Dünyanın en prestijli akademik sıralamalarında ilk 500 üniversite arasında yer alarak küresel bir marka haline gelen Yakın Doğu Üniversitesi, veteriner hekimliği alanında bölgenin en önemli bilimsel organizasyonlarından birine daha imza attı. Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Hekimliği Fakültesi tarafından Girne’de düzenlenen “9. Uluslararası Çiftlik Hayvanlarında Fertilite ve Meme Sağlığı Kongresi”, hayvancılık sektörünün geleceğini şekillendiren kritik başlıkları uluslararası bir platformda buluşturdu. Üç gün süren bu kapsamlı organizasyon; akademisyenler, saha hekimleri, araştırmacılar ve sektör temsilcileri için bilgi alışverişinin merkezi oldu.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan kongrenin açılış töreni, devletin zirvesinden akademi dünyasına kadar geniş bir katılım yelpazesine sahne oldu. KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ve Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel başta olmak üzere; kurum müdürleri, dernek başkanları ve uluslararası uzmanlar, hayvancılıkta verimliliğin anahtarını bilimsel yaklaşımlarda aramak üzere bir araya geldi.
Süt Sığırcılığı ve Üreme Sağlığında Yeni Perspektifler
Kongrenin bilimsel içeriği, çiftlik hayvanlarında fertilite (üreme başarısı) ve meme sağlığı üzerine odaklanan teknik oturumlarla zenginleşti. Veteriner hekimliğinde küresel ölçekte karşılaşılan güncel sorunların tartışıldığı panellerde, akademi ile saha arasındaki uçurumun kapatılması gerekliliği ön plana çıktı.
Dünyaca ünlü uzmanların sunumları, modern hayvancılığın dijitalleşen ve biyoteknolojiyle harmanlanan yüzünü ortaya koydu. Prof. Dr. Carlos Risco, süt sığırlarında fertiliteyi artırmada biyoteknolojik gelişmelerin etkisini anlatırken, düşük verimli sürülerin teşhisinde kullanılan yeni nesil metotları katılımcılarla paylaştı. Süt üretiminin sadece miktar değil, fertilitenin doğrudan bir sonucu olduğu gerçeği, verimlilik analizlerinin temelini oluşturdu.
Erken dönem sağlığın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Ersoy Baydar, buzağıların ilk 60 günlük gelişim sürecinin, hayvanın 60 aylık toplam verim performansını nasıl belirlediğini stratejik verilerle açıkladı. Bu yaklaşım, koruyucu hekimliğin sürdürülebilir üretimdeki hayati rolünü bir kez daha kanıtladı. Enfeksiyon yönetimi tarafında ise Prof. Dr. Thomas Wittek ve Prof. Dr. Volker Krömker; Q fever, mastitis patojenleri ve antibiyotik kullanımındaki yeni bulguları paylaşarak, meme sağlığında koruma stratejilerinin tedavi süreçlerinden daha ekonomik olduğunu vurguladılar.
Bakan Hüseyin Çavuş: “Gıda Güvenliğinin Teminatı Hayvancılıktır”
KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, kongre kürsüsünden yaptığı konuşmada hayvancılığın stratejik önemine vurgu yaptı. Çavuş, hayvancılığın yalnızca ekonomik bir değer olmadığını, aynı zamanda kırsal kalkınmanın lokomotifi ve ulusal gıda güvenliğinin sarsılmaz teminatı olduğunu ifade etti. Bilim dünyasıyla kurulan iş birliklerinin sahaya doğrudan yansıdığını belirten Bakan, bu sayede küresel krizlere rağmen yerel üretimin ayakta kaldığını söyledi.
Bakan Çavuş, son yıllarda elde edilen somut başarıları şu sözlerle özetledi: “Bilimsel temelli hayvan refahı çalışmalarımız sayesinde süt verimliliğimizi günlük 21 kilodan 27 kilonun üzerine çıkarmayı başardık.” Ayrıca, iklim değişikliği ve kuraklık gibi tehditlere karşı suni tohumlama ve genetik iyileştirme projelerinin hız kesmeden devam edeceğini belirtti. Bölgesel tehdit olan şap hastalığı gibi salgınlara karşı Türkiye ile eş güdümlü yürütülen başarılı mücadele, biyogüvenliğin önemini hatırlatan bir diğer kritik başlık oldu.
Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ: “Bilgi, Toplumsal Faydaya Dönüşmeli”
Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, üniversitenin bilim odaklı vizyonunu ve “Tek Sağlık” yaklaşımını konuşmasının merkezine koydu. Şanlıdağ, veteriner hekimliğin sadece hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığını; halk sağlığı, çevre ve sürdürülebilir gıda arzı ile kopmaz bir bütün olduğunu hatırlattı. 2014 yılında “Bahar Günleri” olarak başlayan bu geleneğin bugün uluslararası bir dev kongreye dönüşmesinin, üniversitenin akademik birikiminin bir sonucu olduğunu belirtti.
Rektör Şanlıdağ, “Hedefimiz bilgiyi sadece üretmek değil, toplum yararına dönüştüren güçlü bir bilim ekosistemi oluşturmaktır,” diyerek üniversitenin araştırma ve geliştirme (Üretim-Üniversite) modelini vurguladı. Kongre süresince kurulan akademik bağların, gelecekte çok daha güçlü uluslararası bilimsel iş birliklerine zemin hazırlayacağına olan inancını dile getirdi.
Akademik Sorumluluk ve Biyogüvenlik Vurgusu
Veteriner Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsfendiyar Darbaz ise organizasyonu bir “sorumluluk platformu” olarak tanımladı. Fakültenin vizyonunun sadece diploma vermek değil, sektöre rehberlik etmek olduğunu belirten Darbaz; veriye dayalı yönetim, erken tanı ve biyogüvenlik sistemlerinin modern hayvancılığın olmazsa olmazları olduğunu ifade etti. Şap hastalığı gibi risklerin ciddiyetini hatırlatarak, koruyucu hekimliğin ekonomik kayıpları önlemedeki rolüne dikkat çekti.
Kongre Düzenleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Selim Aslan da bilimin dinamik yapısına vurgu yaparak, geçmişten günümüze üreme biyoteknolojisinin evrimini anlattı. 1940’larda dondurulmuş sperm teknolojisiyle başlayan sürecin, bugün gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve genetik değerlendirme modelleriyle bambaşka bir boyuta evrildiğini belirtti. Aslan, her bilimsel adımın bir öncekinin üzerine inşa edilen sağlam bir köprü olduğunu hatırlattı.
Bilimin Işığında Sürdürülebilir Hayvancılık
9.Uluslararası Çiftlik Hayvanlarında Fertilite ve Meme Sağlığı Kongresi, sunulan 100’ü aşkın bildiri ve gerçekleştirilen uydu sempozyumlarıyla sona erdi. Rasyolife ve Dollvet gibi sektörün öncü kuruluşlarının desteklediği oturumlarda, beslemeden metabolizmaya, sürü yönetiminden dijital teşhis sistemlerine kadar her detay masaya yatırıldı.
Yakın Doğu Üniversitesi öncülüğünde gerçekleşen bu zirve, hayvancılığın geleceğinin “akıllı çiftlikler” ve “bilimsel yönetim” ile şekilleneceğini bir kez daha kanıtladı. Girne’de kurulan bu akademik köprü, sadece Kıbrıs için değil, bölge ve dünya hayvancılığı için de umut verici bir bilimsel hafıza oluşturdu. Katılımcılar, edindikleri güncel bilgileri kendi ülkelerinde ve çalışma alanlarında sahaya yansıtmaya hazırlanırken, kongre “en iyi 500 üniversite” başarısının tesadüf olmadığını bir kez daha gösterdi.