Orta Doğu’daki dengeleri sarsan ve küresel bir krizi tetikleyen İran operasyonu, ABD içinde büyük bir siyasi sarsıntı yaratarak geniş yankı buldu. Bu operasyon, iki ülke arasındaki uzun süren gerginliği açık bir çatışmaya dönüştürürken, yalnızca politikacıları değil, aydınları, sanatçıları ve sivil toplum örgütlerini de harekete geçirdi. Özellikle Los Angeles gibi batı kıyısındaki kentlerde, hafta sonu boyunca tarihe geçen savaş karşıtı protestolar düzenlendi. Bu hareketin öncüsü, yarım asırdan fazla süredir insan hakları, barış ve çevre mücadelesi veren, Oscarlı efsanevi oyuncu Jane Fonda oldu. Seksen sekiz yaşındaki bu ikonik figür, yaşına rağmen enerjisini yitirmeyerek on binlerce kişiye hitap etti ve ABD yönetiminin dış politika kararlarını sert bir şekilde eleştirdi.
Fonda’nın konuşması, Amerikan halkının iradesinin görmezden gelindiği bir dönemi vurgularak büyük ilgi topladı. Operasyonun yol açtığı gerilim, halkın büyük bir bölümünde endişe yarattı ve meydanlardaki kalabalıklar bu kaygıyı güçlü bir şekilde ifade etti. Fonda, elindeki megafonla doğrudan yönetime seslenerek, “ABD halkı, bu meydanları doldurarak mevcut iktidara net bir mesaj veriyor. Sınırlar dışında sürdürdüğünüz bu yıkıcı savaşı belki vergilerimizle finanse ediyorsunuz, ancak bu katliamlar kesinlikle bizim onayımız olmadan gerçekleşiyor!” diye haykırdı. Bu sözler, protestocular tarafından dakikalarca alkışlandı ve halkın rızası olmadan yürütülen askeri müdahalelerin meşruiyetini sorguladı.
Meydanlardaki Barış Çığlıkları ve Halkın Karşı Duruşu
Fonda’nın eleştirileri, İran’ın dini liderine yönelik saldırıyı merkeze alarak ABD yönetiminin hesapsız adımlarını kınadı. Bu operasyonun, Beyaz Saray’ın kararlarıyla tırmanan gerilimi temsil ettiğini belirterek, ABD Başkanı Donald Trump‘ın politikalarını doğrudan hedef aldı. Konuşmasında, dış politikanın halkın iradesini hiçe saydığını vurgulayan Fonda, savaşın yalnızca yıkım getirdiğini ve uluslararası normları ihlal ettiğini savundu.
Tarihin Karanlık Gölgesinde Güncel Trajediler
Deneyimli aktivist, İran’daki sivil kayıpları Vietnam Savaşı’yla kıyaslayarak geçmiş hataların tekrarına dikkat çekti. “Şu an, dünyanın bir ucunda aileler enkaz altından sevdiklerini çıkarmaya çalışıyor ve bu acının hiçbir gerekçesi yok” diyerek, uluslararası hukuk kurallarının çiğnendiğini belirtti. Fonda, savaş baronlarının çıkarları uğruna masumların kurban edildiğini ve bu utanç verici sayfaların kapanması gerektiğini güçlü bir dille ifade etti.
Yönetimin İçteki Baskıları ve Demokrasi İhlalleri
Fonda, eleştirilerini yalnızca dış politikayla sınırlamadı ve ABD Başkanı‘nın dengesiz tutumunu ele alarak, iktidarın demokrasiye karşı bir tehdit olduğunu iddia etti. Ülke içinde muhaliflere, basına ve sivil toplumlara yönelik artan baskıları işaret ederek, ifade özgürlüğü gibi anayasal hakların ihlal edildiğini vurguladı. Bu yaklaşım, yönetimin hem dışarıda hem içeride bir savaş yürüttüğünü ve halkın temel değerlerini yok ettiğini ortaya koydu.