Avrupa kıtası, haziran ayında son yılların en ağır ve yıkıcı sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Fransa, İtalya, İspanya ve Birleşik Krallık başta olmak üzere kıta genelinde milyonlarca insan, aşırı yüksek sıcaklıklar ve nefes kesen nemin etkisi altında zor günler geçiriyor. Gündüz sıcaklıklarının birçok bölgede 40 dereceyi aşmasının yanı sıra gece sıcaklıklarının da düşmemesi, insan vücudunun serinlemesini ve toparlanmasını neredeyse imkansız hale getirdi.
Uluslararası bilim insanlarından oluşan World Weather Attribution (Dünya Hava Durumu İlişkilendirmesi) grubu tarafından yayımlanan hızlı analiz, ürkütücü gerçeği gözler önüne serdi. Araştırmaya göre, fosil yakıt kullanımıyla tetiklenen küresel iklim değişikliği olmasaydı, Avrupa’daki bu mevcut sıcak hava dalgasının yaşanması neredeyse imkansızdı.
Geçmiş Yılların İklim Koşullarıyla Çarpıcı Karşılaştırma
Bilim insanları, mevcut meteorolojik verileri geçmiş dönemin iklim modelleriyle karşılaştırarak ısınmanın boyutunu sayısal verilerle ortaya koydu. Yapılan simülasyon ve hesaplamalara göre aynı sıcak hava dalgası;
-
1976 iklim koşullarında: Gündüzleri yaklaşık 3,5 derece, geceleri ise yaklaşık 2,4 derece daha serin olacaktı.
-
2003 iklim koşullarında: Gündüzleri yaklaşık 2 derece, geceleri ise yaklaşık 1,3 derece daha düşük seyredecekti.
Çalışmanın başyazarı Theodore Keeping, sıcaklıklardaki artışın dramatik bir boyuta ulaştığını belirterek, 1976 dünyasında böyle bir hava olayının görülmesinin matematiksel olarak beklenmeyeceğini, küresel ısınmanın etkilerinin derinden hissedildiği 2003 yılında bile bunun çok nadir bir durum olacağını vurguladı.
Kentlerin Yüzde 45’inde Isı Stresi Rekor Seviyede
Araştırmada sadece yalın hava sıcaklığı değil, yüksek nemle birleştiğinde insan sağlığını doğrudan tehdit eden “ısı stresi” de mercek altına alındı. 30 Avrupa ülkesindeki 850 şehri kapsayan geniş çaplı analizde, kentlerin yüzde 45’inde ısı stresinin rekor seviyelere ulaştığı ya da ulaşmak üzere olduğu belirlendi. Uzmanlar, aşırı sıcak ve nemli havanın bir arada bulunmasının vücudun terleme yoluyla kendini soğutma kapasitesini kilitlediğini, bunun da ölümcül sağlık riskleri doğurduğunu hatırlatıyor.
Dünyanın En Hızlı Isınan Kıtası: Avrupa
Veriler, Avrupa’nın küresel ısınmanın merkez üssü haline geldiğini gösteriyor. Kıta, 1980’lerden bu yana dünya ortalamasının yaklaşık iki katı hızla ısınıyor. Buna rağmen uzmanlar, Avrupa ülkelerinin bu yeni normal altyapıya henüz hazır olmadığı görüşünde. Yaygın klima kullanımının olmaması, yalıtımsız yaşlı bina stoğu, betonlaşmanın getirdiği yoğun kentleşme ve sokaklardaki yetersiz gölgelendirme alanları, aşırı sıcakların yıkıcı etkisini daha da artırıyor.
Hayat Durma Noktasına Geldi: Kırmızı Alarm
Sıcaklıkların zirve yapmasıyla birlikte pek çok Avrupa ülkesinde en yüksek seviye olan “kırmızı alarm” durumuna geçildi. Sosyal hayatı korumak adına okullar, spor müsabakaları, toplu taşıma seferleri ve turistik alanların ziyaret saatlerine katı kısıtlamalar getirildi. Fransa’da ülke tarihinin en sıcak günü kayıtlara geçerken, nehir ve göllere serinlemek için giren çok sayıda vatandaşın boğularak yaşamını yitirdiği bildirildi.
“Fosil Yakıtlar Azaltılmazsa Bu Olaylar Sıradanlaşacak”
Bilim insanları, bu sıcak hava dalgasının geçici bir yaz durumu değil, acil bir uyarı sinyali olduğunu belirtiyor. Karbon emisyonları ve fosil yakıt kullanımı küresel ölçekte radikal bir şekilde düşürülmediği sürece, bu tür ekstrem hava olaylarının gelecekte daha sık, daha uzun süreli ve çok daha şiddetli yaşanacağı konusunda fikir birliği var. Uzmanlar; hükümetlerin acilen kent mimarisini, konut projelerini, ulaşım ağlarını ve sağlık altyapısını aşırı sıcaklara uyumlu hale getirecek uzun vadeli planlamaları devreye sokması gerektiğini savunuyor.