BAE Systems’ın teknoloji direktörü Robert Merryweather, deniz araçları ve muharebe zırhlıları için gelecekteki hava savunmasının, drone’lara karşı elektronik harp önlemleri veya toplarla donatılmış insansız araçların kullanılmasıyla şekilleneceğini öngörüyor. Bu yaklaşım, Kızıldeniz’deki son çatışmalardan elde edilen derslere dayanıyor ve hedefleri güvenli mesafeden, minimum müdahale maliyetiyle etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor.
Maliyet Asimetrisi ve Yeni Savunma Stratejileri
Kızıldeniz’de Husi insansız hava araçlarına karşı savunmada yaşanan maliyet asimetrisi, donanmalar için önemli bir sorun teşkil ediyor. Başlangıçta milyon dolarlık füzeler kullanılırken, zamanla doktrin değişikliğine gidilerek bazı İHA’ların gemideki topların ve elektronik harp önlemlerinin menziline yaklaşmasına izin verilmesi bu sorunun bir yansıması. Merryweather’a göre, elektronik harbin atış başına maliyeti en düşük olsa da, başarı oranı ve menzili de en kısa olan yöntem bu. Bu nedenle, en pahalı ancak en etkili sistemlerin önce kullanılması gerekliliği, yıpranma durumlarında sürdürülebilirlik sorunları yaratabiliyor.
İnsansız Sistemler ve Katmanlı Savunma: Geleceğin Çözümleri
Bu zorluklara karşı BAE Systems, elektronik harp yetenekleriyle donatılmış insansız gemiler (USV) veya araçlar gibi çözümler üzerinde duruyor. Bu insansız sistemler, ana gemiden daha uzakta görev yaparak tehditleri daha erken aşamalarda etkisiz hale getirebilir. Yaklaşık 1 kilometrelik menzile sahip elektronik harp sistemlerinin insansız hava araçlarına entegre edilmesi, tehditleri ileriye taşıyarak kinetik geri çekilmelerden önce müdahale imkanı sunabilir.
Ayrıca, 40 milimetrelik toplar gibi kinetik çözümler de katmanlı savunmanın bir parçası olacak. Bu topların yaklaşık 4 kilometrelik etkili menzili, tehditlerin nispeten yaklaşmasını gerektirse de, etkisinin ileriye doğru yansıtılmasıyla daha uzak mesafelerde de devreye girebilmesi inceleniyor. Düşük maliyetli insansız hava aracı savunma sistemlerinin 15 kilometreye kadar itilebilmesi hedeflenirken, 3-4 kilometrelik bir mesafe bile mevcut duruma göre önemli bir gelişme olarak görülüyor.
Kara ve Denizde Entegrasyon: Atlas ve Tip 26 Fırkateynleri
BAE’nin otonom kara aracı Atlas, ileri konuşlu hava savunma görevleri için potansiyel bir çözüm olarak görülüyor. Kuvvet karışımındaki esneklik, bu tür konseptlerin kara sahasında daha kolay konuşlandırılmasını sağlayabilir. Deniz kuvvetlerinde ise, Kraliyet Donanması’nın Tip 26 fırkateynleri, elektronik harp donanımına sahip USV’leri taşıyabilecek görev bölmeleriyle bu yeni savunma stratejilerine uyum sağlayacak şekilde tasarlanıyor.
Bu gelişmeler, savunma sanayisinin hızla değişen tehdit ortamına adapte olma çabalarını ve insansız sistemlerin gelecekteki askeri operasyonlardaki kritik rolünü gözler önüne seriyor.
