Dine Dayalı Hukuk Sisteminden Laik ve Çağdaş Hukuk Sistemine Geçiş
Türkiye’de, dine dayalı hukuk sisteminin yerini laik ve çağdaş bir hukuk sistemine bırakması, Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, Türk Medeni Kanunu’nun, Cumhuriyet tarihinin en büyük devrimlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, kadın hakları konusunda elde edilen kazanımların günümüzde tehdit altında olduğunu vurguladı.
Suiçmez, kadın haklarını geri plana atan yasal düzenlemelerin gündeme gelmesinden duyduğu kaygıyı dile getirirken, laiklik ilkesinin kadınların eşit ve onurlu bir yaşam sürmelerinin teminatı olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, “Kadını eşit ve özgür birey ve yurttaş olmaktan uzaklaştıracak her türlü söylem ve düzenleme, anayasamızın ruhuna aykırıdır ve bu tür girişimlerden vazgeçilmelidir.” diyerek, bu değerleri koruma ve yaşatma mücadelesinin önemine vurgu yaptı. Ayrıca, kadın hakları kazanımlarında geriye dönüşe yol açacak söylem, eylem ve yasal değişikliklere karşı duracaklarını belirtti.
Suiçmez, Cumhuriyet Devrimini bir kadın devrimi haline getiren ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Medeni Kanun’un mimarı Mahmut Esat Bozkurt’u saygıyla andı.
Kadının Güvencesi: Türk Medeni Kanunu
Avukatlar Vakfı Başkan Yardımcısı ve İstanbul Barosu’ndan hukukçu Nazan Moroğlu, Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle birlikte kadınların evlenme, boşanma, mal varlığı ve miras gibi özel yaşamlarına ilişkin haklar açısından erkeklerle eşit yurttaş konumuna getirildiğini belirtti. Ancak, 98 yıl sonra hâlâ kadını birey olarak görmeyen ve Medeni Kanun’un yok sayılmasına yol açan söylemlere ve yasa değişikliklerine tanık olduklarını vurguladı.
- Moroğlu, 2017 yılında “müftüye resmi nikâh yetkisi” verilmesiyle kazanımların tehlikeye girdiğini hatırlatarak, Medeni Kanunu korumak için mücadeleye devam edeceklerini açıkladı.
29 Ekim Kadınları Derneği Başkanı Şenal Sarıhan ise, kadın hareketinin Türk Medeni Kanunu’nu daha da ileri taşımak için emek verdiğini ifade etti. Sarıhan, “1926 kazanımlarını korumakla birlikte daha da eşitlikçi bir düzen için mücadelenin elden bırakılmaması gerektiğini” belirterek, bu alandaki çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladı.