Efsanevi sanatçı Müslüm Gürses, aslen Müslüm Akbaş olarak bilinir ve 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde, basit kerpiç evlerin arasında doğdu. Ailesinin ekonomik sıkıntıları nedeniyle henüz üç yaşındayken Adana’ya taşınan Gürses, genç yaşta hayatın zorluklarıyla yüzleşmek zorunda kaldı; ilkokuldan sonra eğitimini sürdüremedi ve geçimini ayakkabı tamir ederek veya terzilik yaparak sağlayan bu dönemde, içindeki müzik tutkusu babasının engellerine rağmen sönmedi.
Annesinin gizli teşvikiyle 1967’de Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen bir ses yarışmasına katılan Gürses, birinciliği kazanarak kariyerinin temelini attı. Güçlü ses tonu sayesinde ‘Gürses’ soyadını benimseyen sanatçı, bir gazinoda sahneye çıkma fırsatı buldu ve dinleyicileri etkileyici performansı ile büyüledi. 1968’de çıkardığı ilk 45’liği ‘Emmioğlu/Ovada Taşa Basma’ ile yerel sınırları aşan Gürses, TRT Çukurova Radyosu’nda düzenli yayınlara katılarak Anadolu’nun duygularını tüm ülkeye ulaştırdı. Bu başarılar, onu geniş kitlelerin dert ortağı haline getirdi ve müzik kariyerini şekillendirdi.
Rekor Kıran Satışlar ve Yaşadığı Zorluklar
İstanbul’a yerleşerek kariyerini hızlandıran Müslüm Gürses, 1970’lerde büyük bir yıldız haline geldi; özellikle ‘Sevda Yüklü Kervanlar’ albümü, 300 bin satış rakamıyla dönemin rekorunu kırdı. Bununla birlikte, 1978’de geçirdiği trafik kazası hayatında dönüm noktası oldu; Tarsus yolunda meydana gelen kaza sonucu morga kaldırılan Gürses, mucizevi bir şekilde hayatta kaldı ancak koku alma duyusunu tamamen yitirdi ve konuşma yetisinde değişiklikler yaşadı. Bu olay, kafatasına metal bir plaka yerleştirilmesine neden olurken, ağır ve vakur konuşma tarzını da belirledi.
Kişisel Yaşamı ve Aşkı
Gürses’in en büyük destekçisi, çocukluktan beri hayranı olduğu sinema oyuncusu Muhterem Nur oldu; 1982’de Malatya turnesinde başlayan tanışıklıkları, 1986’da evlilikle sonuçlandı. Nur, kariyerini eşi için bırakırken, Gürses bu aşkı ‘Esrarlı Gözler’ gibi eserlerle ölümsüzleştirdi. 2000’lerde ise Gürses, arabesk dışında Murathan Mungan ile yaptığı projelerde David Bowie’den Leonard Cohen’e uzanan şarkıları Türkçe yorumlayarak, Teoman ve Şebnem Ferah gibi sanatçıların eserlerini kendine has tarzda seslendirdi ve müziğin birleştirici gücünü gösterdi.
Son Yılları ve Veda
2012’de baypas operasyonu geçiren Gürses, dört ay süren yoğun bakım mücadelesinin ardından 3 Mart 2013’te hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen sanatçı, milyonlarca hayranı için yaşadığı mücadelelerle hatırlanır. Kendi sözleriyle: ‘Bizim için hayat hep kavgaydı ama biz bu kavgayı hep şarkılarla verdik. Kimseyi kırmadık, sadece dertlere ortak olduk.’