Ele Alındı

Berlin’de düzenlenen Demiryolu Liderleri Zirvesi, Almanya ve Avrupa başta olmak üzere farklı bölgelerden demiryolu sektörünün önde gelen yöneticilerini bir araya getirdi. City Cube’da gerçekleştirilen zirvede, Avrupa demiryolu ağının geleceği, şirketlerin stratejileri ve uluslararası iş birliği başlıkları gündeme geldi. Avrupa’nın Demiryolu Vurgusu Öne Çıktı Zirvenin açılış konuşmasını Avrupa Komisyonu Ulaşım ve 🚆
Dünya Demiryolu Pazarı 2031’e Kadar 266,8 Milyar Euroya Ulaşacak - RayHaber
DÜNYA

Dünya Demiryolu Pazarı 2031’e Kadar 266,8 Milyar Euroya Ulaşacak

Dünya Demiryolu Pazarı Çalışması’nın (WRMS) 11. baskısı, Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026’da tanıtıldı. UNIFE tarafından hazırlatılan ve Bain & Company tarafından gerçekleştirilen araştırma, 2026-2031 dönemine ilişkin küresel demiryolu pazarının gelişimine yönelik öngörüleri ortaya koydu. 66 Ülkenin Demiryolu Pazarı İncelendi Çalışma, küresel demiryolu trafiğinin yaklaşık yüzde 99’unu temsil eden 66 ülkeyi kapsıyor. 🚆
Stadler’den InnoTrans 2026’da Yeni Lokomotif ve Hidrojenli Trenler - RayHaber
49 Almanya

Stadler’den InnoTrans 2026’da Yeni Lokomotif ve Hidrojenli Trenler

Stadler, InnoTrans 2026’da farklı kullanım alanlarına yönelik yeni demiryolu araçlarını sergiledi. SBB Cargo için geliştirilen Euro DuFour lokomotifi, Sardinya ve İtalya’nın farklı bölgeleri için üretilen hidrojenli dar hatlı trenler ile Norveç için sipariş edilen Flirt Nordic Express trenleri fuarın öne çıkan araçları arasında yer aldı. Euro DuFour Dört Havai Hat 🚆
Alstom’dan Ren-Ruhr S-Bahn ve Urbanliner İçin Yeni Teknolojiler - RayHaber
49 Almanya

Alstom’dan Ren-Ruhr S-Bahn ve Urbanliner İçin Yeni Teknolojiler

Alstom, Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026’da yeni nesil demiryolu ve tramvay teknolojilerini sergiliyor. Şirket fuarda, Ren-Ruhr S-Bahn trenleri için geliştirilen yeni tasarımın prototipini tanıtırken, Deutsche Bahn ile uzaktan kumandalı tren işletimini ve Urbanliner tramvayları için geliştirilen yeni nesil boji teknolojisini de ziyaretçilere gösteriyor. Ren-Ruhr S-Bahn İçin Yeni Tasarım Bölgesel ulaşım otoriteleri 🚆
Plasser & Theurer’den InnoTrans 2026’da Yeni Ray Bakım Teknolojileri - RayHaber
49 Almanya

Plasser & Theurer’den InnoTrans 2026’da Yeni Ray Bakım Teknolojileri

Plasser & Theurer, Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026’da hem yeni ray bakım teknolojilerini sergiledi hem de yeni kurulan Plasser Diagnostics bölümünü ilk kez tanıttı. Şirket, fuarda iki yeni makinesinin yanı sıra farklı demiryolu araçlarına yönelik ölçüm teknolojilerini de ziyaretçilerin beğenisine sundu. Plasser Diagnostics Ölçüm Teknolojilerini Bir Araya Getiriyor Plasser Diagnostics’ten sorumlu 🚆
CRRC’den InnoTrans 2026’da Hidrojenli Lokomotif ve Sürücüsüz Metro Konsepti - RayHaber
49 Almanya

CRRC’den InnoTrans 2026’da Hidrojenli Lokomotif ve Sürücüsüz Metro Konsepti

Çinli demiryolu üreticisi CRRC, Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026’da yeni nesil ulaşım teknolojilerini sergiledi. Şirket fuara, hidrojen yakıt hücresiyle çalışan altı akslı Velforce lokomotifi ile fütüristik tasarıma sahip sürücüsüz metro konsepti Vellink’i getirdi. Velforce Hidrojenli Tahrik Sistemiyle Öne Çıkıyor CRRC’nin sergilediği Velforce, şirketin lokomotif ve metro araçlarında yeni nesil tahrik sistemleri 🚆
FlixTrain’in Yeni Talgo 230 Vagonu InnoTrans 2026’da Tanıtıldı - RayHaber
49 Almanya

FlixTrain’in Yeni Talgo 230 Vagonu InnoTrans 2026’da Tanıtıldı

Alman şehirlerarası demiryolu işletmecisi FlixTrain’in Talgo’dan sipariş ettiği yeni trenlerin ilk tamamlanan vagonu, Berlin’de düzenlenen InnoTrans 2026 fuarında görücüye çıktı. FlixTrain’in yeşil renklerine boyanan yeni vagon, şirketin gelecekteki tren filosuna ilişkin ilk somut örnek oldu. 65 Yeni Talgo 230 Tren Seti Sipariş Edildi FlixTrain, 2025 yılının ortalarında İspanyol vagon üreticisi 🚆