İran, 2025 yılının Aralık ayı sonunda ekonomik memnuniyetsizlik ve teokratik yönetime karşı duyulan genel muhalefetle başlayan tarihinin en sarsıcı protestolarından birini yaşıyor. 31 vilayete yayılan gösteriler karşısında Tahran yönetiminin sert müdahalesi, uluslararası toplumu ve özellikle Washington’u teyakkuza geçirdi. Beyaz Saray, protestolarla sarsılan İran’a yönelik tüm seçeneklerin “masada” kalması konusunda ısrar ederken, Başkan Donald Trump sivil ölümlerin artması durumunda doğrudan askeri müdahale tehdidinde bulundu.
Bölgesel Arabuluculuk ve Diplomatik Baskı
Bölgede gerilimi düşürmek amacıyla Mısır, Umman, Suudi Arabistan ve Katar Salı gününden bu yana yoğun bir diplomatik mekik diplomasisi başlattı. Bölgesel müttefikler, Tahran’a yapılacak olası bir saldırının Orta Doğu genelinde kontrol edilemez siyasi ve ekonomik sonuçlar doğurabileceği konusunda Beyaz Saray’ı uyardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Çarşamba günü Trump ile görüşerek askeri bir harekattan kaçınılması çağrısında bulundu. Cuma günü saldırıyı ertelediğini teyit eden Trump ise, bu kararın dış baskılarla değil, kendi değerlendirmesiyle alındığını vurgulayarak, “Kimse beni ikna etmedi, ben kendimi ikna ettim” dedi.
İnsani Bilanço ve İdam Tehdidi
İran içinde durum oldukça vahim bir boyuta ulaştı. İnternetin neredeyse tamamen kesilmesi nedeniyle sağlıklı veri akışı sağlanamasa da aktivistler, baskılarda en az 2.600 kişinin öldüğünü ve yaklaşık 18.000 kişinin gözaltına alındığını belirtiyor. İran başsavcısının protestocuları “Allah’ın düşmanı” ilan ederek ölüm cezasıyla tehdit etmesi, gerilimi daha da tırmandırdı. Ancak son gelişmelerde, Trump’ın sert uyarılarının ardından Tahran’ın 800 infazı durdurması, kısa süreli bir nefes aldırdı. Trump, göstericileri Truth Social üzerinden “kurumlarını devralmaya” teşvik ederken, şiddet durana kadar resmi temasların askıya alındığını duyurdu.
Askeri Hareketlilik: “Lincoln” Orta Doğu’ya Dönüyor
Diplomasi sürerken, Pentagon’un Orta Doğu’daki ateş gücünü artırma hamleleri dikkat çekiyor. Güney Çin Denizi’nde görev yapan nükleer motorlu USS Abraham Lincoln uçak gemisi, rotasını batıya, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanına çevirdi. F-35C savaş uçaklarıyla donatılan bu devasa güç, yaklaşık bir hafta içinde bölgeye ulaşacak. Öte yandan, Ohio sınıfı bir denizaltının halihazırda bölgede bulunması, Washington’un anlık bir saldırı kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.
Stratejik Hesaplamalar ve Venezuela Örneği
ABD’nin bölgedeki askeri hareketliliği, kısa süre önce Venezuela’da gerçekleştirilen operasyonun gölgesinde şekilleniyor. 3 Ocak 2026’da elit Delta Gücü tarafından gerçekleştirilen ve 150’den fazla uçağın yer aldığı gizli baskınla Nicolás Maduro’nun Karakas’tan New York’a getirilmesi, Trump yönetiminin askeri kararlılığını test eden bir referans noktası oldu. Ancak uzmanlar, İran’ın çok daha karmaşık bir hedef olduğunu vurguluyor. Eski müzakereci Aaron David Miller, Trump’ın söylemleri ile eylemleri arasındaki boşluğun Amerikan güvenilirliği için risk taşıdığını belirtirken; Michael Eisenstadt gibi stratejistler, tek bir hava saldırısının rejimi devirmekten ziyade zayıflatabileceğini savunuyor.
Şu an için bölgedeki tüm aktörler, Trump’ın “yardım yolunda” ifadesinin askeri bir işgal mi yoksa protestoculara yönelik lojistik bir destek mi olduğunu anlamaya çalışırken, Orta Doğu son yılların en belirsiz haftasına girmiş durumda.