İzmir’in Umuduna Kilit: Meslek Fabrikası’nda Bir Devrin Hüzünlü Hikayesi

İzmir’in Umuduna Kilit: Meslek Fabrikası’nda Bir Devrin Hüzünlü Hikayesi - RayHaber
İzmir’in Umuduna Kilit: Meslek Fabrikası’nda Bir Devrin Hüzünlü Hikayesi - RayHaber

İzmir’in kalbinde, binlerce insanın hayatına dokunan, gençlere iş, kadınlara umut ve sektöre nitelikli iş gücü sağlayan tarihi bir çınar bugünlerde derin bir sessizliğe büründü. Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesine ait olan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmak istenen tarihi Meslek Fabrikası binasında yaşanan tahliye süreci, sadece taşınmaz bir mülkün el değiştirmesi değil, devasa bir emeğin ve toplumsal bir idealin de sekteye uğraması anlamına geliyor. Kapıları mühürlenen, içeriye girişleri engellenen çalışanlar, Halkapınar’daki bu simge yapının önünde gözyaşları içinde beklerken tek bir gerçeği haykırıyorlar: “Burası sadece taştan, duvardan ibaret bir bina değil; burası İzmir’in geleceğine vurulmuş bir kilittir.”

Bir Evin İnşası: “Kendi Ellerimizle Kurduk”

Meslek Fabrikası’nın hikayesi, bir belediye hizmetinden çok daha fazlası olarak başladı. 2008 yılında bir proje olarak doğan ve 2015 yılında müdürlük statüsüne kavuşan bu yapı, her aşamasında çalışanlarının alın terini barındırıyor. Satın alma personeli Sema Boyacıoğlu Arıcan, binanın kuruluş sürecini bir insanın kendi evini kurmasına benzetiyor. Ücretsiz kurslarla başlayan bu yolculukta, laboratuvarların kurulumundan 3,5 milyon liralık projelerin hayata geçirilmesine kadar her detayda personelin doğrudan emeği var. Arıcan, “Ekipmanları biz seçtik, sınıfları biz düzenledik. Şimdi ise kendi kurduğumuz bu yuvaya sadece uzaktan bakabiliyoruz,” sözleriyle yaşanan hüzünlü tabloyu özetliyor.

Türkiye’ye Örnek Olan Bir Model: Sıradan Bir Kurs Değil

Meslek Fabrikası’nı diğer eğitim merkezlerinden ayıran en temel özellik, dünyadaki ve Türkiye’deki başarılı örneklerin incelenerek oluşturulmuş özgün yapısıdır. Yaklaşık 20 yıldır mesleki eğitim projelerinde görev alan bilgisayar öğretmeni Gülcan Üçfidan, bu modelin odağında kadınların ve gençlerin hayatını değiştirme tutkusunun yattığını belirtiyor. Üniversitelerle, meslek odalarıyla ve sanayi temsilcileriyle yapılan iş birlikleri sayesinde burası, mezunlarına sadece bir sertifika değil, doğrudan bir gelecek sunuyordu.

Eğitimler, pazarın ve sektörün nabzı tutularak şekillendiriliyordu. İŞKUR verileri analiz ediliyor; sanayi, turizm ve sağlık sektörlerinin neye ihtiyacı varsa o alanda sınıflar açılıyordu. 3 boyutlu yazıcılardan lazer kesim teknolojilerine kadar ileri düzey teknik eğitimlerin verildiği merkez, aynı zamanda Türkiye’de büyük bir eksiklik olan “mesleki yeterlilik belgesi” sistemini ücretsiz bir şekilde halkın hizmetine sunmuştu. Özel platformların yüksek ücretlerle sunduğu istihdam köprüsünü, Meslek Fabrikası bir kamu hizmeti olarak bedelsiz sağlıyordu.

İstihdamın Gücü: Son Dönemde Bin Yeni Hayat

Fabrikanın sadece bir eğitim merkezi değil, aynı zamanda bir istihdam kapısı olduğunun en somut kanıtı rakamlarda gizli. Satın alma personeli Gülüzar Karaköse, sadece son dönemde bin kişinin iş sahibi yapıldığını vurgulayarak, bu yapının İzmirli aileler için ne kadar büyük bir güvence olduğunu anlatıyor. Bir anne olarak konuştuğunu belirten Karaköse, üniversite mezunlarının dahi uzmanlaşmak için burayı tercih ettiğini söylüyor. Muhasebe eğitmeni Zehra Demir ise hiç bilmedikleri bir mesleği burada öğrenip bugün kurumsal firmalarda çalışan yüzlerce öğrencisinin olduğunu hatırlatarak, eğitimin bu şekilde kesintiye uğratılmasının kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.

“Okul Her Yerdir”: Mahmut Hoca Ruhu Yaşıyor

Tahliye sürecinin en çarpıcı ve simgesel anı ise usta öğretici Orkun Tüfenk’in çimlerin üzerinde verdiği son ders oldu. Polis barikatlarının gölgesinde, binanın önündeki yeşil alanda İngilizce dersini işleyen Tüfenk, Türk sinemasının efsanevi karakteri Mahmut Hoca’yı selamlayarak “Eğitime engel olunamaz” mesajı verdi. İzmir’in en uzak ilçelerinden Ödemiş’e, Bayındır’a kadar uzanan bu eğitim ağının merkezinin kapatılmasına karşı çıkan Tüfenk, bu duruşun ideolojiler üstü bir mesele olduğunu savunuyor. Geliri olmayan gençlerin ve emekli vatandaşların en kaliteli eğitimi ücretsiz aldığı bu yuva, bugünlerde sessizliğe bürünmüş olsa da çalışanların ve kursiyerlerin kararlı duruşu devam ediyor.

Personel, şimdi o binanın içinde kalan kişisel eşyalarını bile alamamanın çaresizliğini yaşıyor. Şule Alpsoy’un dediği gibi; “Bu İzmir halkına yapılan büyük bir haksızlık.” İzmir’in mesleki eğitimdeki bu amiral gemisi, yetkililerden yeniden kapılarının açılacağı ve eğitimin huzur içinde devam edeceği günü bekliyor. Çünkü biliyorlar ki; Meslek Fabrikası kapandığında, sadece bir bina mühürlenmiyor; bir gencin iş hayali, bir kadının ekonomik özgürlüğü ve bir kentin kalkınma ivmesi de o kapıların ardında kalıyor.