Okullardaki Temizlik Sorunu Tartışmaları Devam Ediyor
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda yaşanan temizlik sorunları, eğitim camiasında tartışmalara neden olmaya devam ediyor. Eğitim İş Sendikası, Bakan Yusuf Tekin’e yönelik eleştirilerini dile getirerek durumu değerlendiriyor.
Temizlik Sorununun Siyasi Şova Dönüştüğü İddiası
Eğitim İş Sendikası yetkilileri, Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullardaki temizlik sorununu “siyasi şov” olarak tanımladığını belirtiyor. Sendika, Bakanlığın asıl hizmet misyonunu yerine getirmekte yetersiz kaldığını ve sorumluluklarını diğer kurumlara yüklemeye çalıştığını ifade ediyor. Yapılan açıklamalarda, okullardaki temizlik hizmetlerinin eksiksiz olduğu ve herhangi bir sorun bulunmadığı iddia edilse de, öğretmenler ve öğrenciler tarafından bildirilen gerçekler bu tezlerin aksini gösteriyor.
“Eğitim-İş olarak bu durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş ve acil tedbirler alınmasını istemiştik. Ancak Bakanlık, tedbir almak yerine gerçekleri gizlemeye çalışmaktadır,” diyen yetkililer, okullarda yaşanan temizlik sorunlarının devam ettiğini vurguluyor.
Kalıcı Çözümler Yerine Süreksiz İşçi Uygulamaları
Eğitim İş Sendikası, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı: “Öncelikle, İşgücü Ahenk Programı (İUP) ve Toplum Faydasına Program (TYP) kapsamında görevlendirilen süreksiz işçi uygulamaları, okulların kalıcı ve sürdürülebilir temizlik gereksinimlerini karşılamaktan uzaktır.”
Süreksiz çalışanın sağlanması sürecinde yaşanan gecikmelerin, okulların hijyen standartlarını tehlikeye soktuğunu belirten sendika, “Daha önce vurguladığımız üzere bu uygulama, kamu kurumlarında kalıcı istihdam yerine süreksiz ve düşük ücretli iş gücünün önünü açmaktadır,” ifadelerini kullandı.
Düşük Ücretler ve Çalışanların Memnuniyetsizliği
Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda, okullarda görev yapan temizlik işçisi sayısının artırıldığı belirtilirken, sendika bu durumun gerçekte büyük bir açığı da itiraf ettiğini savunuyor. “TYP kapsamında çalışan işçilerin yalnızca 6 aylık sözleşmelerle işe alındığı ve görevlerinin 31 Mart itibarıyla sona ereceği göz önüne alındığında, bu programın eğitim yılı boyunca istikrar sağlayamayacağı açıktır,” diyorlar.
Ayrıca, İşgücü Ahenk Programı (İUP) kapsamında çalışanların uzun saatler boyunca düşük ücretlerle çalıştırılmak zorunda kalmaları, çalışanların memnuniyetsizliğini artırıyor. Çalışanların “Biz neden bu kadar düşük ücretle bu işi yapıyoruz?” sorusunu sormaya başlaması, Bakanlığın işçi politikalarının ne kadar sorunlu olduğunu gözler önüne seriyor.
MEB’in Temizlik İşçi Açığı
Eğitim İş Sendikası, MEB’in açıklamalarını eleştirerek, “MEB’in bu programlarla 150 bine yakın süreksiz işçi istihdam etmesi, okullarımızda kalıcı yardımcı işçi gereksiniminin en az 150 bin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır,” dedi. Bu sayı, kalabalık sınıflar ve çok katlı okullar göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kalıyor.
Bakanlık, “Hâlihazırda 49 bin 578 takımlı işçi bulunduğunu ve buna ek olarak 30 bin TYP ve 63 bin 777 İUP çalışanının görev yaptığını” ifade ediyor. Ancak bu açıkladıkları rakamların dikkatli bir şekilde incelenmesi, eğitim sistemimizdeki büyük bir eksikliği açıkça ortaya koyuyor.
MEB’in son 20 yılda yeni memur alımı yapmadığı ve mevcut işçilerin farklı görevlerle yükümlü hale geldiği gerçeği, temizlik işçiliği ihtiyacını daha da artırmaktadır. Eğitim İş Sendikası, “Bugün hâlâ 49 bin 578 takımlı işçinin büyük bir kısmı, temizlik işlerinden çok farklı görevleri yerine getirmektedir,” diyerek durumu eleştiriyor.
Sonuç olarak, okullardaki temizlik hizmetlerinin sürdürülebilirliği için kalıcı ve nitelikli istihdam politikalarına acilen ihtiyaç duyulmaktadır.