Ukrayna’daki savaşın dördüncü yılına girerken, barışa giden yolun taşları bir kez daha sarsıldı. Yaklaşan ABD-Rusya zirvesi öncesinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, ateşkes anlaşması kapsamında Ukrayna’nın kontrol ettiği Donetsk bölgesinin kalan %30’luk kısmından çekilmesini istediği ortaya çıktı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, bu talebi “anayasaya aykırı” olarak nitelendirerek kesin bir dille reddetti ve böyle bir toprak tavizinin gelecekteki bir Rus işgali için yalnızca bir sıçrama tahtası olacağını vurguladı.
Bu gelişme, Cuma günü ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Alaska’da yapılacak zirvenin öncesinde tansiyonu yükseltti. Savaşın sona erdirilmesi ana gündem maddesi olsa da, Kiev’in güvenlik garantileri ve Avrupa’nın katılımı gibi temel taleplerinin diplomatik görüşmelerde ele alınmaması, barış sürecinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Putin’in Teklifi ve Zelenskiy’nin Kesin Reddi
Zelenskiy, Salı günü Kiev’de düzenlediği basın toplantısında, Putin’in Ukrayna’nın doğusundaki sanayi merkezi olan ve en çetin mücadelelerin yaşandığı Donbas’ın neredeyse tamamını ele geçirecek bir hamle istediğini açıkladı. Rusya’nın, Donetsk’in kalan 3.500 kilometrekarelik kısmının boşaltılmasını talep ettiğini söyledi. Ukrayna lideri, bu talebin, Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Putin arasında yapılan ikili görüşmenin ardından kendisine iletilen bir telefon görüşmesinde öğrenildiğini belirtti.
Zelenskiy, Rusya’nın tutumunu şu sözlerle özetledi: “Böylece Putin muhtemelen bizim Donbas’tan ayrılmamızı istiyor. Yani Amerika’nın ayrılmamızı istediği söylenemezdi.” Bu açıklamayla, taviz talebinin doğrudan Moskova’dan geldiğini vurguladı. Ukrayna’nın kontrolündeki topraklardan çekilmenin söz konusu olamayacağını yineleyen Zelenskiy, bunun Ukrayna anayasasına aykırı olacağını söyledi. Rusya’nın 2014’te Kırım Yarımadası’nı ilhak etmesiyle aynı durumun yaşanacağını belirten Zelenskiy, “Donbas’tan ayrılmayacağız. Bunu yapamayız. Herkes ilk kısmı unutuyor: Topraklarımız yasadışı olarak işgal edilmiş durumda. Donbas, Ruslar için gelecekteki yeni bir saldırı için bir sıçrama tahtası,” dedi.
Alaska Zirvesi Öncesi Diplomatik Trafik
Zirve öncesinde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’daki müttefiklerini hayal kırıklığına uğratan açıklamaları dikkat çekti. Trump, Putin’in savaşı sona erdirme konusunda ciddi olup olmadığını görmek istediğini belirtirken, Ukrayna’nın bazı topraklardan vazgeçmek zorunda kalabileceğini dile getirdi. Bu durum, Rusya’nın enerji gücünü bir baskı aracı olarak kullandığına inanan ve Moskova’nın kendileri olmadan avantajlı tavizler koparabileceğinden endişe eden Avrupalıları tedirgin etti.
Avrupa Birliği liderleri, Cuma günkü zirveye katılmazken, Salı günü Trump’a ortak bir bildiriyle seslendiler. Bildiride, “Ukrayna’da barışa giden yol Ukrayna olmadan belirlenemez” ve “uluslararası sınırlar zorla değiştirilmemelidir” denilerek pozisyonları net bir şekilde ortaya kondu. AB liderleri, Çarşamba günü Almanya Başbakanı Friedrich Merz tarafından düzenlenecek sanal bir toplantıda Trump’ı Ukrayna davasına çekmek için yeni bir girişimde bulunacak. Ancak, AB’nin Ukrayna’ya verdiği desteği engellemeye çalışan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, bildiriyi onaylamayan tek lider olarak Avrupa içindeki birliği zedeledi.
Cephede Durum: Pokrovsk Çevresinde Kritik Mücadele
Diplomatik görüşmeler devam ederken, Ukrayna’nın doğusundaki çatışmalar da tüm şiddetiyle sürüyor. Rus kara kuvvetleri, Donetsk bölgesinin önemli bir şehri olan Pokrovsk‘u ele geçirmek için yoğun bir çaba sarf ediyor. Askeri analistler, önümüzdeki 24-48 saatin kritik olabileceğini belirtiyor. Pokrovsk’un düşmesi, zirve öncesinde Rusya’ya önemli bir askeri zafer kazandıracak ve Ukrayna’nın bu bölgedeki ikmal hatlarını ciddi şekilde zorlaştıracaktır.
Çatışmaları izleyen Finlandiya merkezli analist Pasi Paroinen, “Birçok şey Ukrayna rezervlerinin mevcudiyetine, miktarına ve kalitesine bağlı olacak” diyerek, durumun hassasiyetine dikkat çekti. Ukrayna askeri komutanlığı, bölgedeki durumun “zor, tatsız ve dinamik” olmaya devam ettiğini bildirirken, Rusya’nın bir askeri eğitim tesisine düzenlediği füze saldırısında bir askerin öldüğünü ve 11 askerin de yaralandığını duyurdu.
Barış mı, Yoksa Uluslararası Hukukun Aşınması mı?
Bu diplomatik hamleler, savaşın sadece cephede değil, uluslararası hukuk ve siyaset zemininde de yürütüldüğünü gösteriyor. Zelenskiy’nin ofisinden Mykhailo Podolyak, Rusya’nın stratejik yenilgisi dışında herhangi bir sonucun, Moskova’nın şartlarına göre bir anlaşma yapılacağı, uluslararası hukukun aşınacağı ve dünyaya tehlikeli bir mesaj göndereceği anlamına geleceğini söyledi.
Londra’daki Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden kıdemli araştırmacı Nigel Gould-Davies de, Alaska’daki zirveyi “Avrupa için son derece endişe verici bir an” olarak nitelendirdi. Gould-Davies, Putin’in Trump’ı Ukrayna’nın bazı bölgelerini Rusya’ya bırakmaya ikna edebileceğinden ve bununla birlikte Rus ekonomisine uygulanan yaptırımların hafifletilebileceğinden endişe duyuyor. Uzman, bu durumun “transatlantik ittifakında gerçekten ciddi bir bölünmeye” yol açacağını belirtiyor. Putin’in asıl hedefinin toprak kazanmak değil, Ukrayna’yı kendisine bağlamak olduğunu vurgulayan Gould-Davies, bunun Avrupa’nın diğer bölgelerini de tehdit edebileceğini söylüyor.