İstanbul’da 40 yıl aradan sonra düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 2. Ulaştırma Bakanları Konferansı, Türkiye’nin ulaştırma alanındaki küresel liderlik iddiasını pekiştiren stratejik açıklamalara sahne oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun başkanlık ettiği zirvede, Türkiye’nin sadece bölgesel bir geçiş noktası değil, aynı zamanda küresel bir “güven adası” olduğu vurgulandı. Zirvenin en dikkat çeken maddelerinden biri ise Afrika kıtasının ekonomik kaderini değiştirmesi beklenen dev demiryolu projesi oldu.
Afrika’nın Kaderini Değiştirecek Hat: Dakar-Port Sudan
Bakan Uraloğlu, konuşmasında Afrika kıtasıyla kurulan derin bağlara özel bir parantez açtı. Senegal’in başkenti Dakar’dan başlayıp Sudan’ın Port Sudan limanına kadar uzanan, kıtayı batıdan doğuya boydan boya kateden demiryolu projesine yönelik Türkiye’nin tavrını net bir şekilde ortaya koydu. “Afrikalı kardeşlerimizin kaderini değiştirecek girişimlere her türlü teknik desteği vermeye hazırız” diyen Uraloğlu, Türkiye’nin son 23 yılda edindiği 355 milyar dolarlık devasa yatırım tecrübesini Afrika kıtasına ihraç etmeye kararlı olduklarını belirtti.
Bu destek sözü, yalnızca bir niyet beyanı değil; geçen yıl İstanbul’da 7 Afrika ülkesiyle imzalanan işbirliği mutabakat zaptlarının bir devamı niteliğindedir. Türkiye, Afrika’nın iç bölgelerinin limanlarla buluşmasını, kıta içi ticaretin gelişmesini ve bölgesel refahın artmasını stratejik bir öncelik olarak görmektedir.
Stratejik Koridorlar: Orta Koridor ve Kalkınma Yolu
Küresel ulaştırma sisteminin darboğazlardan geçtiği bir dönemde Türkiye, ulaştırma koridorlarını çeşitlendirme stratejisini “tamamlayıcılık” esasıyla yürütüyor. Bakan Uraloğlu, Asya ile Avrupa arasındaki en ekonomik ve güvenli güzergâh olan Orta Koridor ile Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi‘nin önemine dikkat çekti. Bu hatlar, yalnızca Türkiye’nin değil, tüm İİT coğrafyasının küresel ticaretle entegrasyonunu derinleştiren taşıyıcı omurgalar olarak nitelendiriliyor.
Temenniden İcraata: Kara Ulaştırma Merkezi Önerisi
Ulaştırma alanındaki işbirliğinin artık metinlerden sahaya inmesi gerektiğini vurgulayan Uraloğlu, somut bir kurumsallaşma önerisi sundu. 1987 yılında İstanbul’da alınan ancak hayata geçirilmeyen karara atıfta bulunarak, Türkiye’de İİT bünyesinde bir “Kara Ulaştırma Merkezi” kurulmasını teklif etti. Bu uzmanlık kuruluşu, üye ülkeler arasındaki kara taşımacılığı standartlarını belirleyecek ve lojistik engelleri ortadan kaldıracak bir yapı olarak tasarlandı.
Bakan Uraloğlu, 2028 yılında düzenlenecek bir sonraki konferansa kadar bu merkezin kuruluş belgelerinin hazırlanması ve küresel bir yapılanmanın tesis edilmesi için gerekli tüm adımları atacaklarını taahhüt etti.
Sonuç: Jeostratejik Bir Güven Aktörü Olarak Türkiye
Türkiye’nin son çeyrek asırda hayata geçirdiği ulaştırma politikaları, ülkeyi küresel tedarik zincirlerinin güvenilir ve öngörülebilir bir aktörü haline getirdi. “Yol medeniyettir” anlayışıyla hareket eden Ankara, kendi altyapısını modernize ederken, teknik birikimini Afrika’dan Orta Asya’ya kadar geniş bir coğrafyayla paylaşarak küresel istikrarı destekleyen benzersiz bir diplomasi mirası inşa etmeye devam ediyor.