Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2024 yılı Ekim ayında, Mexico City’de düzenlenen 11. Bloomberg CityLab Zirvesi’nde dikkat çekici bir konuşma gerçekleştirdi. Bu zirve, dünya genelinden 500’den fazla belediye başkanının katılımıyla, yerel yönetimlerin toplumsal sorunları ele alma becerilerini geliştirmeyi amaçlayan önemli bir platform olarak öne çıkıyor. İmamoğlu’nun konuşması, İstanbul Modeli’nin temel ilkeleri, dayanışma ve kalkınma politikaları, mülteci krizi ve dünya barışı konularına odaklandı.
Bloomberg Küresel Belediye Başkanları Yarışması ve Askıda Fatura
Ekrem İmamoğlu’nun zirvede dikkat çeken bir diğer başlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin pandeminin ilk yılında hayata geçirdiği “Askıda Fatura” uygulamasıydı. Bu uygulama, 2021 yılında düzenlenen “Bloomberg Küresel Belediye Başkanları Yarışması”nda birincilik ödülüne layık görülmüştü. İmamoğlu, uygulamanın başarı hikayesini ve İstanbul’daki dayanışma anlayışını katılımcılara aktardı. Askıda Fatura platformu, şehirdeki maddi yardıma ihtiyaç duyan haneler ile bağışçılar arasında anonim ve şeffaf bir bağ kurarak, dayanışma ekonomisine önemli bir örnek oluşturdu. Uygulama, kısa sürede geniş bir destek alarak 440 binin üzerinde fatura ödemesi sağladı ve 250 binden fazla ihtiyaç sahibi aileye yardım ulaştırdı.
İstanbul Modeli: Dayanışma, Kalkınma ve Refah
İmamoğlu’nun konuşmasının merkezinde, İstanbul Modeli olarak adlandırdığı yerel yönetim anlayışı bulunuyordu. Bu model, üç temel ilke üzerine kurulu: dayanışma, kalkınma ve refah. Dayanışma ilkesi, sosyal yardımların ötesine geçerek toplumsal uyumu güçlendiren projelere odaklanırken, kalkınma ilkesi, kentteki altyapı yatırımlarına ve eşitlikçi kentleşmeye dikkat çekiyor. İmamoğlu, son yıllarda yapılan metro hatları, yeşil alanlar ve toplu taşıma yatırımlarıyla, İstanbul’da daha yaşanabilir bir kent yaratmayı amaçladıklarını belirtti.
Refah ilkesine ise özellikle çocuklar, kadınlar ve gençler için sunulan sosyal imkanlar ve burs programları damga vurdu. İstanbul’da dört yaş altı çocuğu olan annelerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanması ve öğrencilere yönelik sağlanan burslar, şehirdeki sosyal eşitsizliği azaltmayı hedefleyen politikalara örnek gösterildi. İmamoğlu, ayrıca İstanbul’un karar alma süreçlerinde vatandaşların aktif katılımını teşvik ettiklerini, bu amaçla “İstanbul Senin” adlı dijital bir platform oluşturduklarını ve şehir halkının görüşlerini bu platform üzerinden paylaştıklarını vurguladı.
Dünya Barışı ve Otoriter Rejimler Üzerine Uyarılar
İmamoğlu, konuşmasında dünya barışı ve demokrasiyi tehdit eden otoriter rejimlere de dikkat çekti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ve “Millet hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir” sözlerini hatırlatarak, savaşların küresel barış için en büyük tehdit olduğunu dile getirdi. Günümüzde otoriter politikacıların toplumsal bölünmeleri körükleyerek ve dış düşmanlar yaratarak, güç üzerindeki kontrollerini sağlamlaştırma eğiliminde olduklarını belirtti. Bu tür politikaların sadece ulusal sınırlar içinde kalmadığını, küresel çatışmaları da artırarak, dünya barışını tehdit ettiğini ifade etti.
İmamoğlu, şehir liderlerinin bu tür tehditlerle mücadelede önemli bir rol oynayabileceğini savundu. Kent yönetimlerinin, demokrasi ve barış için birer savunma hattı olarak işlev görebileceğini belirten İmamoğlu, otoriter popülizmin toplumsal bağları aşındırmaya çalıştığı bir dönemde, dayanışma ve demokrasiyi savunmanın her zamankinden daha kritik olduğunu dile getirdi.
Balkan Şehirleri Arasında Dayanışma: B40 Ağı
İmamoğlu, zirvede yaptığı konuşmada, 2021 yılında kurdukları Balkan Şehirleri Ağı (B40 Ağı) ile Balkan şehirleri arasında dayanışmayı artırmayı amaçladıklarını anlattı. Bu oluşumun amacının, şehirler arasında bilgi paylaşımı ve ortak sorunlara birlikte çözüm arayışı olduğunu ifade etti. Ayrıca, bu tür dayanışma ağlarının Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin şehirleriyle de kurulabileceğini duyurdu. Bu girişimlerin, İstanbul Modeli sayesinde otoriter popülizmle nasıl mücadele ettiklerine dair deneyimlerini paylaşmak için önemli bir platform olacağını belirtti.
Mülteci Krizi ve İstanbul’un Üstlendiği Rol
İstanbul, son yıllarda Suriyeli mültecilerin ve diğer sığınmacıların yoğun olarak yaşadığı bir şehir haline geldi. İmamoğlu, Suriye’deki iç savaşın 12 milyon insanı yerinden ettiğini ve bunların büyük bir kısmının Türkiye’ye sığındığını hatırlatarak, İstanbul’un bu insani krizin ön cephesinde olduğunu söyledi. Ayrıca, Ukrayna’daki ve Gazze’deki savaşların da bölgede milyonlarca insanı yerinden ettiğini ve İstanbul’un bu krizle tek başına başa çıkamayacak kadar büyük bir yük altında olduğunu ifade etti.
İmamoğlu, mülteci krizinin sadece Türkiye’nin sorunu olmadığını, bu küresel sorunun uluslararası iş birliği gerektirdiğini belirtti. İstanbul’un bu süreçte aldığı tedbirler ve yardımlar, şehirdeki dayanışma ruhunun bir parçası olarak öne çıkarken, aynı zamanda bu krizin çözümü için küresel bir sorumluluk çağrısı yaptı.
İstanbul’un Uluslararası Vizyonu
İmamoğlu’nun zirvede çizdiği İstanbul vizyonu, yerel yönetimlerin uluslararası arenada ne kadar etkili olabileceğinin bir göstergesiydi. İstanbul Modeli, sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı şehirlerinde de ilham kaynağı olabilecek bir yönetim anlayışını temsil ediyor. Özellikle dayanışma, kalkınma ve refah ilkeleri üzerine kurulu bu model, kentlerin daha yaşanabilir, daha eşitlikçi ve daha demokratik bir yapıya kavuşması için önemli bir yol haritası sunuyor.
İstanbul’un uluslararası platformlarda gösterdiği bu vizyon, yerel yönetimlerin sadece yerel sorunlarla değil, küresel sorunlarla da başa çıkabilme kapasitesine sahip olduğunu kanıtladı. Ekrem İmamoğlu’nun zirvede yaptığı konuşmalar, İstanbul’un geleceğini şekillendirirken, aynı zamanda küresel barış ve demokrasi için önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor.