Arabesk müziğin güçlü sesi Güllü’nün beklenmedik vefatı, soruşturmayı daha karmaşık hâle getirerek ailesi ve yakın çevresi üzerinde yoğunlaşmış durumda. Yapılan incelemelerde, olayın doğal nedenlerin ötesinde gelişmiş olabileceğine dair ipuçları ortaya çıktı. Özellikle, kızı Tuğyan Ülkem Gülten ile ilgili alınan tutuklama kararı ve sonrasında paylaşılan yeni deliller, soruşturmanın seyrini önemli ölçüde etkiliyor.
Güllü’nün yaşadığı dönemde kızına gönderdiği ses kaydı, olayın detaylarını ortaya koymak ve aile içi sorunları anlamada kilit rol oynuyor. Kayıtlarda, sanatçının duygularını açıkça dile getirdiği ve kızına yönelik sert ifadeler kullandığı dikkat çekerken, bu sözler soruşturma dosyasına girdi ve kamuoyunun ilgisini çekti.
İncelemelerin Odak Noktasında Aile İçi Çatışma
Adli makamlar, olayın temelinde aile içi anlaşmazlıkların ve uzun süredir devam eden gerilimlerin olabileceği olasılığı üzerinde duruyor. Özellikle, Güllü’nün kızına karşı kullandığı ifadelerdeki sertlik ve duygusal yoğunluk, bu ihtimali güçlendiriyor ve aile dinamiklerinin yeniden gözden geçirilmesine neden oluyor. Ayrıca, olayla ilgili yeni deliller ve ses kaydı, soruşturmanın genişletilmesine ve detayların ortaya çıkarılmasına olanak tanıyor.
Sessiz Kalmayan Sözler: Güllü’nün Psikolojik Durumu ve Mesajları
Ses kayıtlarında, Güllü’nün kızına yönelttiği sözlerde derin bir kırılma ve hayal kırıklığı izleniyor. Ünlü sanatçının, kızına hitaben söylediği şu cümleler, yaşananların ve yaşanacakların ipucunu veriyor:
“Hayatını kim pislettiyse ona gideceksin o zaman. Senin hayatının hangi döneminde düz bir şey vardı Tuğyan. Konuşturma beni. Bana bu hayatta, senden güldüğüm tek şey bir diploma. Bir tek mesleğin, diploman. Onun dışında bana şöyle kafanı elinin arasına koy bakalım. Ben bu kadına neler yaşattım. Bu kadın hangi dönemlerde, hangi zamanlarda benim arkamda durdu. En kötü zamanında kim vardı yanımda. Burada dizime kapanıp ağladığını unutma. Haklıymışsın anne dediğini hatırla bakalım. Kim vardı yanında. Bana yaşattıklarını sen de yaşayacaksın. O zaman mezarıma gelir ağlarsın.” Bu ciddi ve duygusal sözler, kamuoyunca aile içi çatışma ve psikolojik baskı iddialarıyla yeniden gündeme getirildi.