Perili olduğu iddia edilen mekanlarda hissedilen ürperti, gölge görme ya da açıklanamayan varlık hissi uzun yıllardır doğaüstü olaylarla ilişkilendiriliyor. Ancak bilimsel araştırmalar, bu deneyimlerin önemli bir bölümünün insan zihninin çalışma biçimi ve beklentilerle bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.
Düşük Frekanslı Sesler Algıyı Etkileyebiliyor
1998 yılında İngiliz mühendis Vic Tandy, çalıştığı laboratuvarda gizemli bir gölge gördüğünü öne sürdü. Yapılan incelemelerde, laboratuvardaki havalandırma sisteminin insan kulağının duyamadığı çok düşük frekanslı sesler (infrason) ürettiği belirlendi.
Araştırmacılar, bu titreşimlerin göz küresi ve vücut üzerinde oluşturduğu hafif etkilerin kişide gölge görme veya açıklanamayan bir varlık hissi oluşturabileceğini değerlendirdi.
Elektromanyetik Alanlar Da İncelendi
Bilim insanları, elektronik cihazların ve bazı doğal kaynakların oluşturduğu elektromanyetik alanların da insan psikolojisini etkileyip etkilemediğini araştırdı.
Bu kapsamda Goldsmiths University of London araştırmacıları, düşük frekanslı sesler ve elektromanyetik alanların bulunduğu özel bir deney ortamı hazırladı.
Yapay “Perili Oda” Deneyi
Araştırmacılar, loş ışıklı ve tamamen boş dairesel bir oda oluşturdu. Oda içerisine katılımcıların fark edemeyeceği şekilde infrason ve elektromanyetik alan kaynakları yerleştirildi.
Yaklaşık 50 dakika boyunca odada kalan katılımcılardan yaşadıkları tüm hisleri kaydetmeleri istendi.
Deney sonunda birçok kişi yoğun korku, baş dönmesi, tedirginlik ve vücudunda açıklayamadığı hisler yaşadığını ifade etti.
Sonuçlar Beklenenden Farklı Çıktı
Deney verileri ayrıntılı biçimde incelendiğinde şaşırtıcı bir sonuç ortaya çıktı. Katılımcıların yaşadığını belirttiği sıra dışı hislerin, odadaki elektromanyetik alanların veya infrason kaynaklarının bulunduğu bölgelerle anlamlı bir ilişki göstermediği belirlendi.
Araştırmacılar, deneyimlerin büyük ölçüde bireylerin psikolojik beklentileri, nörolojik hassasiyetleri ve telkine açıklıklarıyla bağlantılı olduğunu değerlendirdi.
Beklenti Algıyı Şekillendirebiliyor
Bilim insanlarına göre kişi, bulunduğu yerin “perili” olduğuna inanıyorsa beyin çevredeki sıradan sesleri, gölgeleri ve bedensel hisleri olağanüstü olaylar olarak yorumlamaya daha yatkın hale geliyor.
Bu durum, beklenti etkisi ve telkinin insan algısı üzerindeki güçlü rolünü gösterirken, paranormal deneyimlerin tamamının açıklanabildiği anlamına gelmiyor. Ancak kontrollü deneyler, birçok gizemli hissin çevresel koşullardan çok zihinsel süreçlerle ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor.