Finlandiya’nın muhafazakâr liderliğindeki hükümeti, savunma harcamalarını 2025’te 6,8 milyar dolardan 2032’de 11,5 milyar dolara çıkaracak kapsamlı bir plan açıkladı. NATO’ya yeni katılan ülke, bu adımla yıllık savunma harcamalarını Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) %3,3’üne yükseltmeyi hedefliyor ve NATO’nun %2’lik standart hedefinin oldukça üzerine çıkıyor.
Artan Güvenlik Endişeleri
Savunma Bakanı Antti Häkkänen, Ukrayna’daki savaşın etkisi ve Helsinki ile Moskova arasındaki gergin ilişkilerin, Finlandiya’nın savunma harcamalarını artırma yönündeki kamuoyu ve siyasi desteğini güçlendirdiğini belirtti. Häkkänen, şu ifadelerde bulundu:
“Güvenlik durumunu tahmin etmek zor. Hızla kötüleşebilir. Büyük ölçekli savaşlarla mücadele kapasitemizi artırmak için savunmaya daha fazla yatırım yapılması gerekiyor.”
NATO ve Güncellenmiş Savunma Stratejisi
Finlandiya hükümeti, Nisan 2023’te NATO’ya katılımının ardından ilk kez 19 Aralık’ta Eduskunta’ya güncellenmiş bir Savunma Raporu sundu. Raporda, Rusya’nın artan tehditleri ve Ukrayna’daki savaşın Baltık ve Avrupa Birliği ülkelerine yayılma riskine vurgu yapıldı.
“Rusya, Batı ile daha açık ve uzun süreli bir çatışmaya doğru ilerliyor ve bu durum Avrupa için uzun vadeli bir tehdit oluşturmaya devam ediyor,” denildi.
Savunma Harcamalarında Sürekli Artış
Finlandiya’nın savunma harcamaları, 2020’de 3,5 milyar dolar seviyesindeyken, 2023’te 6,1 milyar dolara yükseldi. Bu artış, özellikle Lockheed Martin’den 64 adet F-35A savaş uçağının satın alımı için yapılan 8,8 milyar dolarlık anlaşma gibi büyük ölçekli projelerden kaynaklanıyor.
Ulusal Güvenlik ve Bölgesel Strateji
Ulusal Koalisyon Partisi milletvekili Pauli Aalto-Setälä, Rusya’nın bölgesel bir tehdit olduğunu vurguladı:
“Rusya, savaş bağımlısı bir terörist devlettir. NATO ve Avrupa ortaklarımızla birlikte buna göre hareket etmeliyiz.”
2032 Hedefleri
- Savunma bütçesi: 11,5 milyar dolara çıkarılacak.
- GSYİH oranı: %3,3’e yükseltilecek.
- Büyük projeler: Hava Kuvvetleri ve Donanma modernizasyonları tamamlanacak.
Finlandiya’nın bu savunma stratejisi, sadece NATO üyeliğinin gerekliliklerini karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda Rusya’nın oluşturduğu tehditlere karşı proaktif bir önlem olarak dikkat çekiyor.