Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında yürütülen Kızlan Osmanlı Batığı Sualtı Kazısı, dünya su altı arkeoloji tarihine geçecek buluntularla tamamlandı. Akdeniz’in derinliklerinde bulunan ve bir çatışmada vurulduğu anlaşılan gemi, askeri mühimmattan günlük eşyalara, nadir porselenlerden devasa bir pipo koleksiyonuna kadar birçok eseri gün yüzüne çıkardı.
Dünya Sualtı Arkeolojisinin En Çarpıcı Keşfi
Bakan Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda, bu keşfin Türkiye’nin su altı arkeolojisindeki liderliğini bir kez daha kanıtladığını belirtti. Prof. Dr. Harun Özdaş ve Doç. Dr. Nilhan Kızldağ liderliğinde yürütülen kazı, Türkiye’de kazısı yapılan ilk ve tek 17. yüzyıl Osmanlı batığı olma özelliğini taşıyor.
Buluntular arasında öne çıkanlar şunlar:
Askeri Mühimmat: İlk kez bir batıkta 30’dan fazla Osmanlı tüfeği, 3 binden fazla kurşun mermi, tabanca, kılıç ve hançer bulundu. 50’den fazla humbara (el bombası) ise gemiyi bu tür mühimmat taşıyan tek örnek haline getirdi.
Pipo Koleksiyonu: Osmanlı döneminin bilinen en büyük pipo koleksiyonu, 135 adet Tophane üretimi pipo lülesiyle ortaya çıkarıldı.
Ticari ve Kültürel Değerler: İki satranç takımı ve bambu paketler içinde 40’tan fazla Çin porseleni bulundu. Bu porselenler, Türkiye karasularında tespit edilen en büyük koleksiyon olarak kayda geçti.
Günlük Yaşam İzleri: Bakır kaplar, seramik çömlekler, tahta kaşıklar, şimşir taraklar, deri mataralar ve sepetler gibi gündelik yaşamdan eşyalar da batıktan çıkarılan buluntular arasında yer aldı.
Batığın Hikayesi ve Mirası
Kazı çalışmaları, yaklaşık 30 metre uzunluğunda ve 9 metre genişliğindeki ahşap geminin bir çatışma sonrası kıyıya sürüklenerek yanıp battığını ortaya koydu. Bulunan bir mühür üzerindeki Hicri 1078 (Miladi 1667–1668) tarihi, batığın kesin olarak tarihlendirilmesini sağladı. Geminin batış zamanının kış ayları olduğu ise organik buluntulardan elde edilen yoğun kestane kalıntıları sayesinde belirlendi.
Bu keşif, Osmanlı İmparatorluğu’nun 17. yüzyıldaki hem askeri gücünü hem de ticari faaliyetlerini aynı anda belgeleyen ilk örnek olmasıyla büyük önem taşıyor. Kazıdan çıkarılan tüm buluntular, ileride Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne teslim edilerek gelecek kuşaklara aktarılacak. Dokuz Eylül Üniversitesi Sualtı Kültür Mirası ve Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezi (SUDEMER) ekibi, bu tarihi mirasın belgelenmesi için çalışmalarına devam ediyor.