İzmir’de binlerce genç ve kadın için istihdam kapısı olan, kentin en önemli sosyal projelerinden biri niteliğindeki Meslek Fabrikası, son günlerde hukuki ve idari bir krizin odağına yerleşti. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tarihi binaya el koyma girişimleri, sabaha karşı gerçekleştirilen bir polis operasyonuyla yeni bir boyuta taşındı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın yurt dışı programını yarıda keserek kente dönmesine neden olan bu olay, kamuoyunda “hukuksuz el koyma” ve “yerel yönetim iradesine müdahale” tartışmalarını alevlendirdi.
Şafak Vakti Abluka: Tebligatsız Tahliye Girişimi
Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan tarihi bina, sabah saat 05.00 sularında yüzlerce polis tarafından abluka altına alındı. Giriş ve çıkışlara kapatılan binada, belediye yetkililerine herhangi bir ön tebligat yapılmaksızın tespit çalışmaları başlatıldı. Binadaki teknik eğitim malzemelerinin, uzman personel beklenmeksizin sökülmeye başlanması, sürecin usulsüzlüğü konusundaki tepkileri artırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi hukukçuları, mahkeme süreci devam eden bir mülk için yapılan bu operasyonun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek duruma itiraz etti.
Başkan Cemil Tugay’dan Sert Tepki: “İzmir İçin Bir Utanç Vakası”
Olay yaşandığı sırada Dünya Sağlık Örgütü’nün zirvesine katılmak üzere Fransa’nın Lyon kentinde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, yaşananları “zorbalık” olarak nitelendirerek Türkiye’ye dönme kararı aldı. Tugay, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, mülkiyeti İzmir halkına ait olan bir binanın güç gösterisiyle gasp edilmeye çalışıldığını vurguladı.
Tugay, binanın tarihsel sürecine dair şu dört temel gerçeği kamuoyuyla paylaştı: Binanın herhangi bir vakıf tarafından değil, özel girişimcilerce un fabrikası olarak inşa edildiği. 1926 yılında Atatürk’ün imzasıyla kamulaştırılarak yerel yönetime devredildiği. 2007 yılında belediyenin 1,6 milyon TL ödeyerek “vakıf şerhini” tamamen kaldırdığı. 2017 yılında büyük bütçeli bir restorasyonla İzmir halkının hizmetine sunulduğu.
Başkan Tugay, mahkeme süreci devam ederken gerçekleştirilen bu müdahaleyi “ülkenin itibarını zedeleyen bir utanç vakası” olarak tanımladı.
Sahada Direniş: “Hiçbir Yere Gitmiyoruz”
Olayın ardından bölgeye giden İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yaşananları “akıl tutulması” olarak değerlendirdi. Belediye ekiplerinin ve halkın binayı terk etmeyeceğini belirten Yıldır, hukuki süreç olumlu sonuçlanana kadar mücadele edeceklerini duyurdu. İçeride polis nezaretinde yapılan tespitlere belediye personelinin refakat ettiğini belirten Yıldır, bu hukuksuzluğa boyun eğmeyeceklerini yineledi.
Umudun Adresi: 145 Bin Kursiyerin Evi
Meslek Fabrikası, yalnızca tarihi bir yapı değil, İzmir’in sosyal kalkınma motorlarından biri haline gelmişti. Kurulduğu günden bu yana 145 binin üzerinde kursiyere 35 alan ve 215 branşta eğitim veren merkez, özellikle genç işsizliği ile mücadelede kritik bir rol üstleniyordu. Belediye tarafından 17 milyon TL’lik dev bir bütçeyle restore edilen bina, atıl durumdan kurtarılarak bir üretim merkezine dönüştürülmüştü. 2025 yılından itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün Tapu Kanunu’nun 30. maddesine dayanarak başlattığı tescil süreci, İzmir halkının emeğiyle inşa edilen bu kamusal yararı tehdit eder hale geldi.
Tarihsel Derinlik: Tuzakoğlu Fabrikası’ndan Şehitler Abidesi’ne
Binanın geçmişi, kentin kurtuluş mücadelesine kadar uzanıyor. 1908 yılında un fabrikası olarak inşa edilen yapı, 9 Eylül 1922’de İzmir’e giren Türk süvarilerine karşı ateş açılan nokta olmasıyla trajik bir öneme sahiptir. O çatışmada şehit düşen dört Türk eri anısına binanın hemen yanında yükselen “Dokuz Eylül Şehitler Abidesi”, yapının vatan ve namus mücadelesindeki simgesel değerini pekiştirmektedir. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kamusal bir kimlik kazanan bu yapı, günümüzde Meslek Fabrikası olarak bu mirası yaşatmaya çalışıyordu.
İzmir’de yaşanan bu kriz, hukuk devleti ilkeleri ile idari tasarruflar arasındaki ince çizgiyi yeniden tartışmaya açtı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı tapu iptal davası devam ederken yapılan fiili müdahale, yerel yönetimlerin mülkiyet haklarının korunması noktasında ciddi endişeler yaratmaktadır. İzmir halkı ve belediye yönetimi, Atatürk’ün emaneti olan bu tarihi yapının yine halkın hizmetinde kalması için hukuki ve demokratik mücadelesini sürdürmekte kararlı görünüyor.